HAZRET-İ MUHAMMED Aleyhisselâm

 

Hicretin Birinci Yılı

"Yahudiler" (2)

 

Yahudiler bu şerefli Peygamber'i tasdik edip destek olacak yerde inkâr etmek suretiyle, nefislerini çok kötü bir bedelle satmış oldular:

"Nefislerini ne kötü şeye değişip sattılar! Allah'ın, kullarından dilediğine lütfundan (kitap) indirmesine hased ederek Allah'ın indirdiğini inkâr ettiler ve bu sebeple gazap üstüne gazaba uğradılar.

Küfredenlere kahredici bir azap vardır." (Bakara: 90)

Onların küfre sapmalarının sebebi kıskançlık ve büyüklük taslamak olduğuna göre, hor ve hakir kılınmakla onlara karşılık verilmiş oldu.

Allah-u Teâlâ yahudileri kınamakta ve Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır:

"Onlara: 'Allah'ın indirdiğine iman edin!' denilince: 'Biz sadece bize indirilene inanırız.' derler ve ondan başkasını inkâr ederler." (Bakara: 91)

İncil gibi, Kur'an-ı kerim gibi ilâhi kitapları tasdik etmezler.

"Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelen hak Kitap'tır." (Bakara: 91)

Böyle iken yine de inkâr ederler. Onların Tevrat'a iman ettikleri hakkındaki iddiâları da doğru değildir. Çünkü Allah'ı bilen ve tanıyan, kitabını da kabul eder. O'nun bütün Resul'lerine indirilmiş veya indirilmekte olana da iman eder. İşte Muhammed Aleyhisselâm son peygamberdir ve Tevrat da onun geleceğini müjdelemiştir. Ona indirilen kitap, Tevrat'ta bulunanı tasdik etmektedir. Durum böyle iken onu inkâr ettiler.

Şu kadar var ki, bu onların kötü tavırlarının, yanlış icraatlarının ilki değildir:

"Resul'üm! De ki: Şayet siz gerçekten inanmış kimseler idiyseniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?" (Bakara: 91)

İmanınızda samimi iseniz onları niçin öldürdünüz? İnandığınız Tevrat bunu yasak kılmamış mıydı? Ecdâdınızın bu cinayetlerini doğru bir davranış gördüğünüz için, siz de onlar gibi câni hükmünde bulunmaktasınız.

•

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde müslümanların ehl-i kitabı ne şekilde İslâm'a dâvet edeceklerini beyan buyurmaktadır:

"Zulmedenleri hariç ehl-i kitap ile ancak en güzel şekilde mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da sizin ilâhınız da birdir. Ve biz yalnız O'na teslim olmuşuzdur." (Ankebût: 46)

Bu ifadede ehl-i kitaba târiz yollu uyarma vardır. Çünkü yahudiler kendi bilginlerini, hıristiyanlar da rahiplerini rab edinmişler, hususiyetle hıristiyanlar teslise yani üç ilâh inancına inanmışlardır. Müslümanlar ise bir olan Allah'a inanmışlar ve yalnız O'na teslim olmuşlardır. Kur'an-ı kerim'e inandıkları gibi, Tevrat'ın ve İncil'in asıllarının Allah kelâmı olduğuna da iman etmişlerdir.

Âyet-i kerime'de beyan buyurulduğu üzere sağduyu sahibi ehl-i kitabı İslâm'a dâvet etmek için en güzel metotları kullanmak gerekmektedir.

Şöyle ki; Allah-u Teâlâ'nın bir olduğuna, Muhammed Aleyhisselâm'ın son peygamber olduğuna, İslâm'dan başka dinlerin Allah katında makbul olmadığına dâir delilleri en güzel şekilde izah etmeli, Allah'ın âyetlerini önlerine koymalıdır.

"Resul'üm! İşte biz böylece sana Kitab'ı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Bunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr ederler." (Ankebût: 47)

Ancak küfürde ileri giden ve küfür üzere kalmakta kararlı olan kimseler bu inkârı yaparlar.

"Yoksa o, geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabb'inin rahmetini dileyen kimse gibi midir?" (Zümer: 9)

Elbette değildir. Çünkü bir mümin Rabb'inin rahmet ve mağfiretini diler, kâfirin yaptığı gibi sadece dünya menfaatleri peşinde koşmaz.

•

Yahudiler beklenen Peygamber'in geldiğini bildikleri halde, onun kadr-ü kıymetini düşürmek için, devamlı olarak karışık sorular sormaktan, kasıtlı bir takım itirazlar ortaya koymaktan geri durmuyorlardı.

Müslümanları dinlerinden soğutmak ve uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar, âyetlerin mânâlarını bozacak şekle sokuyorlar, dilleri sürtmüşcesine kelimeleri yanlış söylüyorlar, bir gün müslümanlığa girip ertesi günü çıkıyorlardı. Gayeleri müslümanlığı küçük düşürmek, müminleri şaşırtmak, kalplere şüphe ve fesat tohumları saçmaktı.

İslâm düşmanlığı o kadar ileri gitmişti ki, ehl-i kitap'tan oldukları halde putperestliği müslümanlığa tercih bile ediyorlar, müşriklerin daha doğru yolda olduklarını söylüyorlardı.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |