
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendimiz Medine'de iken bir Ramazan gecesi, iftar için dâvet edildi.
İftar vakti yaklaştığında Ashâb-ı kiram'ın evine teşrif ettiler. Allah-u Teâlâ'nın ihsan ettiği birçok nimetler ile sofra donatılmıştı. Hane sahibi, Halife Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendimiz'e elindeki tası uzatarak;
"Buyrun ey müminlerin emiri, bu sizin, için!" dedi.
Elindeki tas pırıl pırıl parlamakta idi.
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendimiz:
"Nedir o?" diye sordu.
Ashâb-ı kiram Efendimiz;
"Bal şerbeti yâ Halife! Sizin için saklamıştık!" dedi.
Halife Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendimiz'in birden yüzünde bir üzüntü belirtisi oldu, eli ile tası işaret ederek şöyle buyurdu:
"Lütfen götürün bunu, götürün!"
"Aman yâ Ömer! Bizi kırmayınız." diye ısrar edildiğinde ise şöyle buyurdular:
"Olamaz aziz dostum! Ne zaman ki; idaresini üzerime aldığım bu hidayete ermiş ümmet sofralarında bal şerbeti içmeye başlarlarsa, ben de işte o zaman bu şerbeti içebilirim! Bütün işlerini üzerime aldığım müslümanlar, içmeye kuyu suyu dahi bulamazken, benim burada bal şerbeti içmem İslâm adaleti ile asla bağdaşamaz! Ben öyle bir yükün altındayım!"
"Dikkat edin! Sizden sonra bazı insanlar çıkacak ve 'Recm'i, 'Deccâl'i, 'Şefaat'i, 'Kabir azabı'nı ve bazı insanların cehennemde yanıp kömür haline geldikten sonra oradan çıkarılmasını yalanlayacaklar." (Ebu Ya'lâ, Müsned)
•
"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, kusurları bağışlamayan kimse kendisi de bağışlanmaz, affetmeyen kişi affolunmaz, günahlardan korunmaya çalışmayan kimse de korunup takvâya erdirilmez!" (Buhârî)
•
"En sevdiğim kişi, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir." (Suyûtî)
•
"Çalışıp gayret etmeden; "Biz tevekkül ehliyiz!" diyen kimseleri:
"Siz Allah'a değil, başkalarının malına güvenen kimselersiniz! Hakiki mütevekkil; toprağa tohumu attıktan sonra Allah'a itimad eden insandır." diye azarlamıştır."
•
"Allah size bol verince siz de kendinize iyi bakınız, (temiz giyininiz) herkes giyimine önem versin!" (Muvatta)
•
"Duâ, semâ ve arz arasında durur. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e salavât getirmedikçe Allah'a yükselmez." (Tirmizî)
•
"Çok konuşanın yanlışı çok olur. Yanlışı çok olanın hayâsı azalır. Hayâsı az olanın takvâsı az olur. Takvâsı az olanın kalbi ölür."
•
"Müslüman bir kimsenin, kardeşinden duyduğu bir söze hayırlı bir mânâ bulma imkânı varken kötü zanda bulunması helâl değildir."