Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
-EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (300) - Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (104) - Ömer Öngüt
Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (104)
-EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (300)
Dizi Yazı - "Hâtemü'l-Evliyâ" Hakkındaki Beyan ve İfşaatlar
1 Şubat 2026

 

EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (300)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (104)

"ED-DÜRRİ'L-MEKNÛN FÎ-ES'İLE MÂ KÂNE VE MÂ YEKÛN" ADLI MECMÛADA YER ALAN ESERLER ve İFŞAATLAR (23)

 

Allah'ı Bilmekten İleri Gelen Haşyet

ve Haşyeti Müşahede Etmekten İleri Gelen Korku Hakkında

Bir Başka Mesele / 2

"Korku"ya gelince;

O ilâhi müşahededen ileri gelir. Azamet-i ilâhi'yi müşahede edince bu ilâhi ilimler ilerleyip gider ve artık onlar ilahi azamet denizinin içinde bulunurlar.

Onların misâli, nehirlerin içinde bulunan bir adam gibidir ki; denize ulaşınca bu nehirler kesilip tükenir.

İşte o da bu nehirlerin içinde, ilâhi ünsiyetten ve korkunç şeylerden kaynaklanan hallerin muhalefet ve çekişmesi üzerindedir.

Denizin içinde bulunduğu zaman nehirlerle ilgili bilgisi gider ve bu kez onun yerini denizin korku ve ürpertisi alır.

Nehirler denizin birer şubesidir. Senin kendisiyle ilgili her şeyi büyütmen nehirlere yüklenmenle ilgilidir ve aslında senin başka bir ünsiyet nedeniyle, onun bu nehirlere nispet edilen şubesinden korku duyman anlamına gelir.

Okyanus genişliğinde daha büyük bir denize ulaşmış olunca da, (önceki) denizin korkusu tümüyle ve daha geniş bir şekilde içine yerleşir, (bir önceki) ünsiyet ve korku silinip giderek, bu kez de onun korku ve dehşeti ortaya çıkmış olur.

Bununla birlikte nehirler aynı zamanda onun (okyanusun) da nehirleridir, öyleyse sâkinleşme nerede gerçekleşecektir?

Nehir ancak büyük ve sert kayalara, keskin ve yerleşik taşlara çarpınca durur.

İşte mânevi ilerleyiş de bizi aynı şekilde sabitler ve yerimize oturtur.

Onu elde edenin korku içinde olması da ondan ileri gelir, yeniden nehrin içinde bulununca itminana kavuşup tekrar yumuşar ve sakinleşir.

Sakinleşme ve ünsiyet artık onunla birliktedir.

Denize ulaşıp onun içinde bulunduğu zaman da, kalbinin içine yine tümüyle tutup ele geçirecek bir şekilde korku ve ürperti yerleşir.

Artık onun kalbi boşluklar içinde sarsılır ve sürekli gidip gelir bir halde olur.

İşte O'nun irade ve dilemesiyle kalbi boşlukta asılı kalan korku sahibi kimse de ilâhi azamet denizinin içine dalmış olduğu için aynen böyledir.

O'nun azametinden çıkan bu şey de yine O'nun irâde ve dilemesinden kaynaklanan bir korku ve ürpertidir.

Şu halde O'nun irade ve dilemesinin bu şeyi açığa çıkarması neden ileri gelir?

Huşû sahibi güzellikler nedeniyle açılıp genişler, korku sahibi ise korkunun ortasına düşmesi nedeniyle sıkışıp daralır.

Huşû sahibi korku ile masiyetler arasında dönüp durur, onun hareketleri içinin derinliklerine yerleşir; onun, yani bu şehvetlerin ve korkunun öne geçişini gözle görülür hale getirir.

Şehvet ve arzular onun rutubetini kurutur, içinde yine nefsi hayat bulur.

Şehvet ve arzular kurutulunca da nefis korku içinde olur.

Ona ilkâ olunan, onda yaratılışından beri var olandır, yardım edeceğini ona yaklaştırmaz.

Korku nebiler ve resuller içindir, huşû ise sıddîklar içindir.

Gizlilik içinde olan umum halkın korku hususundaki misali ise, O'nun vadisinin kenarında enlemesine ve boylamasına uzun bir ovaya girmiş, fakat onun içinde bir arslanın mevcut olduğunu bilen bir adam gibidir.

O bu ovanın eninde ve boyunda ancak korktuğu, çekindiği ve ürperdiği şeyin zorluğu içinde ilerler. Korku azalır, ondan söz edildiği zaman ondan uzaklaşır. Uzaklaştığının haberi ortaya çıkınca da nefsi tekrar yatışıp güven duyar.

Bu vadinin sağı da solu da, yatışıp güven içinde olan nefsini tekrar heyecanlandırıp telaşa düşürecek, bu heyecan ve telaş nedeniyle tekrar ünsiyete sevk edecek şeylerin kuşatması altındadır.