Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
Muhterem Ömer Öngüt -kuddise sırruh- Efendi Hazretleri'nin Hayat-ı Saadetlerinden İnciler ve Hatıralar (179) - O Ne İle, Nasıl İsterse Öyle İmtihan Eder - Ömer Öngüt
O Ne İle, Nasıl İsterse Öyle İmtihan Eder
Muhterem Ömer Öngüt -kuddise sırruh- Efendi Hazretleri'nin Hayat-ı Saadetlerinden İnciler ve Hatıralar (179)
Dizi Yazı - İnciler ve Hatıralar
1 Nisan 2026

 

Muhterem Ömer Öngüt
-kuddise sırruh- Efendi Hazretleri'nin
Hayat-ı Saadetlerinden İnciler ve Hatıralar (179)

 

O Ne İle, Nasıl İsterse Öyle İmtihan Eder:

Cenâb-ı Hakk insanları imtihan etmek için, iyiliği halk ettiği gibi kötülüğü de halk etmiştir. Fakat iyilerin yardımcısı Hakk'tır, kötülerin yardımcısı şeytandır. Kişi Hazret-i Allah'a dayandığı ve sığındığı nispette muvaffak olur. Allah'ım cümlemizi rızâsında muvaffak ettiği kullardan etsin. Çünkü hayat daima mücadele ile, imtihan ile kâimdir.

Bu mücadeleyi size şöyle arz edelim:

Ulü'l-azm peygamberler yaptıkları mücadele sebebiyle ulü'l-azm olmuştur. Diğerleri peygamberdir ama ulü'l-azm değildir. Burada her zaman mücadele etmemiz gerektiğini, düşmanın mevcut olduğunu ve hazır olmamız icap ettiğini ifade etmeye çalışıyoruz. O mücadele ile herkes imtihandan geçecek.

Çünkü Cenâb-ı Hakk buyuruyor ki:

"İnsanlar yalnız inandık demeleri ile bırakılıvereceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?" (Ankebût: 2)

O ne ile, nasıl isterse öyle imtihan eder. Herkesin derecesini o anda verir de kul farkına varmaz. Cenâb-ı Hakk bu noktada çalışanı, azmedeni, tehlikelere göğüs gereni öne alıyor.

Nitekim Ebu Hüreyre Hazretlerimiz'in rivayet ettiği Hadis-i şerif'te;

"Ey Ebu Hüreyre! Bu topluluk zor ve güç bir yola girerek..." buyuruluyor.

Bütün fazilet buradan oluyor, bunu unutmayın. Onlar güç bir yola girdiler. Niçin girdiler? Yalnız Allah için. Gaye yok, maksat yok, menfaat yok, rütbe yok. Ya ne var? Allah bize yeter.

Şimdi bu Allah bize yeter mevzuatını şöyle anlatayım:

Seyyid-i Kâinat Sebeb-i Mevcûdat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in şöyle bir beyanı var:

"Kullara bedel Rabb'im bana yeter.

Yaratıklara karşı Yaratıcı bana yeter. Rızık isteyenlere karşı Rezzak bana yeter.

Bana yeten bana yeter.

Allah bana yeter, O ne güzel vekildir.

Allah bana yeter. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim.

O, büyük Arş'ın Rabb'idir." (Câmiu's-Sağîr: 6580)

Allah ile olan Allah ile beraberdir. Allah'tan daha büyük bir dost bulamazsın. En büyük düşmanın da nefsin ve nefsin dostlarıdır. Nefsin dostları, şeytan ve şeytanlaşmış insanlardır. Şimdi burada büyük mücadeleler lazım, bu laf işi değildir. Bu mücadele, O imtihana çektiği zaman belli olur. İnsanı ne ile imtihana çekeceği de belli değildir. Yalnız imtihana çekecek ki insanlar sınıf sınıf ayrılsınlar.

Hazret-i Allah Kur'an-ı kerim'de:

"Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey, hakkınızda hayırlı olabilir ve hoşunuza giden bir şey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir siz bilmezsiniz." buyuruyor. (Bakara: 216)

Hakk'ın seni ne ile imtihan edeceğini bilmezsin. Fakat imtihan ettiği zaman, feveran etmeden, hoşlukla, kızmadan karşılamak lazımdır. Çünkü o senin için hayırlıdır, şer sanmayın hayır olduğunu O bilir, sen bilmezsin. Görünüşte şer ama Cenâb-ı Hakk buyuruyor: "Bu sizin için hayırlıdır."

"Siz onu, kendiniz için bir şer sanmayın. Bilakis o, sizin için hayırdır." (Nûr: 11)

Âyet-i kerime'sini size şöyle açalım:

Dâvud Aleyhisselâm:

"Yâ Rabb'i! Emrettiğin şekilde, bedenimi oruç ve namazla temizledim; peki kalbimi ne ile temizleyeceğim?" diye sorduğunda Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştu:

"Gamlarla ve kederlerle, ey Dâvud!"

Bakın hayır nereden çıktı şimdi. Oysa herkes ibtilâdan kaçıyor. Ama içini temizleyecek. Olmasın mı? Senin içini temizlemesin mi? Onun için gerçekten sevinmek lazım; "Ya Rabb'i sen sevmişsin, beni temizlemeyi murad etmişsin, sonsuz şükürler olsun!" demek lazımdır.

Demek ki Hazret-i Allah ibtilâ ile içini temizliyor. Peki içini temizlemesi nedir? Bu inceliği anlatalım:

Bir insan o anda halktan mı korkacak, Hakk'tan mı korkacak? İnsan o anda Hakk'a dayanırsa, O da onun içini temizlemeyi murad etmişse; onun içini rahatlıkla temizler ve berrak olarak bırakır. Kirler dökülmüş olur. İnsan hayatta her zaman hata yapabilir. Dâvud Aleyhisselâm bile temizlenmeyi istediği zaman Hazret-i Allah, ibtilâ ile temizlenebileceğini buyurdu.

Şu halde ibtilâ geldiği zaman; "Rabb'im sana sonsuz şükürler olsun, içimi de temizlemeyi murad etmişsin. Beni huzuruna aldın, ibadet ettiriyorsun, bu senin lütfundur. O ibadeti bana zevkle yaptırmak da senin ihsanındır. Huzuruna alman zaten en büyük ikramındır. Sana sonsuz şükürler olsun." diye düşünmek lazım. Şimdi buna sevinmek mi lazım? Üzülmek mi lazım? Ama sevinmek için O olmak lazım. Mühim bir sır açılmış oldu. İbtilânın da iç sırrı açılmış oldu.

Onun için Cenâb-ı Hakk ibtilânın en büyüğünü peygamberlere, sonra evliyâya, sonra da imanı nispetinde insanlara veriyor. Mühim olan şu ki; sevdiğine veriyor, sevmediğini kendi başına salıveriyor. İbtilâ, nefse ağır gelen, ruha kuvvet veren, cila yapan ve hayat veren şeydir.

Bir gün Ankara'dan bir arkadaş geldi. Kitapta "Denizin dalgaları gelir gelir. Eğer dalgaya kapılmazsan deniz seni almaz. Ama dalgaya kapılırsan seni alıp götürür." beyanınızı okudum. "Bu ne demek?" diye sordu. Yani ibtilâ gelir, gelir; sen ibtilâlara karşıdan bakarsan ibtilâ seni içeriye almaz. Fakat ibtilâlara karışırsan, ibtilâ seni alıp götürür. Anlatabildik mi? Burası çok ince.

Hazret-i Allah Kur'an-ı kerim'de:

"Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık." buyuruyor. (En'âm: 112)

Onunla imtihan edecek, ibtilâyı onunla verecek. Hani bir tabir var. "Her Musa'nın bir Firavun'u var, her peygamberin bir Ebu Cehil'i var." Muhakkak onu vermiş, lütfun karşılığına kahrı da koymuş. Çünkü onunla seni deneyecek.

Daha doğrusu;

"Mümin-i kâmil olanlar, Allah katında bazı meleklerden de efdâldir." (İbn-i Mâce)

Bu üstünlük buradan doğuyor. Nefse galip gele gele, sıyrıla sıyrıla, temizlene temizlene meleklerin fevkinde olur. Oluş yeri de burası. Yani bedava ve oturana hiçbir şey yok.


  Önceki Sonraki