Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
-EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (299) - Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (103) - Ömer Öngüt
Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (103)
-EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (299)
Dizi Yazı - "Hâtemü'l-Evliyâ" Hakkındaki Beyan ve İfşaatlar
1 Ocak 2026

 

EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (299)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (103)

"ED-DÜRRİ'L-MEKNÛN FÎ-ES'İLE MÂ KÂNE VE MÂ YEKÛN" ADLI MECMÛADA YER ALAN ESERLER ve İFŞAATLAR (22)

 

Allah'ı Bilmekten İleri Gelen Haşyet ve

Haşyeti Müşahede Etmekten İleri Gelen Korku Hakkında Bir Başka Mesele / 1

Teveccüh edip yönelme ile müşahede etme arasındaki fark açıklanmıştı. Bu müşahede, ilâhi azamete kavuşup mülâki olmakla ilgilidir, korku ise ilâhi azametle ilgili her şeyden korkmak demektir.

Allah'ı bilmek, senin hükümranlığın yegâne sahibi olan gerçek Sultan'a ulaşmana imkân verir.

Yegâne hükümran olan Sultan'a ulaşmana imkân verdiği gibi, ilâhi rahmete de ulaşmanı sağlar ve Celâl'e kadar erişmeni mümkün kılar.

Senin Celâl'e erişmene imkân sağladığı gibi, Cemâl'e de erişmeni sağlar ve Kibriyâ'ya kadar da ulaşmanı mümkün kılar.

Kibriyâ'ya erişmeni mümkün kıldığı gibi, ilâhi lütuf ve kereme de erişmeni sağlar ve dilek ve irâde endişesine varmaktan kaynaklanan büyük bir tehlikeye de ulaşmana zemin hazırlar.

Senin buna ulaşmana zemin hazırladığı gibi, ilâhi cömertliğe de ulaşmanı sağlar ve ilâhi heybete kadar ulaşmanı mümkün kılar.

Ona erişmene imkân sağladığı gibi, ilâhi muhabbete de ulaşmanı mümkün kılar ve sana ilâhi ünsiyete kadar ulaşmanın yolunu açar.

İşte bizim söylediklerimiz bunlarla ilgilidir.

İlâhi haşyet ve korku teveccühten elbette ayrıdır; çünkü korku ve haşyet ancak Allah'ı bilmekten kaynaklanır.

Nitekim O, indirdiği bir Âyet-i kerime'de bunu aynen beyân ederek:

"Kulları içinde Allah'tan en çok korkanlar âlimlerdir." buyurmuştur. (Fâtır: 28)

Daha sonra ise, ondan kalan iz ve işaret üzere:

"Şüphesiz ki Allah Azîz'dir, çok bağışlayıcıdır." buyurmuştur. (Fâtır: 28)

Şu halde sen, Allah'tan en çok korkanların Allah'ı en çok bilenler olmaları nedeniyle Allah'ın âlimleri olduğunu iyi bil!

O Celîl'dir; Celâl'iyle onları kendisinden korkutup haşyet duymalarını sağlar.

Sonra da O, Allah'ı bilen gerçek âlimlerin haşyet ve korkusunu, Azîz ve Gafûr; yani yegâne galip ve çok bağışlayıcı oluşuyla birleştirip bir arada tutar.

Bu Azîz'lik; kendisine karşı dilek ve ünsiyetini arttırmasının ona aşıladığı ümit nedeniyle, kendi emelinden ya da dilemesinden kaçınıp uzak durmasını sağlamak amacıyla, çekinmesini ve alçalıp küçülmesini sağlamak içindir.

Böylece Azîz, ilâhi vergi ve ihsanından dolayı onun kendisini üstün görmesini engellemiş, aslında bir hak olarak verdiği ilâhi lütuf ve vergiden dolayı kendisini zaten müstehak (hak sahibi) olarak görmesini önlemiş olur.

O'nun kulları içinde ilâhi vergilerle ilgili cömertliklerinin en büyüğünden kendilerine ayırdığı en bol ve geniş payı elinde bulunduranlar hakkında ortaya koyduğu şey de bunun bir benzeridir.

O, lütfedip verdiği şeyler nedeniyle onların da kendilerini üstün görmesini, izzet ve ululuğu ile ilâhi kudretini artırıp yükseltmek sûretiyle düşürüp azaltır; ilâhi vergi ve ihsanları karşısında onu küçültecek ve aşağıya doğru itecek olan şey, O'nun üstünlük ve yüceliğinin ona galebe çalmasıdır.

Bu nedenledir ki:

"Ey Mûsa! Benim sana vereceğim kazanç ve karşılık azametimin gücü ve kudreti miktarıncadır!" buyurmuştur.

İşte bu Âyet-i kerime'sinde de bundan dolayı:

"Âlimler korkarlar."

Buyurduktan hemen sonra, ayrıca:

"Şüphesiz ki Allah Azîz'dir, çok bağışlayıcıdır." buyurmuştur. (Fâtır: 28)

Yani benim kendimi bildirdiğim âlimlerim benim korkutmamla Celâl'imden pay almadıkları zaman; benim ululuğumdan, iftihârımdan, güzelliğimden, yüceliğimden de pay alamazlar; ben mağfiretimi onlara açmaz, onları ümit ve affımın içinde dolaştırmazdım.

Senin içine kendi haşyetini koyması ve ilâhi haşyetiyle seni korkutması da, bu şeylerle ilgili bilip öğrendiklerini onunla bir arada tutmak içindir.


  Önceki Sonraki