|
HAKİKAT’te Bu Ay:
TAKDİM
İNSAN SÛRE-İ ŞERİF’İNİN TEFSİRİ - 4
Zühd
HAZRET-İ MUHAMMED ALEYHİSSELÂM
|
İmana Karşı, Küfür Taktikleri
"Kâfirler dediler ki: Bu Kur’an’ı dinlemeyin! Okunurken gürültü patırtı yapın! Belki üstünlük sağlar onu bastırırsınız." (Fussilet: 26)
|
MEKTUBAT
Seyyidü’l-İstiğfâr Tercümesi(85. Mektup)
/ Muhammed Es'ad Erbili -Kuddise Sırruh-
SÖZLER VE NOTLAR-28
|
Uğurlu Kimse, Uğursuz Kimse
/ Mehmed Ali Körpe
Allah-u Teâlâ’nın; nurunun, rahmetinin, bereketinin indiği kimse uğurludur. Lütuf, rahmet ve bereketini indirmediği kimse uğursuzdur. Onun işinde nursuzluk olur, onun işinde bereket olmaz.
|
|
Allah-u Teâlâ’nın Sevgililerinin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (12)
NE İDİK, NE OLDUK!
|
OSMANLI İMPARATORLUĞU-18
II. Mahmud tahta geçtiğinde, devlet tam bir karışıklık ve anarşi ortamı içindeydi.
Tedbirler alınamıyor ve kayıtsız kalınıyordu. Anadolu ve Rumeli isyankar zorbaların elinde idi. Halep ihtilal içinde, Bağdat bağımsızlık davasında idi, Vehhabiler de Mekke ve Medine’yi ele geçirmişlerdi. Mısır’da ise Mehmed Ali Paşa son derece güç ve kuvvet kazanmıştı.
Anadolu’da bağımsızlık taraftarı hanedanlar türemişti.
|
|
GÜNDEM
|
Ülkeyi Karıştıran “Derin El” Kimin Eli? / Uğur Kara
Binaenaleyh memleketi karıştıranlar içimizde değil, dışarıda aranmalıdır. Bu karışıklığa alet olanlar olabilir.
Ancak perdenin arkasında çubukları kim tutuyor iyi bakmak lazım. Perdenin arkasına projektör tutmak lazım.
|
ŞİİR
|
Safahat’tan / Mehmed Akif Ersoy
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
|
TARİHTEN SAYFALAR
|
Dînin Bekâsı ve Vatanın Muhâfazası, Osmanlı Pâdişahları’nın Yegâne Hedefiydi!.. / Hakan Yılmaz
Çelebi Sultan Mehmed Hân Timur vak’asından sonra, Amasya’da bulunurken bir gün yanına sohbet arkadaşı Molla Ali’yi dâvet etti ve küffârın
Osmanlı topraklarına göz dikmesinden duyduğu endişeyi dile getirip; “Molla Pîr Ali! Vâki’ olan hâdiseden ibret aldın mı?
Babam Sultan Yıldırım Hân kimi zamân ma’siyyetle meşgûl olduğu içün başına bu belâ nâzil (ve) her birimiz bir diyâra vâsıl olup,
karındaşum Mûsâ Çelebî ‘Îsâ Çelebî’yi katl idüp Bursa’da tahta oturdı, birâderüm Süleymân Çelebî dahî Edrene’de taht-ı saltanâtı mekân tutup,
küffâr bizden korkar iken biz ‘âleme mashara olduk. Bu gayret beni tamâm etdi!
Gel senüñ ile tâc-u tahtı terk idelüm, Hacc-ı şerîf’e gidelüm!” diyerek, gözlerinden gayr-i ihtiyârî bir kaç damla yaş süzüldü.
|
En Değerli Hazinemiz; “Ömrümüz” / Fatma Hazar
Sınava Hazırlanan Çocuklarımıza Nasıl Destek Olabiliriz? / Canan Büşra Kara
|