Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN HAYATI - HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (47) - Ömer Öngüt
HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (47)
ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN HAYATI
Dizi Yazı - Ashâb-ı Kiram -r. anhüm-
1 Şubat 2026

 

ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN
HAYATI

"Ashâbım Yıldızlar Gibidir. Hangisine Uyarsanız Hidayeti Bulmuş Olursunuz." (Beyhâkî)

HAZRET-İ ÖMER'ÜL-FARUK -Radiyallahu Anh- (47)

 

İslâm'ın Dostu:

Rib'i bin Hirâş -rahmetullahi aleyh- anlatıyor:

"Bir gün Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in amcası Abbâs -radiyallahu anh-ın oğlu olan Abdullah -radiyallahu anh- Muâviye -radiyallahu anh-ın huzuruna çıkmak için izin istedi. O sırada Muâviye -radiyallahu anh-ın yanında Kureyş büyükleri vardı. Sağ yanında Sâid bin el-Âs -radiyallahu anh- oturuyordu. Muâviye -radiyallahu anh-, İbn Abbâs -radiyallahu anh-ın gelmekte olduğunu görünce:

"Sâid, vallâhi Abbâs'ın oğluna öyle sorular yönelteceğim ki cevap veremeyecek!" dedi.

Sâid -radiyallahu anh- ise:

"İbn Abbâs gibi biri senin sorularını cevaplandırmaktan acze düşmez!" karşılığını verdi.

Abdullah bin Abbâs Hazretleri oturunca, Muâviye: "Ebu Bekir hakkında ne dersin?" diye sordu.

İbn Abbâs şu cevabı verdi:

"Allah-u Teâlâ, Ebu Bekir -radiyallahu anh-e rahmet etsin. Vallâhi o, Kur'an okur, taraf tutmaz, gayr-ı meşru yola sapmaz, şeriatın hoş karşılamadıklarından men eder, dinini bilir, Allah'tan korkar, gecelerini namaz, gündüzlerini oruçla geçirir idi. Dünyaya bel bağlamazdı. Halk arasında adaletle hükmetmeye son derece dikkat ederdi. Ma'rûf'u buyurur, iyiliğe koşardı. Her hâlükârda şükreder, sabah akşam Allah'ı zikreder, iyilikler yolunda nefsini fedâ eylerdi. Verâ, kanaat, zühd, iffet, iyilik, ihtiyat, dünyaya bel bağlamamak, az ile yetinmekte arkadaşlarından üstündü. Onu ayıplayana, onda eksiklik bulana Allah kıyamet gününe kadar lânetçileri musallat kılsın." dedi.

Muâviye'nin: "Peki Ömer bin Hattâb hakkında ne dersin?" sorusuna da şu karşılığı verdi:

"Allah, Ebu Hafs'a rahmet buyursun. Vallâhi o, İslâm'ın dostu, yetimlerin sığınağı, imanın merkezi, zayıfların barınağı, akıllıların karargâhı, halkın kalesi, insanların yardımcısı idi. Allah'ın tahmil ettiği vazifeyi sabırla ve Hakk'ın rızâsını gözeterek ifâ etti. Neticede Allah dinini galip kıldı. Ülkeler fethedildi, Allah'ın adı beldelerde, yaylalarda, ovalarda her yerde anılmaya başladı. Kötü söz karşısında vakurdu. Sıkıntılı ve rahat anlarında daima şükrederdi. Her an Allah-u Teâlâ'yı zikrederdi. Ona buğz edenlere Cenâb-ı Hakk nedâmet gününe dek lânet etsin." dedi.

Muâviye: "Peki Osman bin Affan hakkında görüşün nedir?" deyince şu cevabı verdi:

"Allah, Ebu Amr'a (Osman'a) rahmet etsin. Vallâhi o en şerefli bir torun idi. Halka bağlı, gazilerin en sabırlısı idi. Seher vakitlerinde gözlerine uyku girmeyen, Allah'ı anarken bol göz yaşı döken, mühim mevzularda gece gündüz düşünen bir kimseydi. Her iyilik ve fazilete koşar, kötülüklerden kaçardı. Bir orduyu techiz etmiş ve bir kuyu satın almıştı. İki kerimesini alarak Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem-e damat olmuştu. Ona sövenlere Allah kıyamet gününe kadar nedâmet versin." dedi.

Muâviye; "Ali bin Ebi Tâlib hakkında ne dersin?" dedi.

Ona da şu cevabı verdi:

"Allah, Ebu'l-Hasan'a rahmet eylesin. Vallâhi o, hidayet sancağı, takvâ mağarası, akıl merkezi, güzellik ve zarâfet dağı idi. Zifiri karanlık gecelerde yürüyenlerin aydınlığı idi. En yüce hedefe çağırır, daha önce gönderilmiş, mukaddes kitapların muhtevasını bilirdi. Kur'an-ı kerim'i en güzel tefsir eder, öğüt verirdi. Hidayet sebeplerine bağlıydı. Zulüm ve ezâ etmez, tehlikeli yollara sapmazdı. İman ve takvâ sahiplerinin en hayırlısı idi. Gömlek ve ridâ giyenlerin efendisi idi. Hacc edenlerin, Safâ ile Merve arasında koşanların en üstünü idi. Adalet ve eşitlik tevzi edenlerin en cömerdi idi. Peygamberler ve Peygamberimiz Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- hariç dünyanın en büyük hatibi idi. Her iki kıbleye karşı da namaz kılmıştı. Ona hangi müslüman eşit olabilirdi ki o, kadınların en hayırlısı Fâtıma -radiyallahu anhâ-nın kocası, peygamberin iki erkek torunu Hasan ve Hüseyin'in -radiyallahu anhüm- babası idi. Benim gözlerim onun gibisini görmedi, kıyamet ve mahşere değin de görmeyecek. Kıyamete kadar, Allah'ın ve bütün insanların lâneti ona belâ okuyanlara olsun..." (Taberânî. Heysemî: 9/160)