Bismillahirrahmanirrahim

"Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.

Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashâb-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."

 

Muhterem Okuyucularımız;

İlâhi irade ezelî kudret ve ilmiyle tecelli edince insanoğlu için yerküreyi yarattı.

Âyet-i kerime’de:

“O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır.” buyuruluyor. (Bakara: 117)

Burada “Göklerin ve yerin yaratıcısı” mânâsına gelen “Hâlik” yerine, “Yoktan var edicisi veya mucidi” mânâsında “Bedi’” ism-i şerifi kullanılmıştır. Bunların seyrine doyulmaz, sırlarına erilmez.

“O iki doğunun ve iki batının Rabb’i’dir.” (Rahman: 17)

Mülkü olan bütün bu gökleri, yeri ve bunlardaki her şeyi Allah-u Teâlâ bir düzen üzere bir irade ile ve sadece “Ol!” demekle icad etmiştir. Her oluş bir yaratıcıya muhtaçtır ve Allah-u Teâlâ böyle bir yaratıcıdır.

İlk insan Âdem Aleyhisselâm yaratılmadan, onun ve neslinin hayat sürecekleri yer hazırlandı ve adına “Dünya” denildi.

Dünya güneş sisteminde insanoğlunun yurdu olan gezegendir. Atmosfer, hidrosfer ve litosfer olmak üzere üç tabakadan meydana gelmiştir. Atmosfer, dünyayı çevreleyen gaz tabakasıdır. Yeryüzündeki bütün sular hidrosferi meydana getirirler. Litosfer ise dünyanın katı kısmını teşkil eder.

Yeryüzü jeolojik değişmelere uğradıktan sonra insan ve diğer canlıların yaşamasına elverişli duruma gelmiş, her devresi sırasıyla yedi günden birine tesadüf etmek üzere yedi devre geçirmiştir.

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh- den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Azîz ve Celîl olan Allah, yeri cumartesi günü yaratmış, o toprakta dağları pazar günü, ağaçları pazartesi günü, hoşa gitmeyecek şeyleri salı günü, nûru çarşamba günü yaratmış, yerin üzerine hayvanları perşembe günü yaymıştır. Âdem Aleyhisselâm’ı da cuma günü ikindiden sonra, mahlukların en sonunda ve cuma saatlerinin nihayetinde, ikindi ile akşam arasında yaratmıştır.” (Müslim: 2789)

Hadis-i şerif’te belirtildiği üzere yedinci devrede insan yaratılıp, hazırlanan dünyaya ayak basmıştır.

Allah-u Teâlâ dünyayı içindekilerle beraber insanların istifadesine sunmuş, bir vakte kadar insanoğluna karargâh kılmış, yeryüzünün ıslahından sonra üzerinde azgınlığa sapmamalarını emir buyurmuştur:

“Islah olmuşken yeryüzünde fesad çıkarmayın.” (A’râf: 56)

İnsanlar Allah-u Teâlâ’nın kurduğu düzeni ve dengeyi bozmaya kalkarlarsa, yaptıklarından sorumlu olmuş olurlar.

Allah-u Tealâ’nın kâinatı idare edişinde en ufak bir kusur ve tedbirsizlik görülmez. Hikmeti hudutsuzdur. Sonsuz kudret ve tasarruf ancak O’na mahsustur.

Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:

“Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır.” (Bakara: 107)

İstediğini emreder, istediğiyle hükmeder.

“Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara: 107)

O ne güzel bir dost, ne güzel bir yardımcıdır!

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Şüphesiz ki Allah ganidir ve övülmeye en çok lâyık olandır.” (Lokman: 26)

Bütün hamd ve övgüler O’na mahsustur. Her şey O’na muhtaçtır. Hiç kimse O’nu övmese dahi O, övenlerin övmelerinden, hamd edenlerin hamdinden müstağnîdir. Kâfirlerin küfrü, müşriklerin şirki sebebiyle O’na hiçbir eksiklik ve noksanlık ulaşmaz.

O’nun ilim ve kudretinde bitmez-tükenmez incelikler, uçsuz-bucaksız sırlar vardır.

•

Bu ay içerisinde idrak edeceğimiz mübarek “Berat Kandili”nizi ve yine bu ay başlayacak olan mübarek “Ramazan-ı şerif” ayınızı tebrik eder, tüm İslâm âlemine hayırlara vesile olmasını Allah-u Teâlâ’dan niyaz eyleriz.

•

Bâki esselamü aleyküm ve rahmetullah...


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |