
"Dâima lâtif sözler kullanın. Çünkü Cenâb-ı Hakk Musa Aleyhisselâm'a Firavun'a yumuşak söz söylemesini emir buyurdu. Halbuki onu yaratırken durumunu biliyordu, cenin hâlinde iken mukadderâtı yazılmıştı. Bize büyük bir numune.
Hazret-i Allah, Musa Aleyhisselâm'a Firavun'u hidayete dâvet etmesini emretmişti.
Âyet-i kerime'sinde şöyle haber veriyor:
"Sen ve kardeşin, âyetlerimle gidin. Beni anmakta gevşek davranmayın.
Firavun'a gidin, doğrusu o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar." (Tâhâ: 42-44)
Ve fakat Firavun iman etmediği gibi, Musa Aleyhisselâm'ın asasının bir sihir olduğunu söyleyerek, karşısına sihirbazları çıkarmıştı.
•
Yunus Emre -kuddise sırruh- Hazretleri;
"Yaratılanı hoş gör,
Yaratandan ötürü." buyuruyor.
Allah'ım bizi o hale soktuğu kullardan etsin. Çünkü bütün lütuf, bütün ihsan Hazret-i Allah'tan gelir. Mahlûk bir elbisedir. Fakat ne yazık ona ki, o lütfu, o ihsanı benimser. Allah'ım bizi nankörlerden etmesin.
Fakir; herkese değer veririm. Bakıyorum kardeşlere değer verilmiyor, ben kızıyorum, kalbim kırılıyor. Niçin? Kardeşim onu da Hakk Teâlâ yaratıyor. Çocuksa evvelâ çocuğa hürmet et de hürmet öğrensin. Biz çocuğa çok hürmet gösteririz. Hürmet göstermezsek o hürmeti nereden öğrenecek? Büyükse; o da insan, ona da hürmet et. Herkese saygı göster. Herkese eğil. Tepeden bakma. Bunu düşündüğümden ötürü bu üstten bakanları sevmiyorum. Değil insana, hayvana bile değer ver. Çünkü onu da Hakk Teâlâ yarattı.
Yapabilsek de herkese hürmet edebilsek. Hürmet et ki, hürmet bilmiyorsa öğrensin. Ama evvela sen yap ki karşındakinden hürmet bekle. Güleryüz göster ki karşındakinden güleryüz bulasın. Saygı göster ki saygı göresin, sevgi göster ki sevgi bulasın.
Onun için kardeşler böyle kardeşlere kıymet vermediği zaman ben çok üzülüyorum, bir şey diyemiyorum, demiyorum. Fakat tabi hamlıktan ileri geliyor, tabi hepimizin kusuru var. En çok benim. Yalnız Cenâb-ı Hakk kardeşleri sevdirmiş. Seviyorum, sayıyorum, şefkatle muamele ediyorum.
Hadis-i şerif'te:
"Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekiler de size merhamet etsin." buyuruluyor. (Câmiu's-Sağîr)
Çünkü herkes muhtaç. Herkes de Hazret-i Allah'ın rahmetine, merhametine muhtaç. Fakat insanoğlu bunu bilmiyor.
Âyet-i kerime'de Cenâb-ı Hakk:
"Ona yumuşak söz söyleyin." buyuruyor. (Tâhâ: 44)
O yüzden yumuşak söz söyle. Yemin ederim ki bir kalp kırmaya değmez. Onu itmek, bunu kakmak bizim yolumuza yakışmaz.
Yapıcı olalım, yıkıcı olmayalım. İki günlük hayatımız var. İnsan tatlı olmalı, tatlı sözlü olmalı, tatlı hareketli olmalı ve öyle gitmeli.
Çünkü, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
"Müminlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâk itibariyle en güzel olanıdır. Aranızda en hayırlı kimseler, kadınlarına karşı huyu en iyi olanlarınızdır." buyuruyorlar. (Tirmizî)
Mahşerde teraziye en ağır gelecek, Kelime-i tevhid'den sonra güzel ahlâktır. Fakat insan bazen cehâletinden, bazen safiyetinden, bazen nefsâni işler oluyor. Çatışma oluyor, çekişme oluyor. Ama değmez. Yarın toprağın altındasın ve gidiyorsun, ebedî bir hayat..."
"Her zaman diyoruz; mânen çok terakki etmemiz lâzım ki, basit bir mahlûk olduğumuzu gözümüzle görelim. İnsan ancak mânen yükseldiği zaman, murdar bir sudan yaratıldığını anlar. Bunu anlayan, gözü ile de gören bir insanın kendisinde bir şey taslaması, üzerinde fazilet toplaması ne kadar abestir.
Şimdi kendimize soralım; o bir damla kerih su ne yapabilir?
Fakat imtihanlardan geçmedikçe, süzgeçlerden süzülmedikçe katiyyen o noktaya inilmez.
İşte zaten bunun için terakkiyât etmek için gayret sarf etmiyoruz."
"Bakan bizi fevkalade bir debdebe içinde yaşadığımızı zanneder. Yaşadığımız hayatın hakiki kısmı bilinse, ona zaten kimse tahammül edemez. Amma bizce hakikat onun içindedir. Tabii ki siz bunu yapamazsınız, tahammül de edemezsiniz. Cenab-ı Hakk müyesser ettiği kuluna bunu kolaylaştırır.
İnsan, dünya hayatına bağlanırsa ölümü istemez. Ölümü istememesi zaten ona yeter. Onu Rabb'imden kopardığı için, dünyanın zevk ve sefası en büyük düşmanlığı yapmış oluyor."
"Allah-u Teâlâ sermaye ihsan buyurmazsa mahlûk tıpkı boş bir kovana benzer. Fakat ney üstadın eline geçince güzel sedâ çıkardığı gibi; Allah-u Teâlâ bir kimsede tasarruf ederse sedâsı güzeldir.
Ney, neydir amma sedâsı güzeldir. Halbuki sedâ neyden çıkmıyor, neyin hükmü yok. Allah-u Teâlâ kişiye sermaye ihsan buyurursa o sermaye ile öter. Verilmedikçe hiçbir şey olmaz. O boş bir borudur, O öttürecek ki ondan ses çıksın."
"Fitrenin parası az değeri çoktur. Bayramdan evvel fakirin eline geçecek, bayramlık ihtiyacını veya herhangi bir sıkıntısını giderecek."