Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ - Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (82) - Ömer Öngüt
Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (82)
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ
Dizi Yazı - Tefsir
1 Temmuz 2026

 

Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (82)

 

Allah ve Peygamber sevgisinin bütün sevgilerin üzerinde tutulması, her türlü muhabbete tercih edilmesi gerekir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:

“Resul’üm! De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alış-verişler, hoşunuza gitmekte olan meskenler, size Allah’tan ve O’nun Peygamber’inden, Allah yolunda cihaddan daha sevgili iseler, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.” (Tevbe: 24)

Resulullah’ın dâvetine hemen icabet etmeyenler gerçek hayattan mahrumdur.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in her emr-i şerif’i, insanlara maddî ve mânevi hayat veren bir dâvet hükmündedir. Bu dâvet Allah-u Teâlâ’nın dâvetinden başka bir şey değildir.

Ebu Saîd bin Muallâ -radiyallahu anh- buyurur ki:

“Mescidde namaz kılıyordum. Beni Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- çağırdı. Namazı bozup gidemedim. Sonra yanına vararak: ‘Namazda olduğum için geç kaldım yâ Resulellah!’ dedim.

Bunun üzerine Resulullah Aleyhisselâm:

“Allah Kur’an-ı kerim’de:

‘Ey iman edenler! Allah ve Resul’ü size hayat verecek bir şey için sizi çağırdığında hemen icabet edin!’ (Enfâl: 24)

Buyurmadı mı?’ diye ikaz etti.

Sonra bana: ‘Ey Said! Ben mescidden çıkmadan sana bir sûre öğreteceğim ki, o Kur’an’ın en büyük sûresidir.’ buyurdu.

Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sırada: ‘Yâ Resulellah! Hani bana büyük bir sûre öğretecektiniz?’ dedim.

Buyurdu ki: “O sûre ‘Elhamdü Lillâhi Rabbi’l-âlemin’ sûresidir. Seb’u’l-mesâni yani mükerreren nâzil olmuş yedi âyet ve bana verilmiş olan Kur’an-ı azim’dir.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1672)

Öyle bir hayat ki, yalnız dünya hayatını değil, hayat-ı ebedîye’yi kazandıran bir hayattır.

Dünyada ulvî hayat, ahirette de ebedî hayat.

Dikkat ederseniz Resulullah Aleyhisselâm çağırdığında namazda dahi olsa namazı bozup hemen davete icabet etmesi gerektiğini Âyet-i kerime ile ikaz buyuruyorlar.

Ne kadar ince, ne kadar hassas bir mesele.

Allah-u Teâlâ birçok Âyet-i kerime’sinde kendisinin yanında Peygamber’ini de katıyor. O böyle halketmiş, böyle dilemiş.


  Önceki Sonraki