Çocuklarımızın "Kendi Yeteneklerini" Tanımalarına
Yardımcı Olalım!

 

 

Hazret-i Allah her insanı ayrı bir fıtrat üzere yaratmıştır. Her insanın nasıl ki siması sesi farklı farklı ise, huy ve özellikleri de farklıdır. Birden fazla çocuğu olanlar bunu birebir müşahede ediyorlar zaten. Aynı anne-babadan olan her bir çocuk bile ayrı bir yaratılışa sahip.

Bize düşen çocuklarımızın manevî eğitimi yanında kendi fıtratlarına uygun kanallardaki becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Özellikle meslek seçiminde bu husus önem arzeder.

Ne yazık ki çocuklarımıza bilinçli bir bilimsel yönlendirme yapılmadığından, olumsuz yönde etkileniyorlar. Medya ise zaten sürekli olumsuz yönde etki ediyor, çocuklarımıza kötü örnek oluyor. Çocukların çoğu futbolcu, şarkıcı veya film yıldızı olmak istiyor. Eğitimimiz ise dersi sevmekten, araştırmaktan, uygulamaktan yana değil de, iyi not almaktan sınavı geçmekten yana tavır koyuyor. Sanki "İşimiz köprüyü gecene kadar!" gibi davranıyoruz.

Hiçbir çocuğumuz ve gencimiz bilgisayar oyunları için ayırdığı zamanı, kendi üzerindeki nimetleri tanımak yani becerilerini keşfetmek ve geliştirmek için harcamıyor. Dolayısı ile kendi becerilerinden bîhaber, çekingen, tepkisiz, güven duygusundan yoksun, beynini zorlamayan, kendi çıkarlarını düşünen, tembel bir nesil gelişiyor. Bu da doğal olarak "toplumsal başarısızlık" olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısı ile ülkemizi, alt yapısı zayıf ve dışa bağımlı yapıyor. Oysaki bizim "ilim ve irfan" yolunda örnek alacağımız ilerlemede çok azimli atalarımız var. Ebeveynler olarak genç nesillerimizin yeteneklerini geliştirmelerine önayak ve yardımcı olmalıyız. Çünkü Hz. Allah da verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister. Yani verdiği nimetin kendi yolunda kullanılmasını ister.

Ebeveynler olarak bu konuda neler yapabiliriz?

- Her işte olduğu gibi bu konuda da işe "dua" ile başlamak gerekir; çocuklarımız için "Dinine, vatanına, milletine hayırlı evlat "olması için dua etmeliyiz.

- Aile içi sohbetlerde Müslüman bilim adamlarından örnekler vererek çocuğumuzdaki ilme olan merakı uyandırabiliriz.

- Bu konuda yapabileceğimiz en kolay şey: Çocuğumuzun çocukluk fıtratına yani araştırma ve sorgulamalarına kulak vermektir. Çocuklar belli bir yaşta çok meraklı ve sorgulayıcıdırlar. Ebeveynler olarak bizler çocuklarımızın sorularına aydınlatıcı ve yeterli cevap vermeye çalışmalıyız.

Örneğin: "Gökyüzü neden mavi, dağlar nasıl oluşmuştur?" sorusuna iki tür cevap verme seçeneği vardır: Ya çocuğa "bu hep böyle olmuştur" deyip sorgulamaktan uzaklaştırmak ya da ona bu konuda bilimsel açıklama yaparak haz duymalarını sağlamak.

- Birçok anne okula giden çocuğuna "Bugün okulda ne öğrendin?" diye sorar. Oysaki "bugün öğretmenine anlamadığın bir şeyi sordun mu?" diye sorarak onları daha çok sorgulama yönünde teşvik etmiş oluruz. Unutmayalım bir insanın zekâsı, vereceği cevaplardan değil, asıl soracağı sorulardan anlaşılır.

- Her gün, bir şeyler öğrenmek için fırsatlarla doludur. Örneğin: Kek yapmak, ekmek kesmek, çiçek sulamak bunlar arasındadır.

Ebeveynler olarak, çocuklarımızın her türlü öğrenme arzusuna sabırla yaklaşmamız gerek.

- Meselâ bir ay boyunca "ay"ı gözleyerek, değişikliklerini kaydedip, her gün resmini çizebiliriz. Eğer eğitici ve öğretici olmak istiyorsak, basit bir yağmur bile bir araç olabilir. Unutmayalım yeni öğretiler yeni soruları beraberinde getirecektir.

- Çocukların yapacağı faaliyetleri kendilerinin seçmesne imkân sağlamalıdır. Çünkü kendi seçtikleri faaliyetleri daha isteyerek ve severek yapacağından daha çok şey öğrenecektir.

- Anne-baba olarak çocukların ilgi alanlarını keşfetmeye çalışmalıyız. Bunun için de çocuklarımıza "soru sormak" yerine, onları bolca "dinlemeliyiz". Çeşitli olguları tanımlamaları ve bunlar hakkındaki fikirlerini söylemeleri konusunda onları yönlendirmek, bilgi düzeylerini öğrenmemizi sağlar. Bu yolla çocuğumuzun ilgi alanlarını saptayabiliriz.

Buna göre, çocuklara uygun ilgi ve uğraşılara yönlendirebiliriz.

- Psikolojisine uygun oyuncaklar seçilmelidir. Böylece çocuğumuz eğitici düzeyde oyun oynamış olur ve aynı zamanda zekâsını geliştirmiş olur.

Örneğin: 8 yaşındaki bir kız çocuğuna "peçete koleksiyonu" çok ilginç gelebilir ama o yaştaki erkek çocuğuna "değişik taş" toplamak daha ilginç gelebilir.

Unutmamalıdır ki geleceğin sağlıklı ve kuvvetli nesilleri, onlara çok küçük yaşlarda "akıllı ve bilinçli" hizmet götürmekle olur.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |