Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
Gündem - KIZILELMA - Ömer Öngüt
KIZILELMA
Gündem
Uğur Kara
1 Şubat 2026

 

KIZILELMA

Türkiye'nin kendi insansız savaş uçağından, kendi radarı, kendi elektro-optik hedefleme sistemi, kendi hava-hava füzesi ile jet motorlu bir dronu vurması bütün dünyada bir heyecana, şaşkınlığa sebep oldu, hasım devletleri tedirgin etti.

 

Kasım ayının sonunda Kızılelma bir hedef uçağı vurdu. KIZILELMA; GÖKDOĞAN Görüş Ötesi Hava-Hava Füzesi, Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ve MURAD 100-A AESA radarıyla donatılmış şekilde uçuş gerçekleştirdi.

Türkiye bir insansız savaş uçağı ile hava hedefini vurmayı başaran ilk ülke oldu. Bu hadise dünyada büyük yankı buldu; Amerika'dan Çin'e kadar savunma sanayii uzmanlığı olan haber kanalları ve siteleri "Dönüm noktası", "Dünyada bir ilk" başlıklarıyla haberi verdiler. Ardından kısa bir süre sonra iki Kızılelma'nın otonom yakın kol uçuşu yaptığını gösteren videolar bu başarıyı başka bir seviyeye taşıdı.

Türkiye'nin savunma sanayiinde geldiği seviyeyi çok açık bir şekilde ortaya seren bu gösteri ile ortaya çıkan kabiliyetin anlamı kadar, bu kabiliyetin bu kadar hızlı bir şekilde elde edilmesi de dikkat çekti. Hasım devletler büyük şaşkınlık ve panik yaşadılar. İsrail-Yunanistan ikilisi hemen askerî ittifaklarını ilerletmek için bir araya gelip toplantılar yaptılar.

Bir hava hedefinin kendi uçağımız, kendi füzemiz ve radarımızla vurulmasının önemini anlamak için İsrail'in Ortadoğu'da çıkarttığı ateşlere bakmak yeterli olacaktır. Küçük bir devlet olan İsrail uzak yakın bütün komşularını Suriye'yi, Lübnan'ı, İran'ı, Katar'ı vuruyor, ancak bu ülkeler kendisine cevap veremiyorlar. Suriye, Lübnan, Irak, İran gibi ülkeler hava gücü eksikliğini, modern elektronik harp yeteneklerinin olmamasının ceremesini fazlasıyla ödüyor. ABD ve Avrupa'dan aldığı birçok savaş uçağına, modern füzelere ve hava savunma sistemlerine sahip Katar'ın, yabancı ülkelerden aldığı bu silahlarla İsrail'e karşı etkin bir savunma yapamaması bütün bölge ülkelerini tedirgin etti ve alternatif silah arayışlarına sevketti.

İsrail, etrafındaki bütün ülkelerin hava sahasında istediği gibi uçak uçuruyor. Dikkat ederseniz Yunanistan da Türkiye'nin sahip olmadığı AESA radarlı ve meteor füzesi atabilen Rafale ve F35 gibi uçakları alarak Türkiye'ye karşı hava üstünlüğü kurmakla iftihar ediyor, 2-3 yıl içerisinde bu üstünlüğünü pekiştireceğini düşünüyordu. Ancak bu deneme onları büyük bir şoka uğrattı.

Türkiye'nin kendi AESA radarını, hava-hava füzesini üretip geliştirdiği biliniyordu, ancak bu kadar hızlı bir şekilde harbe hazır hale gelmiş olması konuyu takip edenleri de şaşırttı. Meselâ AESA radarını Aselsan yapmış ve MURAD ismini vermişti. Ancak savaş ortamında kullanılabilecek şekilde yazılım geliştirme ve savaş uçaklarına entegrasyonunun zaman alacağı konuşuluyordu. Bizim savunma sanayii uzmanlarımız önceki Batılı örneklerinden yola çıkarak radarın geliştirilmesi için niçin bir test uçağı tahsis edilmediğini soruyorlardı. Ancak bu konuda da Baykar'ın devrede olduğu ortaya çıktı. Hatırlarsanız AESA radarı ilk olarak AKINCI'ya takılmıştı.

Türkiye esas etkiyi kendi hava muharebe ekosistemini kendisi yapan bir ülke olduğunu göstermekle yaptı.

Bu husustaki en dikkat çekici yorum Çin'den geldi. Çin Xinhua ajansı, bu başarının arkasındaki mühendislik entegrasyonuna dikkati çekerek, bu gelişmenin KIZILELMA'nın "sensör füzyonu, radar yeteneği, uçuş kontrol algoritmaları ve yerli füze teknolojisinin tek bir hedef doğrultusunda uyum içinde çalıştığını" gösterdiğini yazdı.

Türkiye'yi hasım devlet olarak gören ülkelerin tedirginliğini artıran hadise de kullanılan hava-hava füzesinin, AESA radarının, elektronik hedefleme podunun, yani bütün ekosistemin yerli olmasıydı. Hindistan, Ermenistan, İsrail, Yunanistan gibi bizi hasım gören ülkelerin basını gelişmeyi hayranlık ve endişeyle haber yaptılar.

En büyük ilgiyi çeken şeylerden birisi de hava-hava füzemiz GÖKDOĞAN oldu. Kızılelma'nın denemesini kendi youtube kanallarında irdeleyen eski Amerikalı savaş pilotlarından birisi konuşmanın sonunda "Bu insansız hava aracına çok odaklandıklarını ancak belki daha çok haber değeri taşıyan şeyin BVR AAM (görüş ötesi hava-hava füzesi) üretmenin çok büyük bir şey olduğunu, savaş zamanında ilk füzelerin tükendiğini, eğer füzeleri ve insansız hava araçlarını seri üretebilirseniz sırf bunun bile büyük bir avantaj sağlayacağını, çok miktarda üretildiğinde başlı başına bir güç çarpanı olacağını, çünkü bunun için pilot eğitmenize gerek olmadığını" söyledi, "Îstediğiniz kadar dron kopyalayabilirsiniz. Sadece kopyala yapıştır, kopyala yapıştır, kopyala yapıştır (copy paste, copy paste, copy paste)." dedi. Diğer pilot ise yayını "Bunun nereye varacağını ve ABD, Çin ve Rusya'nın da aynı yolu izleyip izlemeyeceğini görmek ilginç olacak. Eminim ki üzerinde çalışılan bir şeyler var." diyerek bitirdi. Konuşmacıların şaşkınlıkları ve tedirginlikleri ses tonlarına yansıdı ve âdeta lisan-ı hal ile "Çin bizi geçti diye düşünüyorduk, bu Türkiye de nereden çıktı" der gibiydiler.

Daha önce uçağı, hava-hava füzesini ABD'den alıyorduk; kaç tane uçak, kaç tane füzemiz olduğunu hasımlarımız bildiği gibi, arkasında ABD'nin olduğu bir düşmanla savaşırken çalışıp çalışmayacakları da ayrı bir istifhamdı.

Artık istifham hasım devletlerin kafasına taşındı. Bu füzelerden ne kadar ürettiğimizi, elimizde ne kadar olduğunu bilemedikleri için tedirginlik yaşayacaklar ve bir savaş durumunda yazılım kontrolü kendilerinde olmadığı için engelleme imkânından mahrum kalacaklar.

Bu gelişme Yunanistan ve İsrail'in Türkiye'ye saldırma niyetinin pekişmesine ve hızlı hareket etmeliyiz düşüncesine girmelerine sebep olabilir.

Dikkat ederseniz İsrail İran'ın nükleer ve balistik füze altyapısını vurmak için saldırdı. Şimdi tekrar saldırmaya, ABD'yi iteklemeye çalışıyor. Ve aynı İsrail "Türkiye yeni İran" diye konuşuyor.