İSLÂM İLMİHALİ

Sünnet Namazların Faziletleri

 

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyururlar:

"Bir gün bir gecede on iki rekât sünnet-i müekkedeye devam eden kimse için Cenâb-ı Allah cennette bir köşk halk eder." (Tirmizî)

•Sabah namazının iki rekât sünneti, "Sünnet-i müekkede"dir. Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde; "Bana dünyadan ve içindekilerden sevgilidir." buyurmuşlardır. Diğer bir Hadis-i şerif'lerinde ise; "Sizi süvari kovalasa bile yine sabah namazının iki rekât sünnetini terketmeyiniz." buyuruyorlar.

İmam sabah namazının farzını kılmaya başladığı zaman, eğer bu sünneti kıldıktan sonra imama farzın ikinci rekâtında yetişmeyi aklı keserse, o kimsenin bir kenara çekilip kılması sünnettir. Farzın ikinci rekâtına yetişilmeyecek gibi ise sünnet terkedilip imama uyulur.

Bu sünneti sabah namazından sonra kılmak caiz değildir. Ancak herhangi bir sebeple farz kılınamamışsa, o gün öğleye kadar farzla birlikte kaza edilir. Öğleden sonraya kalmışsa yalnız farzı kaza etmek gerekir. Sabah namazının sünnetini vaktin evvelinde ve hafifçe kılmak efdaldir.

•Öğle namazının farzından önce kılınan sünnet, "Sünnet-i müekkede"dir.

Farz kılınmaya başlanıyorsa farza durulur, farzdan sonra kılınır.

Farzdan sonra kılınan iki rekât sünnet de "Sünnet-i müekkede"dir. Fazilet bakımından akşamın sünnetinden sonra gelir.

•İkindinin farzından önce kılınan dört rekât sünnet "Sünnet-i gayr-i müekkede"dir. İkindinin farzı kılındıktan sonra bu sünneti kılmak câiz olmaz.

•Akşamın farzından sonra kılınan iki rekât sünnet "Sünnet-i müekkede"dir. Bu namazda kıraatı uzatmak müstehaptır.

•Yatsının farzından önce kılınan dört rekât sünnet, "Sünnet-i gayr-i müekkede"dir. Farzdan sonra kılınan sünnet ise "Sünnet-i müekkede"dir.

•Cuma namazının farzından evvel ve sonra kılınan dörder rekâtlık sünnetler de "Sünnet-i müekkede"dir.

"Sünnetimi terkeden kimse Allah katında zarara uğrayanlar tâifesinden olur." (Tirmizî)

•

Eskiden nehir düz akıyordu, şimdi ise ters akıyor.

İslâmiyet yaşanıyordu, her yerde yaygındı, İslâm âdeti üzerinde ilâhî hükümlere bağlı olarak hareket ediliyordu. İslâm yolunda yürümek kolaydı. Herkes gidiyor, sen de kendiliğinden gidiyordun. Kendini o kaynağa kaptırdığın zaman seni götürüyordu.

Şimdi ise tamamen ters akıyor. Senin Hakk'a doğru gidişin, o suya doğru vurmana benziyor. Hatta o su da üstelik âfât suyu oldu. Eğer mâzallah insan bırakıldığında, ayağı kayar ve o âfâta kapılarak, imanını da ebedî hayatını da kaybeder.

İşte zaten;

"Ümmetim fesada düştüğü bir zamanda Sünnet-i seniye'me sarılanlara yüz şehit sevabı vardır." (Beyhakî)

Hadis-i şerif'inin sırrı burada toplanıyor. Bugün Sünnet-i seniye'ye riâyet edenler yüz şehit sevabı ile müjdelenmektedirler. Böyle bir mükâfatın verilmesi, yürüyenin çok az ve yürüyebilmenin çok güç olması sebebiyledir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde:

"Amellerin efdali en güç olanıdır." buyuruyorlar. (Münâvî)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |