
Bir buğday tanesinin kabuğu daneye ne kadar muhtaçsa, kâinat da O'na o kadar muhtaçtır.
O her şeyi kuşatmıştır.
"Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır." (Nisâ: 126)
Dolayısıyla kabuğu da Allah'tan gayrı sanma. Yalnız "Ol!" demekle kabuk olmuştur. Kabuk görünüyor O görünmüyor. Ama O ise her şeyi çepeçevre çevirendir. Onu Allah'tan gayrı sanma, O'nunla var.
"Hiçbir göz O'na erişemez, ihata ve idrak edemez. Fakat O bütün gözleri ihata eder." (En'âm: 103)
Allah-u Teâlâ bu Beyân-ı ilâhi'si ile insanın da, kâinatın da bir maske olduğunu alenen açıklıyor.
Senin bütün varlığın bir maskeden ibaret. O'nu görecek, O'nu ihata edecek ne bir göz ne de böyle bir kimse vardır. O bütün gözleri ihata etmiştir, amma O'nu hiçbir göz görmez.
İnsan bir maske takarsa maskeyi görürsün. Fakat o bir kâğıt parçasıdır, çıkardığı zaman aslını görürsün. Bu da böyledir. Eğer Hakk'ı görürsen, kâinatın bir maske olduğunu görürsün, maskeye hiç değer vermezsin. Maskeyi çıkardığın zaman hiçbirinin hükmü kalmaz.
İşte Hazret-i Allah budur.
İnsan baş gözü ile Allah-u Teâlâ'yı göremez. Fakat O, kalp gözünü açtığı zaman, kişi O'nu da görür, O'nun gösterdiklerini de görür. Kalbi nurlanmayan, sırrı da esrar hazinesi olmayan bunları bilemez, anlayamaz. Allah-u Teâlâ'yı gören kendisini görmez, kendisini gören Allah-u Teâlâ'yı göremez. Her şeyin bir kalbi var, her şeyin bir ruhu var, O her şeyin kalbi, her şeyin ruhudur. Her şey Hazret-i Allah ile kâimdir.
Kâinat bir cesettir, Hazret-i Allah ruhtur. Aynı zamanda nurdur. Cansız cesedin hiç hükmü olmadığı gibi, nursuz kâinatın olması da mümkün değildir. Cesedi de halk eden O, ruhu ile ayakta tutan yine O. Zerreyi de O yaratıyor, kürreyi de O yaratıyor.
Hülâsa; her şey ceset, Allah-u Teâlâ ise ruhtur.
Tıpkı sende olduğu gibi, kâinat da böyledir. Sen zannediyorsun sen sensin, O'nunla varolduğunu bilmiyorsun.
Hakk Celle ve Alâ Hazretleri buyurur ki:
"Resul'üm! Sana ruhtan sorarlar. Onlara de ki: Ruh Rabb'imin emrindendir." (İsrâ: 85)
Ruh Allah-u Teâlâ'nın emridir. Fakat insanoğlu bunu bilmiyor. Sen varsın, Allah-u Teâlâ emrini çekti, ne oldun?
Senin Hakk'ı göremeyişin, varlığını atamayışından ileri geliyor. Senin vücut dediğin örtüdür, perdedir. Yürüyor. Ne yürüyor? Çek bakalım ruhu yürüyor mu? Hemen çukura atıyorlar. İnsan Hazret-i Allah'ın bir örtüsüdür, kendi varlığını o perde örtmüştür. İnsan yürüyor ama o O'nunla yürüyor, O'nunla kâim.
Görünen bütün her şey O, her şeyde O... Aslında bütün mükevvenât O... Ama hepsi resimden ibaret.
Yunus Emre -kuddise sırruh- Hazretleri:
"Elif'i okursun hoca, manası ne demektir?" buyuruyor.
Sen bilmezsin ki öğretiyorsun, okuyorsun. Sen kendin bilmiyorsun. Ancak Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin duyurması ile bilinir, başka bilinmez.
Hazret-i Allah'a sonsuz şükürler olsun ki, Habib'ine sonsuz Salât-ü selâm'lar olsun ki hiçbir şey bilmediğimizi, hiçbir şey olmadığımızı öğretti. Hiçbir şey bilmediğimizi, hiçbir şey olmadığımızı bize öğreten Allah'ıma sonsuz şükürler olsun.