
Allah ve Peygamber sevgisinin bütün sevgilerin üzerinde tutulması, her türlü muhabbete tercih edilmesi gerekir.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
“Resul’üm! De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alış-verişler, hoşunuza gitmekte olan meskenler, size Allah’tan ve O’nun Peygamber’inden, Allah yolunda cihaddan daha sevgili iseler, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.” (Tevbe: 24)
Resulullah’ın dâvetine hemen icabet etmeyenler gerçek hayattan mahrumdur.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in her emr-i şerif’i, insanlara maddî ve mânevi hayat veren bir dâvet hükmündedir. Bu dâvet Allah-u Teâlâ’nın dâvetinden başka bir şey değildir.
Ebu Saîd bin Muallâ -radiyallahu anh- buyurur ki:
“Mescidde namaz kılıyordum. Beni Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- çağırdı. Namazı bozup gidemedim. Sonra yanına vararak: ‘Namazda olduğum için geç kaldım yâ Resulellah!’ dedim.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhisselâm:
“Allah Kur’an-ı kerim’de:
‘Ey iman edenler! Allah ve Resul’ü size hayat verecek bir şey için sizi çağırdığında hemen icabet edin!’ (Enfâl: 24)
Buyurmadı mı?’ diye ikaz etti.
Sonra bana: ‘Ey Said! Ben mescidden çıkmadan sana bir sûre öğreteceğim ki, o Kur’an’ın en büyük sûresidir.’ buyurdu.
Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sırada: ‘Yâ Resulellah! Hani bana büyük bir sûre öğretecektiniz?’ dedim.
Buyurdu ki: “O sûre ‘Elhamdü Lillâhi Rabbi’l-âlemin’ sûresidir. Seb’u’l-mesâni yani mükerreren nâzil olmuş yedi âyet ve bana verilmiş olan Kur’an-ı azim’dir.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1672)
Öyle bir hayat ki, yalnız dünya hayatını değil, hayat-ı ebedîye’yi kazandıran bir hayattır.
Dünyada ulvî hayat, ahirette de ebedî hayat.
Dikkat ederseniz Resulullah Aleyhisselâm çağırdığında namazda dahi olsa namazı bozup hemen davete icabet etmesi gerektiğini Âyet-i kerime ile ikaz buyuruyorlar.
Ne kadar ince, ne kadar hassas bir mesele.
Allah-u Teâlâ birçok Âyet-i kerime’sinde kendisinin yanında Peygamber’ini de katıyor. O böyle halketmiş, böyle dilemiş.