EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (193)

Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- (1)

 

Kasım 2016
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 34-35

 

 

HAYATI ve ESERLERİ

 

On beşinci asrın meşhur âlim ve velilerinden olan Abdullah el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin babasının adı Abdullah'tır. Kırım'da dünyaya gelmiş olup, hangi tarihte doğduğu bilinmemektedir.

Zâhirî ilim tahsilini ve medrese eğitimini Kırım'da, Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî ve Mevlânâ Şerefeddîn Kırîmî gibi zâtların eliyle tamamladıktan sonra Sultan II. Murad zamanında Osmanlı topraklarına gelip yerleşti. Sultan Murad kendisini büyük bir saygı ve hürmetle karşılayıp, Merzifon'da bulunan bir medreseye müderris olarak tâyin etti. Fethi müteâkip İstanbul'a gelen Hazret, Fâtih'ten büyük bir ilgi ve taltif görerek önce Edirne, sonra 879/1474'ten vefâtına kadar İstanbul medreselerinde tedris vazifesine devam etti.

Zâhirî ilimler alanında büyük bir istidâda sahip olan Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri, çeşitli ilim dallarında çok sayıda eser telif etmiş olup, Abdullah el-Beyzâvî'nin Tefsîr'ine Misbâhu't-Tadîl adıyla bir hâşiye ve Akâ'id-i Nesefiyye adlı eserle Sadeddîn Taftazânî'nin Mutavvel'i üzerine ayrı ayrı hâşiyeler yazmıştır. Ayrıca Hâşiyetü alet-Telvîh, Şerh-i Miftâhü'l-Gayb, Hâşiyetü alâ Lübbü'l-Lübâb ve Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz; onun Tefsîr, Hadis ve Tasavvuf alanında telif ettiği, önde gelen meşhur eserleri arasındadır.

 

 

"HÂTEMÜ'L-VELÂYE" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI

 

Osmanlı âlim ve mutasavvıfları arasında müstesnâ bir yere sahip olan Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri, Şeyh Mahmud Şebüsterî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin manzum Gülşen-i Râz'ı üzerine yazdığı Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz adlı eserinde, Hâtemü'n-nübüvve ve Hâtemü'l-velâye makamlarının mâhiyet ve keyfiyeti hakkında mühim sırlara yer vermiştir.

 

 

Velâyet ve Nübüvvet Dâiresinde Hâtemü'n-Nübüvve ile Hatemü'l-Velâye'nin Birleştiği Nokta:

 

Kendisinden önceki velilerden Fahrüddîn Irâkî ve Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin Hâtemü'l-velâye hakkındaki ifşaatlarına vâkıf olan Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri, Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz adlı eserinin "Nebî ile Velî arasındaki farkı beyan eden kâide" adlı bölümünde, "Nübüvvet" ile "Velâyet"i zâhir ve bâtını temsil eden iki daireye benzeterek, ilk dairenin Hâtemü'l-enbiyâ olan Muhammed Aleyhisselâm, ikinci dairenin ise onun has velâyetine varis olan Hâtemü'l-evliyâ tarafından tamamlanacağını haber vermiştir:

"Nübüvvet Âdem'in gelişiyle zâhir oldu, Hâtem'in vücûdu (varlığı) ile kemâlini buldu… Yâni peygamberlik dairesinin zuhûrunun bidâyeti (başlangıcı) Âdem'le -salât ü selâm ona ve bizim Peygamber'imizin üzerine olsun- meydana geldi. Gerçi Nübüvvet'in başlangıcı mânâ yönüyle Hakîkat-i Muhammediyye -sallallahu aleyhi ve sellem-dir.

Nitekim buyurulmuştur:

'Âdem henüz su ile toprak arasında iken ben peygamberdim.' (Ahmed bin Hanbel)

Şeyh [Fahrü'd-dîn] Irâkî ise şöyle buyurdu:

'Biz Âdemoğulları olarak sûret bulduk; Onun mertebesi ise, onların hâlinin rütbesine göredir.'

O Ebû'l-beşer'dir, Ebû'l-enbiyâ'dır; yâni hem insanoğlunun, hem de peygamberlerin babasıdır. Sûret âleminin ilk peygamberliği onunla gerçekleşti. Devirler içinde Hakk Sübhânehû ve Teâlâ'nın Tevhîd'ine ilk o dâvet etti. Enbiyâ ismiyle ilk onun vücûdu ve varlığı isimlendirildi.

Dairenin nihâyete ve Nübüvvet'in kemâl bulup tamama ermesi ise O Seyyid-i Enbiyâ (Peygamberlerin Efendisi), Mirâc sâhibi, 'İki yay kadar yâhut daha da yakın' olan Muhammed Mustafâ ve Resûl-i Müctebâ -salâvâtullâhi ve aleyhim ecmaîn- ile oldu; Nübüvvet (peygamberlik)te 'Âhir' (Son) lâfzı, 'Evvel' (ilk) lâfzı ile birbirine mutâbık olup yegâne oldu.

Nitekim:

'Benden sonra peygamber yoktur.' buyurdu.

Velâyet dairelerinin ilk zuhuru Âdem Aleyhisselâm'la meydana geldi ve nihayete kadar bâkî kaldı, kıyamet gününe dek yürürlükte bırakıldı. O dairenin nihayete ermesi ise Hâtem-i evliyâ ile gerçekleşecektir.

Şu hâle göre malûm oldu ki, Velâyet dairesi Nübüvvet dairesinden daha büyük ve daha geniştir. Zira nübüvvet dairesi Enbiyâ Aleyhimüsselâm'ın Seyyid'i ile nihâyet bulmuştur; velâyet dairesi ise, Fütûhât'ın yüz altmış altıncı bâbında Hâtemü'l-evliyâ hakkında muhtelif beyanlarda bulunan; Şeyh-i kâmil-i mükemmel, Kutbu'l-muhakkıkîn, Şeyh Muhyî'l-milleti ve'd-dîn -kuddise sırruh-Hazretleri'nin ibarelerine göre âhir zamandaki Hâtem-i evliyâ ile son bulacaktır." (Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz, Süleymâniye Ktp. Ayasofya, nr.: 1913, beyit: 369-374.)

 

 

Velâyet-i Hâssa-i Muhammediyye'yi Hatmedecek Olan Zâtın Alâmetleri:

 

Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz'ın daha sonraki satırlarında; "Velâyet-i hâssa-i Muhammediyye"yi Hatm edecek olan zâtın bu velâyete kâmilen varis olacak biri olduğuna işaret ederek, Muhyiddîn İbnü'l-Arabî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin onun üstün vasıflarını beyan eden bir şiirine yer vermiştir:

"Tüm devirleri cem etmiş olan 'Hatm' bambaşka bir şahıstır ki; Velâyet-i hâssa-i Muhammediyye'yi der-dest hatm etmiş olan odur. Velâyet-i hâssa-i Muhammediyye'den sirâyet edenlerin tümünü şâmil olup, hepsini kendisinde toplayan kâmil ve mükemmel biridir. Şeyh-i muhakkık, Muhyî'l-milleti ve'd-dîn -kuddise sırruh- müşâhede ettiği sayısız çokluktaki bazı hâlleri kelimelere döküp, cümlesini esaslı ifâdelere büründürerek şöyle demiştir:

 

'Bir vakit Hakk'ın bana gelişi müyesser oldu

Ayın başında Hitâm olacak iş kurulmuştu

 

Nitekim kişiye: 'Vaktinde hâzır ol!' denildi

'Âlemü'l-emr işi Mele-i A'lâ elindeydi

 

Göstereceğim alâmete dikkatle bak şimdi

Nazar kıl ki hangi mevzi de onu Hatm etmişti?

 

Muhammed ilmine vâris olduğu şüphesizdir

Veliyyü'l-Habîr'in benden sakladığı kişidir

 

Muhammed velîlerini Hatm eyleyen rehberdir

Huzurdaki sayılı seçkinleri Hatm edendir.'…" (Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz, Süleymâniye Ktp. Ayasofya, nr.: 1913, beyit: 369-374.)

 

Ahmed el-Kırîmî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin Gülzâr-ı Demsâz der Şerh-i Gülşen-i Râz'da, Velâyet-i Muhammediyye'yi Hatm edecek olan zâtın vasıflarına ve Şeyhü'l-Ekber -kuddise sırruh- Hazretleri'nin onun hakkındaki şiirine yer verdiği satırlar.

Süleymâniye Ktp. Ayasofya, nr.: 1913.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |