EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (176)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî
-kuddise sırruh- (24)

 

Mart 2015
Hakikat Aylık İslâm Dergisi

 

"ANKÂ-İ MUĞRİB FÎ MA'RİFETİ HATMÜ'L-EVLİYÂ ve ŞEMSÜ'L-MAĞRİB" KİTABI

[49] Muârızlıkla Avını İsabet Alan Kimsenin İtirazına Dair Bir İnci:

İşte bu Muhammedî yaratılış, bu âlî menzille meydana geldiği vakit, bütün yaratılmışların toplandığı bir "Asıl" olmuş ve kendisinden başkasının erişemeyeceği bir güzellik onun için sahih kılınmıştır. Hakk Sübhânehû onda adlen ve fazlen, cem'an ve kısmen, kendisiyle ilgili fayda ve zararın sûretini de kâim kılmıştır. Hakk aynı zamanda, onda tıpkı nefsen tamamladığı gibi, hissen de mükerremiyyetini tamamlamayı murâd ederek; onun, âhirini evveline atfettiği devrenin bitişinden sonra cisimlendirdiği sûretini hissî âlemde de onun için inşâ etmiş; onu toplayıp birleştiriciliğin tam ortasında bulundurmuştur. [37b] Allah Sübhânehû ve Teâlâ, bu tertemiz mükerrem cismi "Muhammed" -sallallahu aleyhi ve sellem- diye adlandırıp, onu insanların hepsinin imamı ve âlemin Seyyid'i kılmıştır.

Nitekim o, bu cesedin zâhiriyle konuşup, işi dile getirerek şöyle buyurmuştur:

"Ben âdemoğlunun seyyidiyim. Bunda övünme yoktur." (Buhârî)

Sonra da muhtaç oldukları şeyleri tâlim etmek için onların arasına indirmiş ve göz ve nazarı onların içine döndürerek:

"Ben de bir beşerim!" dedirtmiştir. (Kehf: 110)

Bu, bizim onun misli olduğumuz ve bizimle timsâl olunduğu vakittir. Böylelikle kudsiyeti de kuşatmış, cinsiyyeti de kuşatmıştır.

O "Sâbık"tır; biz iliştirilenleriz.

O "Sâdık"tır; biz tasdik edenleriz.

Cismen, cesedî sûreti böyle olunca da, kâinâtın varlığının ve "Ayn"ın zuhurunun başlangıcını meydana getirişi gibi bir inşâ sûretiyle değil; ilâhî haberlerin yer edinmesiyle, felek devresini bir mülke devrederek, zikri geçen ilk devreyi de yine bir mülke devrederek meydana gelmiştir.

Şimdi senin: "Yokluk meydanında husule geldiği halde, mülkleşmiş bir varlıktan olan bir mülkün varlığı nasıl gecikebilir?" demen umulur. Dolayısıyla da: "O'nun işini ve kendisinde O'nun derinliklerini kâim kılan kişi, kendisine isnâd edilen bu vakitte meydana gelen kişi üzeredir." denilmesi gerekecektir.

Ben senin mânevî hastalıklarını tedâvî ettim ve sana yolunu gösterdim. Artık inceliklerin istimdâdı ile hakikatlerin iliştirilmesini öğrenebilirsin!..

 

[50] Hakîkatü'l-Muhammediyye'den Hakîkatlerin Tümüne Ulaştıran
İnceliklerden İstimdâda Dair Bir İnci:

Ben, kendisiyle ilgili hakikatleri "Melei'l-Alâ"da istivâ etmiş bir kimse olarak, [38a] O'nu -sallallahu aleyhi ve sellem- neşredeceğim ve O'nun etrafındaki Nûr'un göz kamaştırıcı nûrlardan olduğunu ortaya koyup, kendisiyle ilgili inceliklerin yerleştirildiği yeryüzü âlemiyle bitiştireceğim. Zira ben O'nun -sallallahu aleyhi ve sellem- şemâilini ve ilgili hakikatlerini ancak onlar sayesinde izhâr edebilirim.

İnceliklerin fazîletinden pay elde edebilmek için her hakîkatin meşrebi bildirilip, her incelikle birlikte mânevî bir rızık taksim edilmiştir. Biz O'nu yaratılanlar sayesinde, farklı yaratıklara mürâcaat ederek "Bir"ledik. Nebîlere ve resullere âit olan birtakım inceliklerle müşâhede ve tâyin makamını keşfederek, onun da ilk meleklere onun kendisine göre indirildiği ve gözün keşfini kuşatan kimsenin de onların üzerine, kendisine göre indiği şey olarak, iki kısım hâlinde onların -salavâtullâhi aleyhim- üzerine indirildiğini gördük. Ayrıca biz bu iki indirilişte, kendilerine tâbî olanların da onlara ortak olduğunu gördük.

Lâkin [bu], örtü altında kalmaya meydan vermeksizin, vasıtasız olarak O'ndan alan kişi hariç olmak üzere, hakkında:

"Beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmet." (Âl-i imrân: 110)

Buyurulan bu ümmetten; önceden gönderilmiş herhangi bir resul veya nebî'nin, meleğin indirdiği şey dışında indirileni ondan alması gibi; aynıyla değil, ancak onların vasıtasıyla gerçekleşir.

Perdenin yaratılışı ve kütlenin var edilişine gelince; "Nûr-i Muhammedî" yeryüzüne konulduğu vakit onu aydınlattı ve düzlükleri ve arâzileri gözetim altına alıp ikisinin arasında nehirlerin doğmasını sağlamış ve bitkiyi cesetlendirmiştir.

Kıvılcımlar da ondan meydana gelmiştir. [38b] Cinnin bu kıvılcımları hakkında ayırım, iki kısım üzere gerçekleşir: Yükseltilme ve yumuşaklık. Bu hararet meydana geldiği vakit, Nûr'la yeryüzü arasında nihayete erer.

Bunun içindir ki Allah-u Teâlâ:

"Cinleri de yalın bir ateşten yarattık." (Rahmân: 15)

Buyurarak, yeryüzünün Nûrlarla karışık bir halde olduğuna işaret eder. Bu neticeleniş hususunda, kimin ki Nûr kendisine galip gelirse, artık nûrlara iltihak edip karışmış cinlerden olur. [51] Birtakım kanallar içinde kâfir olan kimsenin tabiatına uygun şekilde inzâl olunan incelikler de bu şeytânî ateştir. Onun aslı "Sultânî Nûr"dan meydana gelir.

Âsîlere gelince; kıvılcımlar vasıtasıyla değil, hararete göre bizim takdim ettiğimiz şey vasıtasıyla onlara da birtakım incelikler indirilir.

Şu halde O'nun -sallallahu aleyhi ve sellem- incelikleri "Mâlik'in mülkü" devresinde, ebediyete kadar akıp giden bir hilme ulaşan, inceliklerin tümünün asliyeti; hakîkati de her zaman ve anlarda hakîkatlerin tümüne ulaştıran bir istimdâd edici olmuştur. O'nun -sallallahu aleyhi ve sellem- eşsiz benzersiz, kemâle erdirici şerefli maddesi; ilk menşeinden ebediyete kadar nihâyete ermeksizin, âlemlerin tümüne istimdâd eder.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |