
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-ın emriyle Kûfe'nin ilk valisi Sa'd bin Ebi Vakkas -radiyallahu anh-dir. Sa'd bin Ebi Vakkas -radiyallahu anh- Kûfe'de istikrarı temin ettikten sonra İran topraklarında çok büyük fetihler gerçekleştirmiştir. Birçok zirai ıslahatlarda bulunmuş, sulama kanalları yaptırmış, verimi artırmıştır.
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Kûfe'den meşhur birine Sa'd -radiyallahu anh-ı sorduğunda şöyle dedi:
"Vergileri toplamada oldukça mütevazı, sinirlenince bir Arap kaplanı, emir verince bir aslan, hüküm verirken âdil, taksimatta bulunurken eşit, sır saklamada çok dikkatli, acımada en iyi bir insan, gizli yapması gereken işlerinde zerre miktarı haberimiz olmaz."
Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-, Cerir bin Abdullah -radiyallahu anh-a sormuş, o da şunları söylemişti:
"Onu vali olarak insanların en cömerdi, kalp kasveti bakımından en az olanı, bir ana gibi insanlara şefkatli, yokluk anında insanlara hizmet için buğday tanelerini yerden tek tek toplayacak derecede merhametli ve Kureyş'in en sevileni olarak bıraktım."
Halkın onu sevmesine, ileri gelenlerinin methetmesine rağmen hakkında şikâyetlere maruz kaldı.
Kûfe halkından bir grup başlarında Cerrah bin Sinan olmak üzere Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri'ni, Halife'ye şikâyet ettiler. Bu durum İran'ın Nihavend'de müslümanlara karşı savaş kararı aldıkları bir esnada oluyordu. Müslümanların, düşmana karşı kuvvet birliği yapması gereken bir zamanda şikâyet ettikleri için Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-;
"Sizin bu işte yanlış olduğunuzun göstergesi, böyle bir zamanda harekete geçmenizdir. Fakat Allah'a yemin olsun ki, bu durum beni bu meseleyi araştırmaktan alıkoymayacaktır." dedi.
Tahkik için Muhammed bin Mesleme -radiyallahu anh-i, Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri'nin yanına gönderdi, beraber Kûfe'de dolaştılar, Kûfe mescidine gittiler. Araştırma açık bir şekilde yapılıyordu. Mesleme -radiyallahu anh- bu işte sorumlu olanı çağırıp onun hakkında insanlara soru soruyordu. "Onun hakkında hayırdan başkasını bilmiyoruz ve valimizin değiştirilmesini istemiyoruz." dediler.
Mesleme -radiyallahu anh- Benu Abs kabilesine gitti. "Allah için bana hakkı konuşacak bir adam gösterin!" dedi. Üsame bin Katade; "Allah'ım sen biliyorsun ki Sa'd, eşit şekilde taksimde bulunmuyor, halka âdil davranmıyor, savaşlara da iştirak etmiyor!" dedi.
Bu sözleri duyan Sa'd -radiyallahu anh- "Allah'ım! Eğer yalan olduğunu bilerek, gösteriş olsun diye kulaktan dolma bir laf olarak söylüyorsa gözlerini kör et, çoluk çocuğunu çoğalt ve fitnelerle, belâlarla baş başa bırak!" dedi.
Sonra görüldü ki; gerek yalancının, gerek iftira edenlerin âkıbetleri çok feci oldu. Adam gözlerini kaybetti. On kız çocuğu oldu. "Bu başıma gelenler mübarek Sa'd'ın bedduâsıdır." derdi.
Cerrah ise savaşta kılıç darbeleriyle öldürüldü. Kubeys taşla parçalandı. Erbed kılıç sapıyla öldürüldü.
Sa'd -radiyallahu anh- "Ben müşriklerin kanını döken ilk kimseyim. Allah'ın Resul'ü Uhud gününde; "At ey Sa'd! Anam babam sana feda olsun!" demişti. Ben kendimi müslüman olanların beşincisi olduğumu biliyorum. Benu Esed kabilesi, avcılıkla uğraştığım için namazlarımı güzel şekilde eda etmediğimi zannetmektedir." dedi.
Nihayet Mesleme -radiyallahu anh- şikâyette bulunanları Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-a götürdü. Durumu anlattı. Ömer -radiyallahu anh- "Yazık sana ey Sa'd, ne şekilde namaz kılmaktasın?" diye sordu.
Sa'd -radiyallahu anh- "İlk iki rekâtı uzun diğer iki rekâtını kısa kılıyorum." dedi.
Bunun üzerine Ömer -radiyallahu anh- "Senin hakkındaki zanları bu mu? Şayet ihtiyatlı davranmasaydım ne dediklerini anlayamazdım. Bunlar cahil ve zâlim kimselerdir." dedi.
Böylece Sa'd -radiyallahu anh-a yapılan suçlamaların asılsız olduğu ortaya çıktı. Ömer -radiyallahu anh- Sa'd -radiyallahu anh-ı azletti sonra Medine'de kendisine danışman yaptı. Ömer -radiyallahu anh- onu vefatından sonra halifeyi seçecek olan yedi kişilik heyete dahil etmiş, gelecek olan halifeye de bir yere vali olarak atamasını vasiyet etmiştir. Sa'd -radiyallahu anh- hakkında; "Ben onu herhangi bir kötülüğünden dolayı azletmedim, bilakis bir kötülük gelmesinden korktuğum için onu korudum!" demiştir. (Taberi)