Hazret-i Allah'ın en hoşlandığı şeyler mahviyet ve niyazdır. Mahviyet hiç olduğunu bilmesi, niyaz muhtaç olduğunu görmesidir.
Şâh-ı Nakşibend -kuddise sırruh- Hazretlerimiz:
"Beni fazilet kapısından iki şeyle aldılar: Mahviyet ve niyaz." buyurdular.
Mahviyet nedir? Hiç olduğunu bilmek, azâmet-i ilâhi'nin karşısında yok olmaktır. Var olan O'dur, başka varlık kabul etmez.
Niyaz nedir? Her şeyin O'nun olduğunu bilmek, her şeyi O'ndan istemek, O'na yalvarmak, muhtaçlığını hâlen izhar etmektir.
Bunun içindir ki kardeşlerimizin bu noktalar üzerinde eğilmeleri için gayret ediyoruz. Herkes makam, rütbe üzerinde duruyor, biz fenâ üzerinde çok eğilmeye çalışıyoruz. Çünkü ne varsa orada var.
Arzumuz, bütün ihvanın Hazret-i Allah'ın kulu, Sebeb-i Mevcûdat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in ümmeti ve yolumuzun büyüklerinin evlâdı olarak yetişmelerine çalışmaktır. Başka hiçbir şeye bağlanmıyor, O'nun gayrısına bağlananları bir hayalet olarak kabul ediyoruz. En güzel şey ne? En parlak makam, en yüksek rütbe Efendilerimiz'in yürüdükleri yolda yürümek ve Fenâfillâh'a ermektir.
Hazret-i Allah bize mahviyyeti sevdirmiştir, niyazı sevdirmiştir. Sevdirdiğini sevdirmeye çalışıyoruz. Kim ki bunun haricine çıkmak istiyorsa bizim düsturumuzdan ayrılmıştır ve devrilmesi bu yüzdendir. Bu gibi kimseler nefislerine pâye veriyorlar ve Hazret-i Allah'ın rızâsından çıkıyorlar.