ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN
HAYATI

"Ashâbım Yıldızlar Gibidir. Hangisine Uyarsanız Hidayeti Bulmuş Olursunuz." (Beyhâkî)

 

HAZRET-İ EBU BEKİR SIDDÎK -Radiyallahu Anh- (54)

 

Mart 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 43

 

Resulullah Aleyhisselâm'ın Hatır-ı Şerif'i:

 

Ebu'd-Derdâ -radiyallahu anh-in şöyle dediği rivâyet olunmuştur:

"Bir kere ben, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanında oturduğum sıra, birden Ebu Bekir -radiyallahu anh-in elbisesinin eteğini dizkapakları açılıncaya kadar toplayarak (telâşla) geldiği görüldü ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize:

"Herhalde arkadaşınız birisiyle çekişmiş olacak." buyurdu.

Sonra Ebu Bekir -radiyallahu anh- gelip selâm verdi ve:

"Yâ Resulellah! Benimle Hattâboğlu arasında bir çekişme vuku buldu. Fakat bu münâkaşada ben Ömer'e tecâvüz etmiştim. Sonra pişman oldum da Ömer'den kusurumun affını diledim. Fakat Ömer imtinâ etti. Ben de huzurunuza geldim." dedi.

Bunun üzerine Resulullah Aleyhisselâm üç kere:

"Allah seni mağfiret etsin yâ Ebu Bekir!" buyurdu.

Sonra Ömer -radiyallahu anh- de bu dargınlıktan nedâmet ederek ve Ebu Bekir -radiyallahu anh-in evine giderek:

"Ebu Bekir burada mı?" diye sormuş.

Ev halkı:

"Hayır, burada değil!"

Diye cevap vermeleri üzerine Ömer -radiyallahu anh- de Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in huzuruna geldi.

Ve ona selâm verdi.

Bu sırada Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in sîmâsı(nın rengi) değişmeğe başladı.

Hattâ Ebu Bekir -radiyallahu anh- (Resulullah'ın Ömer'e itâb etmesinden) korktu da iki dizi üzerine çökerek iki kere:

"Yâ Resulellah! Vallâhi bu işde ben Ömer'den ziyâde ileri gitmişimdir." dedi.

Bunun üzerine Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (hepimize hitâb ederek):

"Şüphesiz ki, Allah beni size Peygamber göndermişti.

Bunu size teblîğ ettiğimizde hepiniz beni yalanlamıştınız da (Nübüvvetime yalnız) Ebu Bekir inanmıştı. Ve uğrumda canını, malını fedâ etmişti." buyurdu.

Sonra Resulullah Aleyhisselâm iki kere:

"Şimdi Ashâbım! Siz, (bu azîz) dostumu bu nispetiyle ve bu hususiyetiyle bana bırakırsınız değil mi?" buyurdu.

Ebu'd-Derdâ -radiyallahu anh- der ki:

Ebu Bekir -radiyallahu anh- hakkında Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in beyan buyurdukları bu tazim üzerine, bundan sonra Resulullah'ın hatırı için Ebu Bekir -radiyallahu anh- incitilmedi." (Sahih-i Buhârî: 1487)

 

 

İmâmet Emri:

 

Bir yatsı vaktiydi. Namaz vakti gelmiş, ezan okunmuştu.

Resulullah Aleyhisselâm namazın kılınıp kılınmadığını sordu. Cemaatin kendilerini beklediği söylendi. Yıkandı, hazırlandı, fakat ayağa kalkamadı, bayıldı. Ayıldıktan sonra namazı yine sordu, aynı cevabı alınca tekrar yıkandı, fakat tekrar bayıldı. Aynı hâl, üç defa tekerrür edince:

"Söyleyin Ebu Bekir'e cemaate namaz kıldırsın" buyurdu.

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz babasının imamlık yapmasını istemiyordu.

Babası adına mazeret beyan etti:

"Yâ Resulellah! Babam çok duygulu bir adamdır, sesi de gür değildir, hem Kur'an okurken çok ağlar." dedi.

Fakat Resulullah Aleyhisselâm, sanki o hiç konuşmamış gibi emrini üç defa tekrarladı.

Bunun üzerine Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh- üç gün imâmet edip namaz kıldırdı.

Bir perşembe günü akşamı, yatsı namazı ile başlayan bu imâmet, Pazartesi günü sabah namazına kadar devam etti.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |