Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
İSLÂM İLMİHALİ - Allah Yolunda İnfak (2) - Ömer Öngüt
Allah Yolunda İnfak (2)
İSLÂM İLMİHALİ
Dizi Yazı - İslâm İlmihali
1 Nisan 2026

 

İSLAM İLMİHALİ

Allah Yolunda İnfak (2)

 

İnfaka Dâvet (2)

Kim bir fedâkarlıkta bulunursa, bu kendisi için biriktirilmiş bir hazinedir. Allah-u Teâlâ kullarının mallarını infak etmelerine ihtiyaçtan münezzehtir, verilenlerden müstağnîdir. İnsanlar ise, dünyada da ahirette de O'na muhtaçtırlar. O lütfetmedikçe hiç kimse hiçbir rızık elde edemez.

"Eğer ondan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir kavim getirir de, onlar sizin gibi olmazlar." (Muhammed: 38)

Onlar, iman ve takvâ ile bu işe sahip çıkarlar, ilâhî hükümlere muhalefette bulunmazlar, vaad edilen ecir ve mükâfatlara kavuşurlar.

Nitekim öyle olmuştur.

Diğer bir Âyet-i kerime'de ise şöyle buyuruluyor:

"Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, Allah onun yerine ileride öyle bir millet getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı başları dik ve güçlüdür. Allah yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.

İşte bu, Allah'ın öyle bir lütfu ihsanıdır ki, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir, her şeyi bilendir." (Mâide: 54)

İnfak; zekâtı, sadakayı ve hayır yolunda verilen her yardımı içine alan bir ifadedir. İslâm'ın doğuşuyla doğmuş olup, İslâm cemaatinin hayatında tâ başından beri mevcut olan bir prensiptir.

Allah-u Teâlâ infak emriyle, infak eden kişinin nefsini temizleyip terbiye ve tezkiye etmektedir. Kalplerin temizlenmesi, mal ve mülk sevgisinden uzaklaşması için en iyi ilâçtır.

Kur'an-ı kerim'in birçok Âyet-i kerime'lerinde infak hükümleri vardır.

 

İnfaka Teşvik:

Allah-u Teâlâ iman edenlere seslenerek, kendilerine rızık olarak verdikleri şeylerden Allah yolunda infakta bulunmayı emrediyor. Hakk katında bunların sevabını biriktirmeleri, inandıkları gayeye ulaşabilmeleri, bu hayırlı işlere koşmaları için mâlî fedâkârlıkta bulunmayı teşvik ederek, Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurur:

"Ey iman edenler! Ne alışverişin ne de dostluğun ve ne de iltimasın olmadığı günün gelmesinden önce, size verdiğimiz rızıklardan (Allah için) sarfedin.

İnkâr edenler ancak zâlimlerdir." (Bakara: 254)

Serveti veren O'dur, verdiği şeylerden infak etmeye dâvet eden de O'dur.

Allah-u Teâlâ geçici olarak tasarrufumuza bıraktığı az miktardaki malı, o korkunç gün gelmeden önce, O'nun rızâsı mucibince infak etmemizi istemektedir.

Şöyle ki;

Zekât günü gelince kuruşuna kadar verilmeli, fakirin hakkı geciktirilmemelidir. Zekât ve sadaka vermekle beraber, dinin yücelmesi için gereken harcamayı yapmak, bu gibi bağışlarda bulunmayı âdet hâline getirmek gerekmektedir.

Bugün elde fırsat dilde ruhsat varken, malını istediği gibi harcayabilen insan, yarın öyle bir gün gelecek ki; istese bile infakta bulunamayacak.

Çünkü o gün alım-satım, değiş-tokuş günü değil; yargılama günü, cezâ ve mükâfat verme günüdür...


  Önceki Sonraki