Münafıkların İçyüzü:

 

Allah-u Teâlâ müminlerle kâfirlerin arasındaki berzahı açık olarak Âyet-i kerime’sinde beşeriyete ilân etmektedir:

“Birbirine hasım iki zümre!” (Hacc: 19)

Allah-u Teâlâ’nın hükmü budur.

Onları seven de böyledir. O da münafıktır. Zira önünüze deliller koyuyorum. Onlar Allah-u Teâlâ’nın emirlerini inkâr ederler, arkaya atarlar. Ben istediğimi severim derler. O ise “sen münafıksın tam kendisisin” dendiği zaman, “bunun münafıklıkla ne ilgisi var” derler, aslını gizlerler. O ise münafığın ta kendisidir de bilmez.

Allah-u Teâlâ değil onlarla dost olmayı, onlarla oturup kalkmayı bile yasaklamaktadır:

"O size Kitap'ta şunu indirdi:

Allah'ın âyetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.

Doğrusu Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır." (Nisâ: 140)

Onlarla aralarında hiçbir fark kalmayacaktır. Çünkü kişi sevdiği ile beraberdir. Dünyada hemhal oldukları gibi cehennemde de beraber bulunacaklardır.

Bir işte ki Âyet-i kerime, Hadis-i şerif var, artık mahlûkun seçme hakkı yoktur. O yoldan çıkmıştır da içyüzünü gizler, bilinmesin diye. Bu yüzden münafıkları korumak için böyle konuşurlar. Ortalığı bulandırırlar. İlâhi emir ve nehiyleri çürütmek için böyle konuşur ve hareket ederler.

Bütün gayeleri İslâm’ı tahrip ve tahrif etmek, ilâh edindikleri kâfiri müdafaa etmektir.

O ise Deccal’den daha beter olmaları, sûret-i haktan görünmeleridir.

Aslını ve asaletini gizlediklerinden İslâm’ın ön safında imiş gibi göründüler.

DEVAM

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |