Silsile-i Sâdât -33-

ŞEYH MUHAMMED ES’AD ERBİLÎ
(Kuddise Sırruh) -30-

 

Şiir Sofrasından

Seçmeler:

 

Olsaydı eğer nâz ile ar'arda temâyül

Eylerdi kad ü kâmeti cânâna temâsül

Sevdâ-yı cünûn aklım alıp çöllere saldı

Ettikçe bu mahbub-ı cihan bunca tecâhül

Mûy-ı siyehin vasfına âğâz olunursa

Câiz görülür devr-i teselsülle tetâvül

Etmem emel-i sıdk-ı sefâ ben o gedâdan

Can virmede cânâneye eyler ki tekâsül

El çekmez o meh-pâre bana cevr ü cefâdan

Ma'şukalara resm imiş ey dil şu te'âmül

Tumar-sıfat tay olunur şöhret-i Mecnun

Dillerde benim kıssam eğer itse tedâvül

Es'ad gül-i ruhsarına hayli bakabilmez

Çeşmân-ı siyâhın olalı çifte karavul

Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

 

1. Eğer servi ağacında naz ve salınma hakimiyeti olsaydı ancak o zaman sevgilinin boynuna benzeyebilirdi.

2. Bu dünya güzeli böyle bilmezlikten gele gele nihayet aklımı alıp beni aşk delisi etti, çöllere saldı.

3. Sevgilinin siyah saçını tarife kalkışınca sözün birbiri peşi sıra dolanması ve uzayıp gitmesi caiz görülmeli.

Eski edebiyatımızda makbul saç uzun, halka halka saçtır. Beyitte bu saçı övmek için lafında uzayıp gideceği belirtiliyor.

4. Sevdiğine can vermek hususunda gevşek davranan aşıktan, gerçek bir bağlılık ummam ben.

5. O ay parçası bana eziyetten asla vazgeçmiyor. E, ne yapalım ey gönül, bu hal sevgililerin evvelden beri âdetidir zaten.

6. Eğer benim maceram dillere düşecek olsa, Mecnun'un şöhreti defter gibi dürülür, yok olur.

Eskiden, ciltlenmeyen kitaplar tomar haline getirilerek bağlanır, rafa kaldırılırdı.

7. Ey sevgili! İki siyah kara gözün çifte karakol olalı beri Es'ad senin yanağının gülüne bakamaz oldu.

Beyitte anlatılan sevgili Hazret-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizdir. Erbilî Hazretleri huzurda ve Fahr-i Kâinat Efendimiz de ona bakmakta olduğundan; Rasûlün bakışları altında edep ile gözlerini açıp Rasûlün gül yanaklarına bakamaz oluyor. Rasûlün gözleri adetâ çift karakol gibi, o yanaklara bakanları önlüyor.

•

 

Cihânı cennet itmiş âdeta bu ıyd-ı can- efzâ

Koy olsun cümle-i ihvân izzetle safâ-bahşâ

Hilâl-i ebruvânın görmeden ben subh-ı ıyd itmem

Libâs-ı mâtemi soymam olursa Cennet-i a'lâ

Oturrum derd-i hecrinle namâz-ı ıyda baş eğmem

Olunca tâk-ı mihrâbından ayru ey melek sîmâ

Taâmım derdü gam kutum elem hûn-ı dil aşâmım

Refîkim âh u sazım nâle yârim illet-i sevdâ

Leb-i la'lin firâkıyla nice kan almasun hâtır

Ki sensiz hur u gılman ile gelmez rûha istiğnâ

Ne mümkün seyr-i gülzâr-ı cihânı arzu itmek

Senin-çün bülbül-i hâtır olup ey gonca leb şeydâ

Teessüf eylemez Es'ad perişan olduğu yüzden

Visâlin bir daha ihsan iderse Hazret-i Mevlâ

Mefâîlün / Mefâilün / Mefâîlün / Mefâîlün

 

1. Bu can bağışlayıcı bayram, dünyayı âdeta cennete çevirdi. Bırak bütün tarikat kardeşleri de izzetle safa bulsunlar, neşelensinler.

2. Ne var ki ben, senin kaşlarının hilâlini görmedikçe asla bayram etmem; sensiz, cennet-i âlâ bile verilse, üzerimdeki matem elbisesini çıkarmam.

Bir bayram tasviri var. Gözlenen hilâl ortaya çıkmış, bayram başlamıştır. Fakat şair sevgiliden ayrı olduğu için matemdedir. Onun gerçek bayramı sevgilinin hilâl kaşlarını gördüğü zaman başlayacaktır. "İman sahibi, mahlûk şeyleri sevmez. Bu yüzden öbür âlemi de istemez. Kalbini ona da kaptırmaz. Yalnız Hak tecellisi öbür âlemde olacağı için âhireti ister. Yaratanına kavuşuncaya kadar iftarını açmaz."

3. Ey melek yüzlü! Senin mihraba benzeyen kaşından ayrı oldukça, hasretlik derdiyle oturur kalırım, bayram namazı için başımı eğmem.

Sevgilinin kaşı, âşığın mihrabıdır.

4. Yemeğim dertle gam, lokmam elem, gönül kanı içeceğim oldu. Ah u vah yoldaşım, inleyiş sazımı, aşk hastalığı ise ayrılmaz dostum.

5. Gönlüm, senin lal taşına benzer dudağının hasretiyle nasıl kan olmasın ki sensiz, huri ve gılman bile verilse ruhumu tatmin edemez.

Dudak vahdet idi. Nitekim huri ve gılmanla dolu cennete giren müminler; "Hel min mezid" Daha iyisi yok mu? diyecekler. Sonra Allah tecelli edecek ve bütün ruhlar sonsuz bir itminan duyacaktır.

6. Ey gonca dudaklı! Gönül bülbülü senin için böyle inlemekte iken dünya bağını seyretmeyi arzu etmesi düşünülebilir mi?

Her bülbülün bir gülü vardır. Aşığın kalbi de bülbüldür, ancak onun gülü "Cemal-i mutlak" tır. Bülbül, bağda gülden başka şeyle ilgilenmez. Aşık için de dikkate değer tek varlık sevgilidir.

7. Es'ad bu sevda ile böyle perişan olduğuna asla üzülmez. Yeter ki Hazret-i Allah, yakınlığını bir kere daha ihsan buyursun.

"Yüz" kelimesinde tevriye vardır. Hem "sebebiyle" hem de gerçek "yüz, çehre" manasıyla kullanılmıştır. "Es'at o yüz yani cemâlullah ile perişan olduğuna yanmaz, pişman olmaz." manası da bu suretle ortaya çıkar.

•

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |