Resulullah Aleyhisselâm'ın Vedâ Haccı, peygamberlik vazifesinin sona erdiğini gösteriyordu. Vedâ Hutbesi'ni Vedâ Haccı'nda irad buyurdu, Ashâb-ı kiram'ı ile burada vedâlaştı. İslâm dini, bu Hacc'da kemâlini buldu, son Âyet-i kerime burada nâzil oldu.
Ashâb-ı kiram "Nasr sûre-i şerif'inin" gelişini, Kur'an-ı kerim'in son Âyet-i kerime'sinin indirilmesini, Resulullah Aleyhisselâm'ın vefatı zamanının yaklaşmış olduğuna işaret saymışlar, bu yüzden ağlayanlar olmuştu.
Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki:
"Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefatından önce; 'Allah'a hamdederek O'nu tesbih eylerim. Allah'tan mağfiret diler ve O'na tevbe ederim.' sözlerini çok söylüyordu.
Ben: 'Yâ Resulellah! Görüyorum ki bu duâyı çok yapıyorsun!' dedim.
Şöyle buyurdu: 'Rabb'im bana ümmetim hakkında bir alâmet göreceğimi haber vermişti. O alâmeti gördüğüm zaman kendisine çok çok tesbih ve hamd ile istiğfarda bulunacaktım. İşte o alâmeti gördüm.'
Daha sonra da Nasr sûresi'ni okudu.
'Resul'üm! Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip de insanların akın akın dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini görünce, Rabb'ine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. O, tevbeleri daima kabul edendir.' (Nasr: 1-3)" (Müslim: 220)