Etrafımız ateş çemberi haline geldi. Bu zor günlerde birlik ve beraberlik içinde olan bir Türkiye'ye çok ihtiyaç var.
Çanakkale'de savaşan atalarımız sabah şehid olacağız diye, üzerimizdeki elbiseler bizim kefenimiz olacak diye akşam elbiselerini yıkıyor, tekrar giyiyorlardı.
Malazgirt Savaşı başlamadan önce Sultan Alparslan askerinin karşısına kefene benzeyen beyaz bir elbise ile çıkıp şöyle hitap etmişti:
"İşte ben kefenimi giydim. Şehid düşersem beni böylece gömünüz."
Sultan Murad 1. Kosova Savaşı'nda:
"Yâ Rabb'i! Müminlerin uğruna beni fedâ kıl. Evvelce beni gazi kıldın, şimdi şehadet nasip eyle." diye duâ etmişti. Haçlılar büyük bir bozguna uğradılar. Sultan Murad savaş alanını gezerken ölü taklidi yapan bir düşman askeri tarafından hançerlenerek şehid edildi.
Gördüğünüz gibi onlar nasıl çarpıştılar, neyi göze aldılar?
Atalarımız din için, vatan için, seve seve cihad ettiler ve şehadet şerbetini kana kana içtiler.
Dinimiz için, vatanımız için, aynı ruhla bizim de hazır olmamız, günü geldiğinde vazifemizi hakkıyla yapmamız lâzım. Çünkü önümüz karanlık, buyük harpler var.
"Ey iman edenler! Eğer Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz (sarılırsanız), Allah da sizi muvaffak eder ve ayaklarınızı sâbit kılar." (Muhammed: 7)