
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-:
"Yâ Resulellah! Hayber'de benim payıma düşen malımdan daha çok hiçbir malı sevmedim. Bana bu hususta ne emir buyurursunuz?" dedi.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:
"Onun aslını kendine bırak, gelirini de Allah yolunda infak et." (Buhârî - Müslim)
Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ- der ki:
"Bu Âyet-i kerime nâzil olunca, Allah'ın bana verdiklerini düşündüm ve içlerinden bana en sevgili olarak bir Rum cariyeyi buldum. 'Bu Allah rızâsı için hürdür!' dedim. Keşke tekrar düşünüp başka bir şeyi Allah rızâsı için verseydim de onunla evlenseydim." (Bezzâr)
Ebu Zerr-i Gıfârî -radiyallahu anh-e bir misafir gelmişti. Çobana en güzel deveyi getirmesini söyledi. O da en çelimsiz bir deveyi alıp getirdi. Ebu Zerr -radiyallahu anh-: "Bana ihanet ettin!" deyince o: "Devenin en çelimsizi dişi olanıdır ben bir gün sizin ona ihtiyaç duyacağınızı hatırladım." cevabını verdi. Ebu Zerr -radiyallahu anh- ise şöyle dedi:
"Ona muhtaç olduğum gün, çukura konulduğum gündür."
Sevilen şeylerin infakı hususundaki Âyet-i kerime, canını Allah yolunda sarfetmeye de şâmildir. Zira insanın canından daha kıymetli bir şey olamaz. Ashâb-ı kiram'ın ve birçok İslâm mücâhidlerinin ilây-ı kelimetullah için cihad meydanlarına atılıp en kıymetli ve en sevgili varlıkları olan canlarını fedâ etmiş oldukları tarihen sabit bir hakikattir.
Onun içindir ki mücâhidlerin çok büyük ecir ve mükâfatlara nâil olduklarına dâir birçok Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'ler mevcuttur.
Nitekim bir Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:
"Müminler içinde öyle erler vardır ki, Allah'a vermiş oldukları ahde sadâkat gösterirler, onlardan kimi bu uğurda canını fedâ etti, kimi de bu dâveti beklemektedir.
Ahidlerini hiç değiştirmemişlerdir." (Ahzâb: 23)
Bazıları Allah yolunda hayatlarını fedâ etmiş, bazıları da iman uğrunda hayatlarını fedâ edeceği bir fırsat beklemektedir.
Zekât gibi farz olsun, sadaka gibi nafile olsun, Allah yolunda mal sarfetmek dinin esaslarındandır ve İslâm'ın teşvik ettiği bir şeydir.
Allah-u Teâlâ rızâ-i Bâri için malını sarfeden kimsenin sevabını kat kat artıracağını, büyük bir mükâfata nâil edeceğini Âyet-i kerime'sinde beyan buyurmaktadır:
"Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz danesi olan ve yedi başak bitiren bir tohuma benzer." (Bakara: 261)
Bu misal kat kat verilen karşılığı belirtmek içindir. Allah yolunda yapılan bütün harcamalar ahirette bu şekilde çoğalacak ve mizana konulacaktır. Bir dane vermekle yedi yüze kadar mükâfat alacağını bilen bir kimse, elbette kudreti nispetinde bu ilâhî lütuftan nasipdar olmak için çalışır. Bu ekinin ürünü asıl cennette biçilecektir.
"Allah dilediğine kat kat artırır." (Bakara: 261)
İhsan ve ikramı bol olan Allah-u Teâlâ tasavvura sığmayan ihsanlarını dilediğine kat kat lütfeder, sınırı ve ölçüsü yoktur. Dilediğine niyetlerine göre dilediği kadar takdir edip bağışlar.
"Allah'ın lütfu geniştir ve O, her şeyi bilendir." (Bakara: 261)
Ezelî ve ebedî ilmi ile, zaman ve mekân kaydı olmaksızın, küçük büyük, gizli âşikâr, olmuş ve olacak her şeyi en iyi bilen O'dur...