Musa Aleyhisselâm Zamanında Şeytan’ın Hizipleri:

Allah-u Teâlâ Musa Aleyhisselâm’ı ilâhlık dâvâsında bulunan bir hükümdarı Hakk’a dâvet etmekle görevlendirdi.

Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:

“Andolsun ki biz Musa’yı, ‘Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah’ın günlerini onlara hatırlat.’ diye âyetlerimizle birlikte göndermiştik.” (İbrahim: 5)

Lâkabı İsrail olan Yakup Aleyhisselâm’ın Mısır’a gelip yerleşen ve oniki oğlundan üreyip çoğalan bu nesle “İsrailoğulları” mânâsına gelen “Benîisrail” denilmektedir. İsrailoğulları oniki kabile idi ve her kabilenin bir başkanı vardı. Bunlar bir araya gelince, büyükçe bir kuvvet hâsıl oluyordu. Fakat bir baş etrafında birleşerek yekvücut haline gelemiyorlardı. Gelebilseler kurtulacaklardı.

Birkaç asır çok sıkıntılı ve acı bir hayat geçiren İsrailoğullarını; Allah-u Teâlâ aralarından Musa Aleyhisselâm gibi güzide bir peygamberi çıkararak, esaretlerine son vermeyi irade buyurdu.

Bu arada Musa Aleyhisselâm İsrailoğulları’nın yanında yer aldı. Gerek kendi kavmi olan İsrailoğullarından, gerekse Firavun’un kavminde az kimseler iman ettiler.

Musa Aleyhisselâm’ın Mısır’da ikameti oldukça uzamıştı. Firavun ve erkanına karşı hüccet ve mucizelerini ortaya koyduğu hâlde, onlar inat ve küfürlerine devam ettiler.

Firavun, Musa Aleyhisselâm ile beraber İsrailoğullarını göndermekte diretiyordu. Allah-u Teâlâ Firavun’un elinden onları alıp göç etmesini ve son derece tedbirli olmasını emretti:

“Kullarımı geceleyin götür, çünkü takip edileceksiniz.” (Duhan: 23)

Bu ilâhî emir üzerine gizli gizli hazırlıklara başladılar. Bir gece ay ışığında yola çıktılar. Sabah olduğunda onlardan Mısır’da hiç kimse kalmamıştı. Durumu öğrenen Firavun son derece öfkelendi.

Muhteşem bir ordu topladı. Güneş doğarken peşlerine düştüler. İzlerini takip ederek Mısır’dan çıktılar. Bu onların son çıkışları oldu.

Deniz kenarına vardıkları bir sırada arkalarından yetiştiler.

“İki topluluk karşı karşıya gelip birbirlerini gördükleri zaman Musa’nın ashabı: ‘İşte yakalandık!’ dediler.” (Şuarâ: 61)

İsrailoğulları o anda öyle bir sıkıntıya düştüler ki arkalarında Firavun ve ordusu, önlerinde aşılmaz bir deniz vardı. Aynı zamanda çok zayıf ve güçsüz idiler.

Musa Aleyhisselâm ise, ne olacağını bilmemekle beraber, Allah-u Teâlâ’nın kendilerini mutlaka kurtaracağına inanıyordu:

“Hayır!... Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir.” buyurdu. (Şuarâ: 62)

Firavun ve ordusu yaklaşıp da aralarında çok az mesafe kaldığı bir anda, Cenâb-ı Hakk Musa Aleyhisselâm’a vahyetti:

“Asânı denize vur!...” (Şuarâ: 63)

O da asâsını denize vurdu.

“Deniz hemen yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibi oldu.” (Şuarâ: 63)

Allah-u Teâlâ denizin açılan kısmına bir rüzgâr gönderdi ve orası kupkuru oldu.

Böylece zalimlerin korktukları eninde sonunda başlarına gelmiş, yaptıkları zulümlerin cezasını en ağır şekilde ödemişlerdir.

Muzill İsm-i şerifi tecelli ederek Allah-u Teâlâ onları zelil ve İsrailoğulları hakkında da Muizz ism-i şerifinin sırrı zuhur ederek onları aziz kıldı.

Âyet-i kerime’lerinde buyurur ki:

“Firavun, ordusuyla onları takip etti. Deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış!” (Tâhâ: 78)

 

DEVAM

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |