
Edep mea'ş-şeyh: Sâlik şeyhinin nâib-i Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- olduğunu ve ancak Hakk'a vuslatın bu yolla mümkün olacağını bilmeli, huzurunda ve gıyabında gereken edeplere riayet etmelidir.
Orduda disiplin ne ise, mânevi mektepte de edep odur. Zirâ zâhiri disiplin dışa hükmeder, bâtınî disiplin doğrudan doğruya içe hükmeder.
İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri bir müride lâzım olacak edepler hususunda "Mektûbât" adlı eserinde buyurur ki:
"Kâmil ve mükemmel bir şeyhe kavuştuktan sonra, bütün arzuları onun eline bırakmalı, gassalın elinde teneşirdeki meyyit gibi olmalıdır. İlk fenâ hâli Fenâfişşeyh'te başlar, bu ise Fenâfillâh'a çıkmaya vesiledir." (61. Mektup)
"Bu Tarikât-ı âliye'de tâlibin ilerlemesi, bağlı olduğu şeyhin tasarrufu ile olur. Onun tasarrufu olmadan hiç ilerleyemez. Zirâ nihayetin başlangıca yerleştirilmesi, onun mübarek teveccühünün eseridir. Anlaşılmayan, bilinmeyen mânâlara kavuşmak, hep onun yüksek tasarrufunun bir neticesidir."
"Bu büyükler birisini bu yola almaya ve sadâkatlı bir tâlibe kısa zamanda şuur ve huzur vermeye güçlü oldukları gibi, bunları geri almaya da güçlüdürler. Bir edebin terki sonunda kalplerinin bir incinmesi sâliki müflis bir hâle getirir." (221. Mektup)
İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri Mektûbât'ta şeyhine karşı şöyle diyor:
"Efendim! Dergâhta bazı ihvanlar, müridler var. Çok güzel çalışmaları var, gayretliler, gece namaza kalkıyorlar, fakat edebe riâyet etmedikleri için oldukları yerde kalıyorlar. Ben istemiyorum onların durmasını ama benim isteğime bağlı kalmadan onlar kalıyor."
Çünkü yol hassas, ince, dakik. Bu, nefsin sünepeliğinden, lâubalîlikten ileri geliyor. Fakat mânen terakkiye manidir. Edep çok mühimdir.
İhvan sere serpe hareketiyle mânen zarardadır. Bunlar arz ettiğimiz gibi benlikten, nefsin sünepeliğinden ve yolu ucuz görmekten ileri geliyor. Yani Allah yolunu mektep yolu gibi görüyor. Mektebe gitmiş talebe gibi, askere gitmiş asker gibi görüyor. Çok hassas, çok ince olmak gerekiyor.
Meselâ bir asker askerle konuştuğu gibi bir subayla yahut genelkurmayla konuşabiliyor mu? Demek ki bunlar yolun mânevi cihetini anlamamış oluyorlar. O da nefsin sünepeliğinden ileri geliyor. Kumandan deyince gözünü açıyor da, fakat mânevi rehber deyince oralı bile olmuyor. Nefis onu ucuz görüyor, o yüzden ucuz kalıyor...