Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
HAZRET-İ MUHAMMED Aleyhisselâm - NÛR-Î MUHAMMEDÎ -sallallahu aleyhi ve sellem- (33) - Ömer Öngüt
NÛR-Î MUHAMMEDÎ -sallallahu aleyhi ve sellem- (33)
HAZRET-İ MUHAMMED Aleyhisselâm
Dizi Yazı - Resulullah Aleyhisselâm'ın Hayat-ı Saâdetleri
1 Mart 2026

 

HAZRET-İ MUHAMMED
Aleyhisselâm

NÛR-Î MUHAMMEDÎ -sallallahu aleyhi ve sellem- (33)

 

Ehl-i Kitap'tan Bir Müslüman

Bir temsil olarak da Abdullah bin Selâm -radiyallahu anh- verilebilir.

Abdullah bin Selâm, Medine yahudilerinin ileri gelenlerinden ve âlimlerindendi. Tevrat'ı ve tefsirini yahudi âlimlerinden olan babasından öğrenmişti. Resulullah Aleyhisselâm'ın Mekke'de peygamberliğini açıkladığını duymuş, Medine'ye geleceği günü gözleyip duruyordu. Geldiği gün halkın arasına karıştı. Görür görmez "Bu yüz yalan söylemez!" dedi.

Bir gün ziyaretine geldi ve "Yâ Muhammed! Sana üç soru soracağım ki, cevaplarını ancak peygamber bilebilir.

1. Kıyametin alâmetlerinden ilki nedir?

2. Cennetlikler cennete girdikleri zaman ilk önce hangi yemeği yiyecekler?

3. Çocuk niçin babasına benzer, niçin ana soyuna çeker?"

Resulullah Aleyhisselâm "Bu soruların cevabını önün sıra Cibril gelip bana haber vermişti." buyurdu.

Abdullah ise "Bırak onu! O Cibril, melekler arasında yahudi düşmanıdır." dedi.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz asıl cevaba geçerek şöyle buyurdu:

"Kıyamet alâmetlerinin ilki, insanları doğudan batıya süren bir ateştir.

Cennetliklerin ilk yiyeceği yemek, balık ciğerinin sarkmış olan fazlasıdır.

Çocuğun ana ve baba soylarına benzemesine gelince, cimâ esnasında erkeğin suyu kadınınkinin önüne geçerse çocuk babaya benzer, kadının suyu erkeğinkinin önüne geçerse çocuk anaya benzer."

Bunun üzerine Abdullah "Kati surette şehadet ederim ki ya Muhammed! Sen Allah'ın peygamberisin." diyerek şehadet getirdi ve müslüman oldu.

Abdullah devamla; "Ya Resulellah! Yahudiler yalancı ve iftiracıdırlar, müslüman olduğumu duyarlarsa bana çok çamur atarlar, önce onları çağır ve beni sor." dedi.

O sırada yahudilerden bazıları görüşmeye gelmişlerdi. Abdullah da evin bir tarafına gizlendi.

Resulullah Aleyhisselâm onlara;

"İbn-i Selâm nasıl bir adamdır?" diye sordu.

"O bizim en yüksek bir âlimimizdir, bu derece yüksek bir âlimimizin de oğludur. O bizim en hayırlımız ve en hayırlımızın da oğludur."

Resulullah Aleyhisselâm; "O müslüman olursa ne dersiniz?" diye sordu.

"Böyle şeyden onu Allah korusun!" dediler.

O esnada Abdullah gizlendiği yerden yahudilerin karşısına çıkarak şehadet getirdi. Bu defa da yahudiler; "O bizim en şerlimizdir, en şerlimizin de oğludur." diyerek karalamaya, iftira etmeye başladılar.

Resulullah Aleyhisselâm;

"Birinci şehadetiniz bize kâfidir, ikincisi ise lüzumsuzdur." buyurdu.

Abdullah bin Selâm -radiyallahu anh-la beraber bütün ev halkı ve bazı yahudiler de müslüman oldular.

Yahudi âlimleri Abdullah'ın peşini bırakmıyorlardı. "Arap'da peygamberlik olmaz... Senin adamın hükümdardır!..." gibi sözlerle onu döndürmeye kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar.

Yahudi âlimlerinden bazıları; "Muhammed'e ancak bizim kötülerimiz ve şerlilerimiz iman etti. Eğer onlar bizim seçkinlerimizden olsalardı atalarının dinini bırakıp başka dine girmezlerdi." dediler.

Sonra da o inanan kişileri; "Kendi dininize ihanet ettiniz!" diyerek ayıpladılar.

Bunun üzerine Âyet-i kerime nazil oldu. Allah-u Teâlâ buyurdu ki:

"Onların hepsi bir değildir. Ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk da vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar." (Âl-i imran: 113)

Abdullah bin Selâm -radiyallahu anh- Resulullah Aleyhisselâm'dan ilk olarak şu sözü işittiğini söylemiştir:

"Ey insanlar! Selâmı, selâmlaşmayı yayınız, yemek yediriniz. Akrabaları ziyaret ediniz ve gözetiniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Selâmetle cennete girersiniz." (Ahmed bin Hanbel)

Abdullah bin Selâm -radiyallahu anh- buyururlar ki:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in zamanında bir rüyâ görmüştüm.

Geniş bir bahçede bulunuyordum. O bahçenin ortasında demir bir direk vardı. Bu direğin alt tarafı yerde, yukarısı gökte idi. Yukarısında da tutunacak bir kulp vardı.

Bana "Haydi bu direğe çık!" dendi.

Fakat ben "Çıkamam!" dedim.

Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi getirdiler. O benim arkamdan elbisemi çıkardı. Daha sonra kolaylıkla direğe çıktım ve kulpa tutundum.

Bana;

"Halkayı iyi tut, bırakma!" diye tembih edildi.

Kulpa tutunmuş bir halde iken uyandım ve bu rüyâmı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize arz ettim.

Şöyle buyurdu:

"O yeşillik İslâm bahçesidir. Direk de İslâm esasıdır. O kulp ise kopma bilmeyen sağlam bir kulptur, Kur'an'dır, Din'dir.

Sen ölünceye kadar İslâm üzere yaşayacak ve müslüman olarak öleceksin." (Buhârî)

Abdullah İbn-i Selâm ihlâs ile iman etti. Daha dünyada iken rüyâsının tebşiriyle cennete nâil oldu.


  Önceki Sonraki