Muhterem Ömer Öngüt
-kuddise sırruh- Efendi Hazretleri'nin
Hayat-ı Saadetlerinden İnciler (25)

 

Gerçek manada kardeşlik Allah-u Teâlâ ve Resulullah Aleyhisselâm'da birleşmektir. Hazret-i Allah ve Resul'ünde birleştikten sonra Hazret-i Kur'an'a uyduktan sonra gaye, maksat ve menfaat olmazsa, sevgi husule gelirse, işte kardeşliğin özü oradadır. Ötekilerin kardeşliği sözdedir. Bu kardeşlik özdedir. Çünkü Hakk'ta birleşiyor, halkta değil. Gaye, maksat, menfaat, rütbe, gösteriş kalkıyor, rızâ kalıyor. Allah-u Teâlâ'nın rızâsını celbetmek için yegâne vesile de bu kardeşlik. Gaye, maksat, menfaat olmadan; Allah için sevmek ve Allah için sevmemek.

Hakk yolunda sevişirsek ne olur?

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyururlar ki:

"İnsan sevdiğiyle haşrolunur." (Buhâri)

Bu bir mümin için kâfidir. Niçin seviyordu? Allah için seviyordu. Kendi kardeşiyle haşrolunacak. Demek ki buradaki sevgi, tezahür, huzur oraya intikal ettiği zaman orası daha geniştir. Çünkü burada birçok dünyevi meşakkatler, sıkıntılar, mevzuatlar var, ama orada hiçbir şey yok fakat her şey var. Bizi davetine alınca; huzuruna, saadetine, selametine alıyor, meşakkatleri kaldırıyor, kardeşliği gerçekleştiriyor ve kulunu saadet, selamet içine alıyor. Bu ne kadar güzel bir şey.

Allah'ım bize dünyada da, ahirette de gerçek kardeşliği, İslâm kardeşliğini yaşattığı kullardan eylesin.

Allah'ım Zât'ına has bir kul, Habib'ine ümmet etsin. Rızâ yolunda çalışmayı bize nasip etsin. Çünkü dikkat ederseniz Resulullah Aleyhisselâm nasıl çalıştı? O çalışmaya bakıyorum ve utanıyorum. Çünkü her tarafını zülûmat karı örtmüştü. O tek başına bütün gücüyle Hazret-i Allah'a sığındı, her güçlüğe rağmen o zülûmatı dağıtmaya çalıştı, ama şimdi Cenâb-ı Hakk, zülmanatı dağıtmak için bu lütfu bahşetmiş.

•

Kardeşim! Bu yol Allah yolu, kardeşlik yoludur. Gaye yok, maksat yok, gösteriş yok, menfaat yok. Bu yolu, Allah-u Teâlâ sevmiş, seçmiş, lütfetmiş. Yahu sana bu yetmez mi?

Bu yol Hazret-i Allah'a ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e âittir. Şu halde sen de kendini buna göre ayarla.

O kadar bölücü varken, Allah-u Teâlâ'nın dinini parça parça yaparlarken, hepsi cehenneme giderken; Allah-u Teâlâ seni sevmiş, seçmiş, ayırmış. Lütuf olarak bu yetmez mi sana?

O zaman neden yolun adamı olmuyorsun? Nefsinin kölesi olacağına, Hakk'ın kölesi olsana!

Bu yol kardeşlik yolu olup çok hassas bir yoldur. Bir kardeşin küçücük bir incinmesi bize çok büyük üzüntü verir. İşte yol o yol. Gaye yok, menfaat yok, maksat yok. Ne var? Rızâ var. O halde rızâya mucib iş ve hareket lâzım, söz yeterli değil. Yol; hassas yol, nazik yol.

Bu yol an meselesi. Ama hangi an belli değil. Ama sen yeter ki yolunda bulun, o anda sana tecelli eder. Gönlünü O'ndan ayırma.

Kabalık, terslik, sertlik bu yolda yakışmaz. Niçin? Hakk yolu olduğu için.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz;

"Nezafet imandandır." buyurdular.

Ama her yönde, her alanda...

Ben hükümsüz ve değersiz bir mahlûkum. Fakat bu mahlûkunu ileri sürmüş, tecelli etmiş. Robot gibi kullanıyor ve yürütüyor.

Ben mahlûk olduğumu, aciz olduğumu çok iyi biliyorum. Ama siz de Allah yolunda olduğunuzu iyi bilin. Bu yol doğrudan doğruya Hazret-i Allah'ın ve Resulullah Aleyhisselâm'ın yoludur...

Ben hayatta iken veya benden sonra bu yolu bırakırsanız sapıtmış olursunuz. Bu çok büyük sözdür. Niçin? Hazret-i Allah'a ve Resulullah'a ait bir yol olduğu için.

•

Mahviyet ve istikamet bu yolda çok lüzumludur.

Mahviyet; insanın gerçekten hiç olduğunu bilmesidir.

İstikamet; O'nun emrettiği çizgide yürümek, o çizgiden ayrılmamaktır. Yasakladığından da sakınmak, hem de şiddetle sakınmaktır. Allah-u Teâlâ'nın kulundan beklediği ve hoşlandığı iki haslet budur.

Bu yola "Girdim!" demek boştur; esas olan alınmaktır. Allah'ım cümlemizi alınanlardan etsin. Alınmak kolay değildir amma aldılar mı da bırakmazlar.

Bu yola alınmanın ilk alâmeti; kişinin helâli ve haramı araştırmaya başlamasıdır. Helâl mi? Haram mı? Araştırmaya başladığı an alındığına delâlettir. Bu ilk adımdır. Ondan sonra atacağı adıma, söyleyeceği söze, yiyeceği lokmaya dikkat etmeye başlar. Böyle olunca bil ki onu yola almışlar.

Bir mümin yiyeceğine dikkat etmezse boşluktadır, kazancına dikkat etmezse boşluktadır. İhvan olmuş? İsmi ihvandır. İbadet ondur dokuzu helâl lokmada aranıyor. Bu kadar incedir bu işler.

Bu yolda O'nun rızâsından başka bir şey arayan kendisine yazık etmiş olur. Bu sebeple bu yolda herkes tutunamaz. Bu yolda, gaye, makam, yeme-içme yok.

Bu yola girmek, bu yolda olmak, bu yolda ölmek bir lütuftur.

Bu topluluğa ayak uydurmak zordur. Çünkü Allah yoludur. Gaye yok, maksat yok, menfaat yok. Ne var? Rızâ var. Allah'ım rızâsından ayırmasın. Bu gemiye bin, bu topluluğa ayak uydur; ahirette ne demek istediğimi o zaman anlarsın.

Bizim yolumuz yemek-içmek yolu, maksat-menfaat yolu değildir. Bize yemek-içmek, maksat-menfaat için gelenler gelmesinler. Onlar bizden biz onlardan uzak olalım. Bu temel üzerine bina kurmaya başlarsak sonu çok rahat olur. Yük olmamalı, maksat-menfaat olmamalı, her şey yalnız Allah için olmalı.

Mevlâ bir kulunu hizmet için ileri sürmüşse, bir ömür boyu bunun şükrü eda edilemez. O'nun ihsan ve ikramı çok büyüktür. Bundan nefse pay çıkarmak, menfaate tevessül etmek, O'nun ikramını basit ve adi şeylerle değiştirmek demektir. Padişahlar Padişahı yetmez mi sana?

Menfaat girdiği anda, çok iyi bilinsin ki Hazret-i Allah gayreti çeker alır. Gayreti alınan kimsenin hizmeti de mihnetle olmaya başlar. Mihnetle yapılan hizmeti Hazret-i Allah sevmez. Çünkü artık rızâullahtan ayrılmış dünya menfaati için çalışır olmuştur.

Menfaat mi? Yerinde dursun, işimiz Allah için olsun. Gaye, maksat, menfaat hiç olmayacak.

Bir kimseye dinden çıkması için çok para teklif edersen çıkmaz da, bilmediğinden dolayı, Allah-u Teâlâ'nın hükmüne rızâ göstermemekle küfre girdiğinin farkına varmaz. Veya şeytanın aldatması sonucu küçücük bir menfaat için dinden çıkar da haberi olmaz.

•

Bizim vazifemiz şudur:

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

"Doğu tarafından siyah Bayraklılar çıkarak hiçbir kavmin yapmadığı bir şekilde savaş yaparlar ve ardından Allah'ın halifesi Mehdi gelir." (Hâkim)

Bizim yaptığımız Hazret-i Mehdi'ye zemin hazırlamaktır. Aynı zamanda dağılmış olan Ümmed-i Muhammedi Hazret-i Allah ve Resul'ünde birleştirmektir. Bu yol, bölücülerin kendi dinlerinden ve dinarlarından vazgeçerek, Allah-u Teâlâ'nın rızâ yolunu aramaları için emir buyurduğu bir yoldur.

Bu yol ıslahat yoludur. Sonra Hazret-i Mehdi gelecek ve fetih yoluna girecektir.

Bu yolda Rabb'imiz bize ihlâs ile, sadakatle çalışmayı nasip etsin, gerisi O'na kalmış.

"Allah'ım bize acı, merhamet et, Zât'ına çek." Bu duâyı çok yapmamız lâzım.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |