
Her şeyin en güzel numunesi Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
"Fakirliğimle övünürüm." buyurdu. (Keşfü'l-Hafâ)
Fakirlik başkadır, fakirlikle övünmek başkadır. Fakirlikle övünmek fenâ ile övünmektir. Fâni oldu, O kaldı. Yani ruhum O'nun, bedenim O'nun, malım O'nun, her şey O'nun. Benim hiçbir şeyim yoktur. Fakirim ve fakirliğimle de iftihar ederim. İslâm budur. İslâm'ın özü budur. Mahviyetin özü budur. Bu en büyük zirve. Bundan daha büyük zirve yok.
Sen çıkıyorsun aradan, kalıyor Yaradan...
Senin yaratılışın bir damla kerih su. O bir damla kerih suyu da attın mı O kalır. Yani, o kadar kerih olduğunu bileceksin, onu atacaksın. O'nun olduğunu göreceksin. Hep O... Çünkü unutma ki kerih suyu da O yarattı.
Cenâb-ı Hakk Âyet-i kerime'sinde:
"Allah size zâhir ve bâtın her türlü nimetlerini bol bol vermiştir." buyuruyor. (Lokman: 20)
Vallâhi vücudum yetmiyor da gözlerim şükrediyor. O'nun nimetlerini, ihsanını, ikramını gördükçe vücudum yetmiyor şükre; gözlerim şükrediyor. Secdeye kapansam, ömrüm boyunca O'nun ihsan ettiği şükürle O'na şükretsem, şükredemeyeceğimi çok iyi biliyorum. Acizliğimi itiraf ederim, şükür yerine gözyaşı dökerim. Bu gözyaşı acizlik gözyaşıdır.
"Allah'ım! Ben sana şükretmeye aciz olduğum için gözlerim Zât'ına şükrediyor." derim. Mahlûk olduğum için Hâlik'ıma şükrüm yetmiyor.
Hakikat yolu edepten ibarettir, tarikat baştan başa edeptir. Edepten mahrum olan her şeyden mahrumdur. Mürid her zaman Hakk ile olduğunu düşünerek, hiçbir zaman edebe aykırı hareket etmemeli, velev ki yatakta bile olsa.
Şeyh Es'ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimiz:
"Ölüm ne rahattır ne rahattır. Hiç olmazsa insan ayaklarını uzatır da yatar." buyurmuşlar.
Onlar ayak ayak üzerine atmak şöyle dursun, ayak uzatmak nedir bilmemişler, otururken ayaklarını toplamışlar, yatarken dahi ayaklarını uzatmamışlardır.
Efendi Hazretleri otururlarken hep ayaklarını toplar, daha da olmazsa elleriyle çekerlerdi. Hayat boyunca huzurda idiler. Öylece âhirete intikâl ettiler, öylece kabre kondular.
Allah'ımız o edeplilerin edebinden edep ihsan buyursun. Biz hep lâubâlilikle vakit geçiriyoruz. Bunlar hep Hazret-i Allah'ı lâyık-ı veçhile bilemeyişimizden ileri geliyor.
Hakk'a tekarrüb ettikçe, inşallah bu edebe nâil oluruz. Allah'ımız sırf kendi ihsanından olarak bize bu edebi bahşeder. Böylece güzel bir kılığa girmiş oluruz.
Mürid demek; beşeriyete numune demektir. İhvan numune olacak, hiç söz söylemese de halinden ibret alınacak. Edep elbisesi bir muhafazadır, kişiyi muhafaza eder. O bir lütuf tacıdır, onu giyen her belâdan kurtulur.
"Edep bir taç imiş nûr-i Hüda'dan,
Giy o tacı emin ol her belâdan..." buyurulmuştur...