Mekke-i Mükerreme,
Medine-i Münevvere:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Müslümanlarla yahudiler harbetmedikçe kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öyle bir öldürecekler ki, hatta yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç da: ‘Ey müslüman, ey Allah’ın kulu! Şu arkamdaki yahudidir, hemen gel de onu öldür!’ diyecektir. Yalnız Ğargad ağacı bunu demeyecek, çünkü o yahudilerin ağacıdır.” (Müslim: 2922)

Allah-u âlem yahudiler Mekke-i mükerreme’ye ve Medine-i münevvere’ye giremeyecek, Medine-i münevvere’ye nötron bombası atsalar gerek. Amma onlar, amma Çinliler. Bütün halk ölecek. Bundan değil müslümanlar, bütün küffar halkı da rahatsız olacak.

Sonra Allah-u Teâlâ onların öldürülmesini murad ettiği zaman, küffar memleketine sığınmış bir yahudiyi dahi ikrah ettikleri için haber verecekler. “Burada yahudi var gel öldür!” diye. Yalnız Amerika haber vermeyecek, çünkü Amerika onlardandır.

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Bir zaman gelecek ki Medine hayrı ve güzelliği ile boş kalacak, kurtlar ve kuşlar işgal edecek.

İnsanoğlundan en son ölecek olan Müzeyne kabilesinden iki çobandır. Bunlar Medine’ye doğru koyunlarını sürüp gelirken onun perişanlığını görerek korkup, yüzüstü düşerek ölecekler.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 885)

Medine-i münevvere’nin bu metrûk durumu kıyamet saatinin yaklaştığı âhir zamanda meydana gelecektir.

Avf bin Malik -radiyallahu anh- der ki:

“Bir kere Resulullah Aleyhisselâm Mescid-i saâdete girmişti. Sonra bizim yüzümüze bakıp şöyle buyurdu:

Allah’a yemin ederim ki gelecek nesil bu Medine’yi kırk sene kadar zelil bir halde avâfiye bırakacaktır. Avâfiye nedir bilir misiniz? Bakınız ben size söyleyeyim: Kurtlar ve kuşlar!’” (Buhârî, Tecrîd-i sarîh, C. 6, sh: 235)

Hafsa -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Bu beyte (Kâbe’ye) bir ordu gaza etmek için mutlaka kastedecektir. Fakat yerin bir çölüne vardıkları zaman ortada bulunanları batırılacak, öndekileri sondakilere haykıracaklar, sonra onlarla batırılacaklar. Ve onlardan haber veren serseriden başka kimse kalmayacaktır.” (Müslim: 2883)

Abdullah bin Abbas -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kapkara, ince bacaklı, koca ayaklı birinin Kâbe’yi taş taş yıktığını görüyorum sanki.” (Buhârî. Tecrid-i sarîh: 790)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kâbe’yi Habeşliler’den incecik baldırlı biri harap edecektir.” (Müslim: 2909)

Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ki bir ordu (son zamanlarda) şu Kâbe’yi yıkmaya kastedecektir. Nihayet o güruh Beydâ denilen yere geldikleri zaman onların orta tabakası yere batırılır ve önde gidenleri arkadakilere haykırışta bulunur. Sonra onlar da yere batırılır. Artık kaçıp da kendilerinden haber verecek olandan başka hiç kimse kalmaz.” (İbn-i Mâce: 4063)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yere batırılacak ordudan bahsettiğinde Ümmü Seleme -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz:

“Yâ Resulellah! O ordunun içinde (kendilerine katılmaya) zorlanmış kimse olabilir (onun hâli ne olacak)?” diye sordu.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Onlar kıyamet günü niyetlerine göre diriltilirler.” buyurdu. (İbn-i Mâce: 4065)

Bu Hadis-i şerif zâlimlerden uzak durmanın, onlarla görüşmekten sakınmanın gerekliliğine delâlet eder. Bâtıl yolda olanların beraberinde bulunanlar iyi niyetli olsa bile felâkete uğrayabilirler.

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in uykuda vücudu titredi.

Biz: ‘Yâ Resulellah! Uykun arasında bir şey yaptın ki, evvelce bunu yapmazdın!’ dedik.

Bunun üzerine:

‘Şaşılacak şey! Ümmetimden bazı kimseler Kâbe’ye sığınmış olan Kureyşli bir adam yüzünden ona yöneliyorlar. Fakat çöle vardıklarında yere batırılacaklar!’ buyurdu.

Biz: ‘Yâ Resulellah! Şüphesiz ki, yol (çeşitli) insanları bir araya toplar!’ dedik.

Resulullah Aleyhisselâm:

‘Evet! Onların arasında; işi iradesi ile kasıtlı yapan vardır, zorlanmış olan vardır, yolcu vardır. Hepsi aynı azaba düçar olurlar, fakat ayrı ayrı yerlerden çıkarlar. Allah onları niyetlerine göre (kıyamette) diriltir.’ buyurdu.” (Buhârî, Kitâbü’l-Buyû - Müslim: 2884)

Hadis-i şerif zâlimlerden uzak kalmanın lüzumuna işaret etmektedir. Tâ ki suçlulara verilen cezâ, suçsuzlara da isabet etmesin.

Muâz bin Cebel -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Beyt-i mukaddes’in mamur oluşu, Medine’nin harap oluşu demektir. Medine’nin harap oluşu, büyük savaşın çıkması demektir. Büyük savaşın çıkması, Kostantiniye’nin fethi demektir. Kostantiniye’nin fethi de Deccal’in çıkması demektir.” buyurmuş, sonra eli ile kendisine bunu anlattığı zatın uyluğuna yahut omuzuna vurmuş, sonra da şöyle buyurmuştur:

“Bu, senin burada olduğun, yahut senin burada oturmakta olduğun gibi haktır.” (Ebu Dâvûd)

Ebu Bekre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Medine’ye Deccal’in korkusu girmeyecektir. O gün onun yedi kapısında ikişer melek bekçilik edecektir.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 890)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Medine’nin girecek yerlerinde melekler beklediğinden oraya tâun ve Deccal girmeyecektir.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 891)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak iman, yılanın deliğine toplandığı gibi Medine’ye akıp toplanacaktır.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 887)

Medine-i münevvere İslâm’ın intişar merkezi olduğundan ve Resulullah Aleyhisselâm’ın orada medfun bulunduğundan dolayı her müslümanın oraya karşı bir muhabbeti, kalbî teveccühü vardır. Bu teveccüh ve muhabbet Asr-ı saâdet’ten beri devam edegelmiştir.

Enes bin Mâlik -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Mekke ve Medine’den başka, Deccal’in ayak basmayacağı yer kalmayacaktır. Bunların giriş yerlerinde saf saf melekler bekleyecek; sonra Medine üç defa zelzele ile çalkalanacak ve ne kadar münafık ve kâfir varsa Allah onları Medine’den çıkaracaktır. (Deccal’in yanına gideceklerdir).” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 892 - Müslim: 2943)

Ebu Saîd-i Hudrî -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Deccal çıkacak; Medine’ye giremeyip bazı kumluğuna inecek, Medine’den insanların hayırlısı olan bir kahraman çıkarak Deccal’e:

‘Ben şâhitlik ederim ki, Allah’ın elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-in haber verdiği Deccal sensin!’ diyecek.

Deccal halka:

‘Ben bunu öldürüp diriltirsem, benim ilâh olduğumdan şüphe eder misiniz?’ diyecek.

Halk: ‘Şüphe etmeyiz.’ diyecekler. Deccal, o kahraman insanı öldürüp diriltecek.

O kimse:

‘Bugün daha iyi anladım. (Sen yalancısın, Deccal’sin).’ diyecek.

Deccal:

‘Onu yine öldürürüm!’ diyecek fakat öldüremeyecek.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 893)

Bu mevzu Muhterem müellif Ömer Öngüt Efendi’nin “Kalplerin Anahtarı” Külliyatı’nın “Kıyamet ve Alâmetleri” isimli eserinden derlenmiştir.


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |