Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz sade bir hayat yaşadılar. Süse lükse iltifat etmediler. Ümmet-i muhteremesine de bunu tavsiye ettiler.
Ashâb-ı kiram'ının Asr-ı saadet hayatı ve onların izinden giden gerçek İslâm âlimlerinin yaşantıları da bu minval üzere idi.
Bütün Ashâb-ı kiram Efendilerimiz vefat ettiklerinde geride hemen hiçbir şeyleri yoktu. Niçin? Allah için Allah yolunda, fakir fukaraya garip gurabaya harcamış, infak etmişlerdi, mütevâzı, sade bir hayat yaşamışlardı.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in, Ashâb-ı kiram'ın ve İslâm tarihi boyunca onların izinden gitmiş olan zevât-ı kiramın bu yaşantısına dair sayısız örnekler mevcuttur.
Binaenaleyh; nefsimize uymayalım, ilâhî ahkâmı, Sünnet-i Resulullah'ı -sallallahu aleyhi ve sellem- yaşamaya gayret edelim. Dünyaya dalmayalım.
"Fakat siz dünya hayatını ahirete tercih ediyorsunuz. Halbuki ahiret daha hayırlı ve daha süreklidir." (A'lâ: 16-17)
Bir Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Dünyaya muhabbet büyük günahların en büyüğüdür." (Deylemî)
Bir müslüman her zaman sade hayatı yaşamalı, mütevâzı, kanaatkâr, tevekkel ve tedbirli olmalıdır.
Böyle olunca zorluk halinde bocalamaz, zenginlik halinde de azmaz.