Bize düşen bu büyük âfâttan ibretler ve dersler çıkarmak ve maddî-manevî tedbir almak, hazırlık yapmaktır.
"Ey iman edenler! Bütün tedbirlerinizi alın." (Nisâ: 71)
Maddî hazırlık; eldeki imkânlar nispetinde hazırlık yapmaktır. Deprem gelmeden önce sağlam bina; harp gelmeden silah yapmak; yokluk ve kıtlık gelmeden erzak tedarik etmek; ekonomik çöküntü yaşanmadan, kâğıt paralar pul olmadan önce borçlardan kurtulmak, altın gibi geçer akçeler temin etmek vs. buna mümasil her türlü tedbiri almaya çalışmak lâzımdır.
Önce tedbir sonra tevekkül.
"Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter." (Ahzâb: 3)
Hadis-i şerif'te ise şöyle buyuruluyor:
"Deveni bağla, Cenâb-ı Hakk'a tevekkül et." (Tirmizî)
Manevî hazırlık ise O'na yönelmek ve kendimizi O'na ısmarlamakla olur:
"'Dünyanın geniş vakitlerinde; (yani sıhhat ve servet, asayiş ve emniyet gibi istirahat sebepleri mükemmel olduğu bir zamanda) Cenâb-ı Hakk'a ibadet ve taat ile kendini takdim et ki, müzayakalı (sıkıntılı) bir zamanda seni lütfu ile yâd buyursun.' (Ahmed bin Hanbel)
Yani serbest zamanlarda Allah-u Teâlâ'ya yönelip O'na kul, Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine ümmet olsaydı; ölse imanla Hakk'a varacaktı, kalsa Hakk ile kalacaktı.
Allah-u Teâlâ'ya yakın olanlara gelince; kalsa O'nun hıfz-u himayesinde olur, ölse şehid olarak göçer." (Ömer Öngüt -kuddise sırruh-)