Miras Paylarındaki İlâhî Hikmetler:
Allah-u Teâlâ miras taksimi hususunda her vârisin ne kadar pay alacağını verâset ahkâmına âit Âyet-i kerime’lerinde açık ve kesin olarak bizzat beyan buyurmuş, insanların reyine ve arzusuna bırakmamıştır. Çünkü vârislerin arasındaki farkların hikmetini, hangi akrabanın kendisine fayda bakımından yakın olduğunu, hangi taksimin kendisine daha çok menfaat getireceğini insan aklı idrak edemez.
Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:
“Babalarınızdan ve oğullarınızdan menfaatça hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz.
Bu paylar Allah tarafından tesbit edilip size farz kılınmıştır.” (Nisâ: 11)
Farz kılan, taksim eden, kanun koyan O’dur. Kula düşen, içinde hiçbir burukluk duymadan bu hükümlere râzı olmaktır.
“Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilici, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisâ: 11)
İlmi her şeyi kuşatıcı, hikmeti de sonsuzdur. Takdir ettiği ve meşru kıldığı şeylerde hikmet vardır.
Binaenaleyh bir müslümanın her işinde olduğu gibi bu hususta da Allah-u Teâlâ’nın emrini iltizam etmesi, kendi düşüncesine göre hareket etmemesi gerekmektedir.
Meselâ bir babanın, çocuklarından bazılarını mirastan mahrum bırakması veya vasiyet yoluyla daha fazlasını vermesi suretiyle adalet yapmaması câiz olmadığı gibi; kızlarını, sevmediği bir hanımından olan çocuklarını veya miras düşen diğer yakınlarını mirastan men etmesi haramdır ve büyük vebaldir. Zira Allah-u Teâlâ her hakkı sahibine vermiş, çizdiği bu sınırı aşmamalarını kullarına emretmiştir. Ölüm hak, miras helâldir.
Enes -radiyallahu anh- den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Bilesiniz ki, vârise vasiyet yoktur.” (Ebu Dâvud)
Mahrum etmek istediği kimse belki de sonunda kendisi için daha faydalı olacaktır.
İslâmiyet vârise vasiyeti menettiği gibi, ana veya babanın sağlığında hibe yoluyla çocuklarına farklı şeyler vermelerini de men etmiştir.
Numan bin Beşir -radiyallahu anh- der ki:
“Babam malının bir kısmını bana tasadduk etmişti. Bunun üzerine annem Amra binti Revâha ‘Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- i şahid göstermedikçe ben râzı olmam.’ dedi. Babam da sadakama şahid yapmak için beni Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e götürdü.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ona ‘Bunu bütün çocuklarına yaptın mı?’ diye sordu. Babam ‘Hayır!’ diye cevap verince buyurdu ki:
‘Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adalet gösterin.’
Bunun üzerine babam döndü ve o sadakayı geri aldı.” (Müslim: 1623)
Çocukları, ana-babalarına isyan ettirecek şeylerden kaçınmak gerekmektedir.
İnsan hayır-hasenâtını sağlığında yapmalı, borçlarını ödemeli, ödemediği borçlarını açık bir şekilde yazmalıdır.
| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |