Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ - Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (79) - Ömer Öngüt
Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (79)
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ
Dizi Yazı - Tefsir
1 Nisan 2026

 

Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (79)

 

Nûrun Alâ Nûr:

Hülâsa olarak Allah-u Teâlâ'nın nuru:

"Nur üstüne nurdur." (Nûr: 35)

Bu nur, sınırlanması mümkün olmayan bir nurdur. Kandilin nuru, camın güzelliği ve zeytin yağının duruluğu bir araya gelmiş, birbirini tamamlamıştır.

 

"Nûrun Alâ Nûr Nasıl Olur?"

Birincisi; Allah-u Teâlâ hidayet bahşetmiş, iman şerefiyle müşerref etmiş, taat ve takvâsıyla ziynetlendirmiştir. Bu bir nurdur. Kalbin nurudur.

"Allah bir kimsenin kalbini müslümanlık için açarsa, o Rabb'inden verilen bir nur üzerindedir." (Zümer: 22)

İkincisi; Allah-u Teâlâ onu Kudsî ruh ile desteklemiş, onu her şeyden muhafaza etmiş, her lütfuyla desteklemiştir. Bu da bir nurdur. Kudsi ruhunun nurudur.

"Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir." (Mücâdele: 22)

Üçüncüsü; lütfuyla bahşettiği, nurunu akıttığı, tarafından hâlis ilim verip mârifetullah nuruyla kalbini doldurduğu, bu has ilimle müşerref ettiği kullardır. Bu da üçüncü bir nurdur.

Müminlerin kalp gözlerini açan, onları marifetin nuru ile Zât-ı Bâri'sine eriştiren Hazret-i Allah'a sonsuz şükürler olsun.

İnsanoğlu her ne kadar bu nûru kavramak istiyorsa da, herkes onu bulamıyor.

Çünkü:

"Allah dilediği kimseyi nûruna kavuşturur." (Nûr: 35)

O nur, Kelâmullah'ın nurudur. O nur, kalbe akıttığı mârifetullah nûrudur. O ruhu da Kudsî ruh ile çevirmiş, her şeyden muhafaza ediyor.

Bunlar bir kimsede cem olduğu zaman "Nûrun Alâ Nûr" oluyor. Bu da ancak Allah-u Teâlâ'nın seçtiği, Resulullah Aleyhisselâm'ın nûrunu taktığı, kendisine çektiği kullarda olur, ancak o kullarda bulunur, başkasına şâmil değildir.

Vücudunu tamamen nûrlandıran kimseleri toprak dahi çürütmez. Çünkü sıfat-ı hayvaniyeden ayıklanmış, insan suretine girmiş, nûr olmuş. Onlar insan suretinde haşrolunur.

Allah-u Teâlâ tecelli edince her şey helâk olucudur. Zât-ı ilâhi'nin nurları tecelli edince beşeri sıfatlar eriyerek tamamen yokluğa gömülür. O'nun nurundan başka bütün nurlar mahvolur.

Özü şudur ki; "Varlığını eritip yok olduğun, hiç olduğun zaman nur olursun. Nur olursan, Var olana karışmış olursun. O kalır, sen gidersin!"

Bu vasıflara nâil olabilen bir kimsenin kalbi Arşurahman olur.

"Mümin kulun kalbi, Rahman olan Allah'ın arşıdır." (K. Hafâ: 2/130)

Mümin kul, Allah-u Teâlâ'dan gelen lütuf tecelliyatına mazhar olur.

Allah-u Teâlâ aradaki perdeleri kaldırarak, irade buyurduğu bahtiyar kullarını o nura erdirir.

Sevdiği ve seçtiği kulunu kendisine çeker, yüzüne yüzü ile tecellî eder, dilediğini lütfeder...


  Önceki Sonraki