Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
İSLÂM İLMİHALİ - Allah Yolunda İnfak (6) - Ömer Öngüt
Allah Yolunda İnfak (6)
İSLÂM İLMİHALİ
Dizi Yazı - İslâm İlmihali
1 Eylül 2026

 

İSLAM İLMİHALİ

Allah Yolunda İnfak (7)

 

Riyâ İle Yapılan (2)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivâyet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyururlar:

“Kıyamet gününde insanlardan ilk olarak suâle çekilecek olan üç kişiden birincisi şehit edilen kimse olacaktır. Huzur-u ilâhî’ye getirildiğinde Cenâb-ı Allah ona ihsan ettiği nimetlerini bir bir sayar, o da bu nimetleri ikrar eder.

– Bu nimetlere mukabil ne yaptın?

– Senin rızân uğrunda savaştım ve şehit düştüm.

– Hayır, yalan söylüyorsun! Sana cesur desinler diye savaştın, nitekim bu söz de söylenmiştir.

Sonra verilen emir üzerine yüzüstü sürüklene sürüklene cehenneme atılır.

İkincisi de ilim öğrenmiş ve öğretmiş, Kur’an okumuş bir kimsedir. Cenâb-ı Hakk ona da lütuf ve ihsanlarını sayar, o da bu nimetleri itiraf eder.

– Bu nimetlere mukabil ne yaptın?

– Senin rızân uğrunda ilim öğrendim ve öğrettim, Kur’an okudum.

– Hayır, yalan söylüyorsun! İlmi, sana âlim desinler diye öğrendin. Kur’an-ı kerim’i de, sana ne güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim bu söz de söylenmiştir.

Sonra verilen emir üzerine yüzükoyun sürüklenerek ateşe atılır.

Üçüncüsü ise, Allah-u Teâlâ’nın kendisine geniş çapta zenginlik verdiği ve her türlü servetten ihsan ettiği bir kimsedir. Huzur-u ilâhî’ye getirilince, Cenâb-ı Hakk ihsanlarını ona da ayrı ayrı anlatır. O da onları itiraf eder.

– Bütün bunlara mukabil ne yaptın?

– Yâ Rabb’i! Servetimi sırf senin uğrunda, sevdiğin işlerde harcadım.

– Hayır, yalan söylüyorsun! Sana ne cömert ne sehavetli desinler diye bunları yaptın, bu söz de söylenmiştir.

Sonra o da emir üzerine sürüklene sürüklene ateşe atılır.” (Müslim: 1905

 

Karz-ı Hasen:

Allah-u Teâlâ’nın kendisine verdiği malı, kişinin Rızâ-î Bârî yolunda sarfetmesini, Allah-u Teâlâ Kur’an-ı kerim’inde “Güzel Bir Borç” mânâsına gelen “Karz-ı hasen” olarak vasıflandırmaktadır:

“Allah’a güzel bir borç takdiminde bulunacak kim var? Ki, Allah ona kat kat fazlasını versin.” (Bakara: 245)

“Karz-ı hasen” Kur’an-ı kerim’de yedi Âyet-i kerime’de geçmektedir.

İnfakın karz-ı hasen olabilmesi için; gönül hoşnutluğu ile verilmesi, mümkün oldukça gizli verilmesi, riyâ karıştırılmaması, verdiği her ne kadar çok olsa da az kabul edilmesi, verilirken başa kakılmaması şarttır.

Hâlis bir niyetle Allah yolunda infak edilen her şey bu Âyet-i kerime’nin şümulüne girer.

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Allah gece yarısı yahut gecenin son üçte birinde dünya semasına nüzul ederek: ‘Bana kim duâ eder ki ona icâbet edeyim veya kim benden bir şey diler ki ona vereyim!’ buyurur. Sonra: ‘Yoksul olmayan ve zulmetmeyen Allah’a kim ödünç verecek?’ buyurur.” (Müslim: 758)

Allah-u Teâlâ, kuluna verdiği rızkın fazlasını ödünç olarak istemekte, sonra da bu borcun karşılığını kat kat iâde edeceğini vâdetmektedir. Dünyada malına bereket, kendisine saâdet ve selâmet verir. Ahirette ise mükâfat olarak birçok sevaplar ihsan buyurur, ecrini kat kat artırır.

Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:

“Eğer siz Allah’a güzel bir borç takdiminde bulunursanız, andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım.” (Mâide: 12)


  Önceki Sonraki