Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN HAYATI - HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (50) - Ömer Öngüt
HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (50)
ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN HAYATI
Dizi Yazı - Ashâb-ı Kiram -r. anhüm-
1 Mayıs 2026

 

ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN
HAYATI

"Ashâbım Yıldızlar Gibidir. Hangisine Uyarsanız Hidayeti Bulmuş Olursunuz." (Beyhâkî)

HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (50)

 

Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-in hilâfeti döneminde kendini ibadete vermiş, mescitten ayrılmayan bir genç vardı. Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-in hoşuna giderdi. Gencin babası sağ ve oldukça yaşlıydı. Yatsı namazını kılınca hemen babasının yanına dönerdi. Yolu bir kadının kapısından geçiyordu. Bu kadın gence vurulmuştu, yoluna çıkarak nefsini gence arz ediyordu. Derken bir gece genci aldatarak peşine taktı, kendisi içeri girdi. Genç de tam içeri girerken Allah'ı hatırlayıp kendine geldi ve dilinden:

"Takvâya erenler, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca Allah'ı zikrederler. Bir de bakarsın ki onlar gerçeği görüp bilmişlerdir bile." (A'râf: 201)

Âyet-i kerime'si döküldü ve bayılıp yere düştü.

Kadın cariyesini çağırarak genci birlikte götürüp evinin kapısının önüne bıraktılar. Babası oğlunun mutad vaktinde gelmediğini görünce aramak üzere dışarı çıkınca bir de ne görsün, oğlu kapının önünde baygın bir vaziyette. Çoluk çocuğunun yardımıyla içeri aldılar. Genç, gece bir hayli ilerledikten sonra ancak ayıldı.

Babası; "Oğlum, neyin var?" dedi.

"Bir şey yok." diyerek cevap verdi.

"Allah adına yemin veriyorum, durumu bana söyleyeceksin" diye ısrar edince çocuk olanları anlattı.

Babası; "Oğlum, hangi Âyet-i kerime'yi okumuştun?" diye sordu.

Genç tekrar Âyet-i kerime'yi okuyunca yine bayılarak yere düştü. Kendisini kaldırmaya çalıştıklarında öldüğünü gördüler. Yıkayıp geceleyin defnettiler.

Hadiseyi sabahleyin Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendimiz'e aktardıklarında, Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- gencin babasının yanına geldi ve:

"Bana niçin haber vermediniz?" diye sitem etti.

"Yâ Emire'l-müminin, geceydi."

"Peki beni kabrine götürün." buyurdu.

Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- ve maiyetindekilerle birlikte kabrin yanına vardı ve:

"Ey falan!" diye seslendikten sonra:

"Rabb'inin huzurunda durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır." (Rahmân: 46)

Âyet-i kerime'sini okudu.

Ölü genç kabrin derûnundan şöyle mukabelede bulundu:

"Yâ Ömer! Rabb'im bana o iki cenneti, cennette iki defa verdi." (Hâkim. Beyhakî)

"Mısır'ın fethi gecikince Ömer bin Hattâb -radiyallahu anh-, Amr bin Âs -radiyallahu anh-a şu mektubu gönderdi:

"Mısır'ın fethini geciktirmenize şaşıyorum. Senelerdir onlarla çarpıştığınız halde bir sonuca varamadınız! Bunun yegâne sebebi düşmanlarınızın sevdiği dünyayı sizin de sevmiş olmaya başlamanızdır. Hiç şüphe yok ki Allah bir cemaate niyetlerinin doğruluğu nispetinde yardım eder. Ben, sana dört kişi göndermiş ve o dört zâttan her birinin -bildiğim kadarıyla- bin kişiye muâdil olduklarını bildirmiştim. Meğer ki başkalarını bozan şey (dünya sevgisi) onları da bozmuş ola.

Bu mektubumu aldığında halka konuşma yap, onları düşmanlarıyla savaşmaya, sabırlı ve samimi olmaya teşvik et. O dört kişiyi askerlerin başına getir, orduya yekvücud olmalarını fermân eyle. Bunları Cuma günü zevâl vaktinde yap. Zira o an ilâhi rahmetin indiği, duâların kabul gördüğü bir demdir. Halk yüksek sesle Allah'a yalvarsın, düşmanlarına karşı O'ndan yardım dilesinler."

Amr bin Âs -radiyallahu anh- mektubu alınca halkı toplayıp okuduktan sonra o dört kişiyi çağırdı, halkın önüne geçirdi ve müteakiben orduya abdest alıp iki rekât namaz kılmalarını, Allah'a yönelip yardım dilemelerini emretti. Ve neticede Allah kendilerine fetih bahşetti."

Bu mevzu ile ilgili diğer bir rivayet de şöyledir:

"Mısır'ın fethi gecikince Amr bin Âs -radiyallahu anh-, Ömer bin Hattâb -radiyallahu anh-dan yardım istedi. Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- şu mektubu yazdı:

"Sana dört bin kişilik bir kuvvet gönderdim. Her bin kişinin başında bin kişiye bedel birer zât bulunuyor! Bunlar; Zübeyr bin Avvâm, Mikdâd bin Esved bin Amr, Ubâde bin Sâmit ve Mesleme bin Muhalled -radiyallahu anhüm-dir. Bil ki maiyyetinde bulunan askerlerin sayısı on iki bin nefere ulaştı. Artık on iki bin kişilik bir kuvvet azlıktan dolayı yenilmez." (İbn-i Adülhakem, el-Kenz)

Bazı nasihat ve beyanları:

"İnsanların haklarında konuşarak nefislerinizi oyalamayın, bu bir musibettir. Allah'ın zikrine sarılın." (İbn-i Ebi'd-Dünyâ)

"Aman Allah'ın zikrine sarılın! Zikrullah şifadır. İnsanların dedikodularını yapmaktan uzak durun, çünkü bu bir derttir." (Ahmed bin Hanbel)