Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ - Hakikat Yolu Edepten İbarettir (6) - Ömer Öngüt
Hakikat Yolu Edepten İbarettir (6)
TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ
Dizi Yazı - Tasavvuf
1 Mayıs 2026

 

TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ

Hakikat Yolu Edepten İbarettir (6)

 

Müride Lâzım Olacak Hususlar (3)

"... Gönülde bir şüphe hâsıl olursa, hemen şeyhine arzetmelidir. Şüphesi izâle olmazsa, kusuru kendinde aramalıdır. Hiçbir şekilde şeyhinde kusur görmemelidir.

Rüyâsı varsa, onu gizlememeli, şeyhine anlatmalı, tâbirini ondan beklemelidir. Kendisinde inkişaf eden durumları dahi ona arzetmeli, doğru olup olmadığını sormalıdır. Kendi keşflerine asla güvenmemelidir. Zirâ bu âlemde doğru ile yanlış karışık durumdadır.

Bir zaruret olmadıkça ve izin almadıkça, ondan ayrılmamalıdır. Ondan ayrılıp başkasına gitmek müridliğe yakışmaz.

Sesini onun sesinden yüksek çıkarmamalıdır. Onunla yüksek sesle konuşmak edepsizlik olur.

Kendine gelen her feyzin, her keşfin onun vâsıtası ile geldiğini bilmelidir. Rüyâsında başka şeyhlerden feyz geldiğini görse, bunu dahi kendi şeyhinden bilmelidir.

Hülâsa 'Tarikat baştan başa edeptir.' sözü darb-ı mesel hâline gelmiştir. Edebi gözetmeyen mürid, Allah-u Teâlâ'ya vâsıl olamaz.

Şayet bir mürid edeplerden bazılarını yapamadığı için üzülürse, çalıştığı halde başaramazsa afv olunur. Lâkin mutlak surette kusurunu itiraf etmesi lâzımdır. Eğer Allah korusun edeplere riâyet etmez, bundan dolayı da üzülmezse, bu büyüklerin bereketlerinden mahrum olur." (292. Mektup: Muhtasar olarak)

"İyi biliniz ki, bu tâifeyi inkâr etmek, öldürücü zehirdir. Bu büyüklerin fiillerine ve sözlerine itiraz etmek, insanı ebedî ölüme ve sonsuz felâkete götürür. Hele bu inkâr ve itiraz kendi mürşidine karşı olursa, o zaman tehlike daha büyük olur.

Bu tâifeyi inkâr edenler, onların bereketlerinden mahrum olurlar. Onlara iftira edenler ziyan ederler, hem de her zaman..." (313. Mektup)

Nefsimize tâbi olduğumuz için gerçekten bugün hakiki mürid pek azdır. Ekserisinin gönlü şeyhlik ve halifeliktedir.

Bir kimse mürşidini kendisine tercih etmedikçe hakiki mürid olamaz. Mürşidinden hizmet ve hürmet bekleyen, velev ki gönlünden bile geçirse gerçekten mürid olamamıştır.

Hazret-i Mevlânâ -kuddise sırruh- Hazretlerimiz bir duâlarında:

"Bizi edebe muvaffak kıl yâ Rabb'i" buyuruyorlar.

Yeni bir ihvanın edebe mugayir birçok hareketleri olur da hoş görülür. Çünkü edep elbisesini giymemiş, bilmeyerek yapıyor. Fakat eskilerin bilerek yaptıkları hatalar affolunmuyor, onlar kayıda geçiyor.

Evet, mânevi yolda çok merhamet, çok müsamaha vardır. Fakat o nispette de hâli bir disiplin mevcuttur.

"Edep bir taç imiş nûr-i Hüda'dan,

Giy o tacı emin ol her belâdan,

İlim-irfan meclisinde aradım, buldum talep,

İlim en gerideymiş, illâ edep, illâ edep..."