EMPERYALİST ABD'NİN YENİ İŞGAL SAHASI;

YEMEN

ABD, 2000 yılında Aden Körfezi'nde ABD destroyeri Cole'un bombalanmasından bu yana Yemen'e saldırılar düzenliyor.
Amerika'ya başkaldıran grupların pilotsuz uçaklarla bombalanması, ABD Özel Kuvvetleri'nin komando harekatları ve Yemen Güvenlik güçlerine yoğun destekleri devam ediyor.

 

Yemen hepimizin bildiği gib uzun asırlardır İslam memleketidir. Bugünlerde iç çatışmalar yaşamakta, ABD'nin saldırılarının hedefi olmaktadır.

Obama başkan olarak seçildikten sonra bütün dünya bu zalim ülkenin icraatında önemli bir değişim olacağı inancına kapılmıştı.

Oysa Obama; "Afganistan'dan, Yemen'den, Somali'den, ABD'ye saldırı planlanan neresi olursa olsun buralardan bizi tehdit eden ve şiddet içeren aşırılıkları bozmak, parçalamak ve yenilgiye uğratmak için gücümüz dahilindeki her unsuru kullanmaya devam edeceğiz!" diyerek ABD'nin niyetini açığa çıkarmıştı.

Hedefe konulan ülkeler hakkında ABD ve Batı tarafından işgal için yeterli bahaneler üretilmekte ve sahte bilgilerle ve kandırmaca tuzaklarla işgal edilmektedirler. Irak misali önümüzde bütün acılarıyla durmaktadır. Nasıl olmuştu? Bu ülkenin Nükleer Silahlara sahip olduğunu ve bunun uydudan tespit edildiğini ABD'nin eski Genelkurmay başkanı ve sonrasında Dışişleri Bakanı olan siyahi Colin Powell BM'de can siperâne savunmuştu.

Powell sonunda "CIA beni yanılttı" itirafında bulunmak mecburiyetinde kalmıştı.

Aynı senaryoların Yemen için de sahneye konduğunu görüyoruz. Olası bir İran'a saldırısının rahatlıkla icra edilmesi için Aden Körfezi'nin gözetim altında bulundurulması hedeflenmektedir. Sudan, Somali, Çad, Nijerya, sıradaki ülkeler olarak emperyalizmin iştahını kabartmaktadır.

Yemen'de insanı güldürecek ve pes dedirtecek senaryolar sahneye konmaktadır. Güya El Kaide kameralarının önünde silahlı militanların gövde gösterisi yapmaları, burada El Kaide tarafından eğitildiği iddia edilen Nijeryalı bir gencin Amerikan yolcu uçağını kaçırarak havada imha etmek girişimi, dünya haber kanallarının bu haberi gündemden düşürmemesi ve daima gündemde tutmaları, ABD havaalanlarında insanı çileden çıkartacak güvenlik önlemlerinin artırılması, Suudilerin çatışma içine çekilmesi, Husi kabilesinin ayaklanma başlatması…". İşte bu ülkenin işgali için gerekçeli nedenler bunlar.

Şu satırlar dikkatle irdelenmelidir:

"İsrail'in "garip" bağlantısı...

Yemen bağlantılı gelişmeleri kazıdıkça, altından "çapanoğlu" çıkıyor!. Hani, Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Saleh'in bir yıl önce ülkede İsrail gizli servisi bağlantılı radikal İslami örgüt elemanlarının ele geçirildiğini açıklamasından sonra "tıss" çıkmadığını, ne garip tesadüftür ki, Detroit seferini yapan Amerikan Northwest havayollarına ait uçağı havaya uçurmaya çalışan Nijeryalı Ömer Faruk Abdülmuttalib'in de Yemen bağlantılı terörist çıktığını hatırlattığımız yazı...(11 Ocak, 2010-Star) Nereden binmişti saldırgan uçağa? Amsterdam'ın Schiphol Havalimanı'ndan. İsrailli gazeteci Yossi Melman'ın Haaretz'deki haberine göre bu havalimanında güvenliği sağlayan şirketin adı, ICTS. 1982 yılında, İsrail askeri istihbaratı Shin Bet emeklileri tarafından kurulmuş bir şirket!.. 11 Eylül 2001 eylemlerini gerçekleştiren dört uçaktan ikisi, aynı şirketin güvenlik hizmeti verdiği Boston'un Logan Havalimanı'ndan havalanmışlardı. Yani, o iki uçağı elinden "kaçıran" İsrail şirketi, "nedense" Nijeryalı teröristi de fark edememiş!..." (Ardan Zentürk, Star, 18 Ocak 2010)

Bu bilgileri iyi analiz edip Yemen ve İran başta olmak üzere saldırı hedefine konacak ülkeleri düşünmekte fayda vardır. Zaman içinde hedeften sapma olmadan çalışmalara bütün hızıyla devam ediyorlar.

Yemen'de Amerikan karşıtlığı giderek büyümektedir. ABD, 2000 yılında Aden Körfezi'nde ABD destroyeri Cole'un bombalanmasından bu yana Yemen'e saldırılar düzenliyor. Amerika'ya başkaldıran grupların pilotsuz uçaklarla bombalanması, ABD Özel Kuvvetleri'nin komando harekatları ve Yemen Güvenlik güçlerine yoğun destekleri devam ediyor.

Yemen'in boğulmak istenmesinin ardında İsrail'i göz ardı edebilir miyiz? İsrailsiz bir ABD çıkarı mümkün müdür? ABD'nin İsrailsiz, İsrail'in ABD'siz olması mümkün müdür?

"CIA-Mossad terör ortaklığına, havaalanı güvenlik şirketinden silah endüstrisine, Yemen'de İsrail istihbaratının yönlendirdiği 'İslamcı' gruplardan Nijerya istihbaratını Mossad'ın eğitmesi tartışmalarına, ABD'deki 11 Eylül ürünü iç güvenlik yasası tartışmalarından Yemen'e ortak operasyon planlarına kadar bir çok bağlantıyı bu olayda bir kez daha görüyoruz…" (İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 08 Ocak 2010)

Somali iç savaş ortamından kaçan 200 bin kişilik bir grup Yemen'de bulunuyor. Sayıları tam bilinmeyen mültecilerden El Kaide'ye katılanların olduğu da iddia edilmektedir. Yemen farklı etnik yapıda insanı ve değişik mezheplerde olan grupları barındırmaktadır. Yemen'de elan bir isyan hareketi sürmektedir. İran yönetiminin de bunlarla bağlantılı oldukları biliniyor. Mezhep birlikteliği bölgede etki alanını genişletmek isteyen İran'ı Yemen'le ilgilenmeye götürmektedir. Keza Suudi Arabistan da Yemen'in iç işleriyle yakından ilgilenmektedir.

Yemen'deki Şii grup ABD'nin Yemen ve Suudi güçleriyle beraber saldırılar yaptıklarını söylemektedir. Ülke içinde meydana gelen çatışmalar her geçen gün daha da karmaşık bir hal almaktadır. El Kaide örgütü burada kendine sempatizanlar bulabilmektedir. Aynı zamanda Suudi Arabistan'ın da aralarında bulunduğu Körfez İşbirliği Konseyi de (KİK) Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman; "Yemen'de Husilerin isyanı gibi güvenlik tehditlerine" hızla müdahale edebilecek askeri güç oluşturulması hususunda anlaşma yaparak ortak hareket kararı almışlardır. Bir netice alınabilir mi? Zannetmiyoruz.

ABD Irak'ta olduğu gibi Yemen'de de Mezhepler arasında karmaşa çıkarmak istemektedir. Geçmişe baktığımızda Şii-Zeydiler ile Sunni-Şafiler arasında büyük bir mesele bulunmamaktadır.

Obama yönetimi İran'a karşı Körfez ülkelerini silahlandırma çalışmalarını hızlandırmıştır. İran'ın gelecekteki olası askeri saldırılarını önlemek bahanesiyle Körfezdeki müttefiklerine yeni silahlar satmakta, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne füzesavar sistemleri konuşlandırmaktadır.

Bu ülkeler de İran'ın Nükleer silah üretimini kendileri için birer tehdit unsuru olarak görmektedirler.

Ortadoğu'nun güneyinde, Doğu Afrika'da Çin'in etkinliği giderek artmaktadır. Çin'in engellenmesi, enerji koridorlarının güvenliği için Yemen önemli bir köşe taşı mesabesindedir.

Yemen aynı zamanda Süveyş Kanalı, Akdeniz, Kızıldeniz, Aden Körfezi gibi stratejik su yollarının Hint Okyanusu'na bağlantı vazifesi gören bir coğrafya üzerinde bulunmaktadır. Uzun yıllardır çok çeşitli ayaklanma oyunlarıyla bu bölge işgalcilerin ellerinde tutmak istedikleri ve kısmen de başarılı oldukları bir bölgedir. Özellikle 19. yüzyıldan beri paylaşım savaşlarının merkezi konumunda bulunmuştur. Petrolün akılları baştan çıkartan cazibesi bölgenin ehemmiyetini katlayarak artırmıştır.

Aden Körfezi dünya ticareti için adeta olmazsa olmaz öneme sahiptir. Küresel sermaye çetelerinin burayı es geçmeleri, dikkatlerden kaçırmaları düşünülemez. Somali Orta Afrika enerji hatlarının denize ulaştığı bir ülkedir. Sudan'la birlikte çok zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahiptir. Çin, Sudan'da önemli avantajlar elde etmiş bulunuyor. Kenya İsrail'in sömürge eyaleti gibi kullanılmaktadır.

ABD ve yandaşları Afganistan'a girerek Orta ve Güney Asya'nın en stratejik noktasını ele geçirdiler. Irak'a girdiler, Ortadoğu'nun kalbini ele geçirdiler. Yemen'e yerleştikten sonra ise Doğu Afrika'yı ele geçireceklerdir.

1990'da yapılan sondaj çalışmalarında Yemen ve Somali'de büyük gaz ve petrol rezervlerine rastlanmıştı.

Amerika'nın bölgedeki en önemli stratejik amacı Aden Körfezi'ni denetlemek. Somali'nin Berbera kentinde bir deniz üssü istemektedir. Böylece petrol geçiş yollarını denetim altına alsın.

 

Yeni savaş alanı olarak Yemen:

ABD, El Kaide ile savaşta üçüncü cephe olarak Yemen'i seçti. Sırada İran var. Bütün bunlar Amerikan İmparatorluğu'nun sonunu getirecek.

CIA geçen yıl terörle mücadele uzmanlarını Yemen'e göndermişti. Özel operasyonlardan sorumlu isimler sessiz sedasız Yemen'e gitmişler ve oradaki güvenlik güçlerini eğitmeye başlamışlardır. ABD son 18 ayda Yemen ordusuna eğitim vermek için tam 70 milyon dolar harcamıştır.

BM verilerine göre; Yemen nüfusunun üçte biri olan 7. 2 milyon civarında kişi kronik açlık çekmekte, 3. 4 milyonu gıdaya muhtaç. Açlık çeken kesimin 270 binini ise ülkenin kuzeyinde hükümet güçleriyle Şii militanlar arasındaki çatışmalardan kaçanlar olduğu; insanların üç seçeneğinin olduğu (Ayaklanmak, göç etmek ya da ölmek); çocukların onda birinden fazlasının akut yetersiz beslenmeden mustarip olduğu; Yemen için talep edilen 103 milyon dolarlık yardımın ancak 27.7 milyon dolarını alabildiği açıklanmıştır. Durum böylesine acıklı ve vahimdir. Yemen her cephede büyük sıkıntılar yaşamaktadır ve bu sıkıntılar devam edecek görünmektedir.

Anadolu insanın özel bir gönül bağı ile andığı Yemen unutulacak ve ilgisiz bırakılacak bir ülke değildir. Pek çoğumuzun ecdadının kanlarının aktığı bu ülke ile bağımız devam etmektedir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |