
Peygamberler arasında nesep silsilesi onun kadar tesbit edilmiş bir peygamber yoktur. Abdullah’ın sulbünden dünyaya gelen Resulullah Aleyhisselâm’ın, Adnan’a kadar olan dedeleri bilinmektedir.
Zât-ı şerif’i Âdem Aleyhisselâm’dan itibaren kendisine gelinceye kadar daima temiz sulblere ve pâkize rahimlere intikal etmiştir. Bütün babaları ve anaları her asrın pek temiz erkekleri ve kadınları idi. Allah-u Teâlâ onları şirkten, küfürden, sifahtan daima korumuştur.
“Secde edenler arasında bulunduğunda o seni görür.” (Şuarâ: 219)
Âyet-i kerime’si ile Hazret-i Allah; Resulullah Aleyhisselâm’ın dünyaya gelinceye kadarki bütün ecdadının daima secde edenlerden olduğunu, sulblerinde taşıdıkları Nûr-i Muhammedî’nin de onlarla birlikte secde edip durduğunu ifade buyurmaktadır.
Allah-u Teâlâ her ne kadar Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine hitap ediyor ise de, bütün herkesin her haline vâkıf olduğunu diğer bir Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor:
“Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.” (Hadid: 4)
Bu hüküm herkes içindir. Secde edenleri en güzel O bilir. Gönülden iman edip bağlı olanları da yine en iyi bilen Hazret-i Allah’tır.
•
Hadis-i şerif’lerde ise şöyle buyurulmaktadır:
“Âdemoğullarının birbirini izleyen kuşaklarının en hayırlısından gönderildim. Tâ ki, içinde bulunduğum kuşağa kadar sürüp geldi.” (Buhârî)
“Şüphesiz ki, Allah Kinâne’yi İsmail Oğullarından süzüp çıkardı. Kureyş’i de Kinâne’den süzüp çıkardı. Kureyş’ten de Haşim Oğullarını seçip çıkardı. Beni de Hâşim Oğullarından süzüp çıkardı.” (Tirmizi)
Abdullah’ın sulbünden dünyaya gelen Resulullah Aleyhisselâm’ın Adnan’a kadar olan ecdadı şöyledir:
Abdülmuttalip, Hâşim, Abd-i menaf, Kusayy, Kilâp, Mürre, Kâ’b, Lüey, Galip, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyas, Mudar, Nizar, Maadd, Adnan.
Adnan ile İsmail Aleyhisselâm arasında ise kırk ecdad vardır.
“Andolsun, içinizden size öyle aziz bir peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür. Müminlere çok şefkatli çok merhametlidir.” (Tevbe: 128)
Âyet-i kerime’sindeki; “Enfüsiküm” kavl-i şerifi bir kıraate göre; “Enfesiküm” okunmuştur. Bu kıraate göre mânâsı; “Sizin en güzel ve temiz soyunuzdan size en necip bir peygamber gelmiştir.” demektir.
•
İbrahim Aleyhisselâm Kâbe-i muazzama’nın ilk bânisi olduğundan, Resulullah Aleyhisselâm’a gelinceye kadar bütün nesli Kâbe-i muazzama’ya hizmet edegelmişlerdir. Bunun içindir ki cedd-i kirâmının hepsi de şerefli ve faziletli insanlardır.
“Âdem Aleyhisselâm’dan itibaren beni dünyaya getiren anne ve babama kadar sifahın değil nikâhın kurduğu evliliklerin mahsulüyüm. Cahiliyetin sifahından bana hiçbir şey bulaşmamıştır.” (Taberânî)
Allah-u Teâlâ o nûr sebebi ile, bütün sulbleri o nûru taşıdıklarından ötürü hıfz-u himayesine almıştır. Her biri ilâhi hüküm içinde idiler...