İSLÂM İLMİHALİ

Ahiret Gününe İnanmak (2)

 

3. Hazret-i İsâ Aleyhisselâm: İsâ Aleyhisselâm ölmemiş, semâya çekilmiştir. Cesedi ile birlikte semâda yaşamaktadır. Deccâl'in fitnesi ile müslümanların iyice bunaldığı bir sırada yeryüzüne inecektir ve icraatlarını gerçekleştirecektir. Bu husus tevâtür derecesine ulaşmış; Kitap, sünnet ve icmâ ile sabit olmuştur.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde şöyle buyurur:

"Şüphesiz ki o, kıyametin kopacağını gösteren bir bilgidir." (Zuhruf: 61)

"Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce İsâ'ya muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o onlara şahit olacaktır." (Nisâ: 159)

İsâ Aleyhisselâm'ın kıyamete yakın bir zamanda ineceğine dair Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyururlar:

"Hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki; çok sürmez Meryem oğlu İsâ âdil bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak ve mal o kadar çoğalacak ki, onu kabul eden kimse bulunmayacaktır." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1018)

"Vallahi Meryem oğlu İsâ âdil bir hakem olarak mutlaka inecek ve haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak, genç dişi develer başıboş bırakılarak onlara rağbet edilmeyecek, bütün düşmanlıklar, küsüşmeler ve hasetlikler muhakkak surette kalkacak.

(İsâ Aleyhisselâm) İnsanları mala davet edecek, fakat malı hiç kimse kabul etmeyecektir." (Müslim)

"Ümmetimden bir taife, kıyamet gününe kadar hak için muzaffer bir şekilde mücadeleye devam edecektir.

O zaman Meryem oğlu İsâ da iner. Müslümanların emiri 'Gel bize namaz kıldır!' der. Fakat o 'Hayır! Allah-u Teâlâ'nın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz.' buyurur." (Müslim)

"İnsanlar arasında Meryem oğlu İsâ'ya dünyada ve ahirette en yakın olan benim. Bütün peygamberler kardeştir, bir babanın ayrı kadınlardan doğmuş evlâtları gibidir. Dinleri birdir." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1403)

"Bir gece rüyamda kendimi Kâbe'nin yanında gördüm. Derken öyle karayağız güzeli bir zât gördüm ki, erkeklerden gördüğüm karayağızların en güzeli! Kulaklarına inmiş öyle saçları vardı ki gördüğüm uzun saçların en güzeli! Saçlarını taramış, üzerlerinden su damlıyordu. İki zâta (yahut iki zâtın omuzlarına) dayanarak beyti tavaf ediyordu. 'Bu kim?' diye sordum. 'Meryem oğlu Mesih' dediler. Sonra birdenbire son derece kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı bir herifle karşılaştım. Zannedersin ki, gözü salkımdan dışarı fırlamış bir üzüm tanesi. 'Bu kim?' diye sordum. 'Bu da Mesih Deccâl'dir' dediler." (Müslim)

"Allah'ın düşmanı Deccal, İsâ'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi erir." (Müslim)

Ümmet-i Muhammed'in her asırdaki âlimlerinin ileri gelenleri, İsâ Aleyhisselâm'ın kıyamete yakın bir zamanda ineceği hakkında icmâ etmişler, muhalefette bulunmamışlardır. Ancak bir takım filozoflar inkâra kalkışmışlardır.

Biz İsâ Aleyhisselâm'ı çok severiz ve gelmesini de bekleriz.

"Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş Tevrat'ı tasdik edip doğrulayan, benden sonra gelecek ve ismi Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim." (Sâff: 6)

Âyet-i kerime'sinde buyurulduğu üzere; İsâ Aleyhisselâm, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in geleceğini haber verdiği gibi, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de İsâ Aleyhisselâm'ın geleceğini duyurmuştur.

Biz de size bunları duyurmaya çalışıyoruz. Ve hemen ona uymanızı tavsiye ediyoruz.

Ey kardeş!

Hıristiyan âlemi hakikati arıyor ve bir gün bulacak. Sen de bu bölücüleri bırak ve hakikati bul.

Kurtuluşa ermen için sana bunca Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lerle hakikati açıkça beyan ediyoruz.

Yetmiş iki fırka dalâlette ve cehennemde olduğu için o bir fırkayı bul. Bölücülerin arasında bulunursan; o bir fırkayı bulamadığın gibi, İsâ Aleyhisselâm'a uymana da mâni olurlar.

Yalancı imamlardan size çok bahsettik. Gerçekten bir imam gelecek. Nasibi olan bu hakiki imamı görür. Çıktığı zaman tereddütsüz biat edin.

Çünkü Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde onun hakkında şöyle buyuruyor:

"Bakalım imamınız kendinizden olduğu halde Meryem oğlu İsâ yanınıza indiği zaman durumunuz nasıl olur?" (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1406)

Önümüzde çok büyük hadiseler, çok büyük sıkıntılar, çok büyük harpler var. Şimdiden Hazret-i Allah ve Resul'üne sığınmaya bakın.

Bir Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:

"Dünyanın geniş vakitlerinde, yani sıhhat ve servet, asayiş ve emniyet gibi esbab-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenâb-ı Hakk'a ibadet ve taat ile kendini takdim et ki, muzayakalı bir zamanda seni lütf ile yad buyursun." (Ahmed bin Hanbel)

 

4. Ye'cüc ve Me'cüc: Aslı ve nesebi belirsiz iki kabile, önlerine çekilmiş olan barajı aşıp yeryüzüne yayılacaklar. Bir müddet etrafı ifsad etmeye çalışacaklar. Daha sonra İsâ Aleyhisselâm'ın duâsı ile mahvolacaklar.

Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:

"Nihayet Ye'cüc Me'cüc (sedleri) açıldığı zaman her tepeden saldırırlar." (Enbiyâ: 96)

 

5. Dabbetül-arz: Âhir zamanda Hazret-i Allah'ın emirlerinin terkedildiği, insanların gerçek dini değiştirdikleri sırada çıkacak olan bir hayvandır. Takibedenin yetişemeyeceği, kaçanın kurtulamayacağı bir süratte olacaktır.

Hadis-i şerif'lere göre Musa Aleyhisselâm'ın âsâsı, Süleyman Aleyhisselâm'ın mührü beraberinde olarak çıkacak. Mühür ile müminin yüzünü parlatacak, âsâ ile kâfirin burnunu kıracak. "Ey filân sen cennetliksin! Ey filân sen de cehennemliksin." diyecek. Böylece mümin ile kâfir tanınacak.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"(Kıyametin kopacağına dair) O sözün tahakkuk zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe çıkarırız da insanların âyetlerimize yakinen iman etmemiş olduklarını söyler." (Neml: 82)

 

6. Güneşin batıdan doğması: Kıyametin büyük alâmetlerinden birisi de, güneş Hazret-i Allah'ın izni ve emriyle bir defaya mahsus olmak üzere bir Cuma günü battığı yerden doğacaktır.

Bir Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:

"Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O battığı yerden doğduğu zaman bütün insanlar iman edecek, fakat o gün daha evvelden iman etmeyen, yahut imanında bir hayır kazanamayan hiç kimseye imanı fayda vermeyecektir." (Müslim)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir gün güneşin battığı bir sırada Ebû Zerr -radiyallahu anh-e "Güneş nereye gider bilir misin?" Diye sordu. "Allah ve Resul'ü bilir!" demesi üzerine şöyle buyurdu:

"Güneş gider, arşın altında secde eder ve tekrar doğmak için izin ister, izin verilir. Bir gün gelir secde edip izin ister, fakat secdesi kabul edilmeyip izin verilmez. Ona "Geldiğin yere git battığın yerden doğ!" denilir. O da battığı yerden doğar." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1321)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |