Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak birçok seferde tecrübe kazanmış, kırkiki yaşında da hükümdar olmuştu.
100 bin kişilik ordusu ile gittiği Güney Azerbaycan’da Çaldıran sahrasında Şah İsmail’in 100 bin kişilik ordusunu yok etti ve tarihin en büyük meydan muharebelerinden birini kazanmış oldu. Yıkıcı Şiî propagandası Anadolu’dan uzaklaştırıldı.
Çaldıran’dan iki yıl sonra güneye inerek Halep şehri civarındaki Mercidabık ovasında Memlûk ordusunu perişan ederek, ikinci dev meydan muharebesini kazandı. Sultan Kansu öldü. Abbasî Halifesi esir düştü. Böylece halifelik de Osmanlılara geçmiş oldu. Mekke-i Mükerreme şerif’inin oğlu gelerek Emânât-ı Mukaddese’yi Yavuz’a teslim etti. Mısır, Filistin, Suriye, Hicaz, Yemen gibi tarihi memleketlerin ele geçmesi, Osmanlı’yı cihan imparatorluğu durumuna yükseltti.
Bir hamlede imparatorluğun topraklarını iki mislinden fazla genişleten Yavuz İstanbul’a döndü. Yüzbinlerce kişi büyük cihangiri karşılamak için günlerdir hazırlık yapıyorlardı. Bunu duyan Yavuz son derece sıkılmış, gece vakti yanında birkaç kişiyle kayığa binmiş, gizlice Topkapı Sarayı’na çıkmıştır. Ertesi gün Hükümdar’ın sarayda olduğu öğrenilince hiçbir merasim yapılamadı.
Yavuz Selim son derece sade giyinir, sadeliği sever, lüks ve israfa şiddetle karşı çıkardı. Her ihtimale karşı devlet hazinesini dolu tutmak isterdi.
Son anlarında yanında bulunan nedimi Hasan Can: “Sultanım! Cenâb-ı Hakk’a teveccüh edip Allah’la olacak zamandır.” dediğinde “Bizi bunca zamandır kiminle bilirdin?” diye cevap vermiştir.