Ücret İstemeyen Peygamber:

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, insanları Allah yoluna dâvet vazifesini yerine getirirken, ilâhi hoşnutluktan başka hiç kimseden hiçbir ücret ve herhangi bir karşılık talep etmemiştir.

Bu hususta Âyet-i kerimeler’de şöyle buyurulmaktadır:

“Resul’üm! Onlara de ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia edenlerden de değilim.” (Sâd: 86)

Hiçbir zaman Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz halktan en küçük bir menfaat beklemiş değildir. İltifat da istemiş değildir. Bütün iş ve icraatları Allah içindir. Onların yolundan gidenlerin de gidişatı böyledir.

Allah-u Teâlâ’nın Enbiyâ-i İzâm Hazeratı’nı göndermesinden maksat, kullarını hidayet yoluna dâvet etmekle, itaat edenleri sevaba yaklaştırmak ve günahtan uzaklaştırmaktır. Bunun içindir ki hiçbir peygamber bu maksadın dışına çıkmamıştır, tebliğleri mukabilinde emel-i dünya ve ücret gibi hasis şeyler beklememişlerdir.

Bir peygamber olarak insanların kurtuluşundan başka hiçbir şey istememektedir. Onların ıslah olması en büyük ücrettir.

“Resul’üm! Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabb’inin vereceği ücret daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Müminûn: 72)

O ücret istemedi. Kimseye yük olmadı. Onun izinden gidenler de kimseden bir ücret istemezler, onlar ücretlerini Cenâb-ı Hakk’tan beklerler. Diğerleri ise hem refah, hem ferah içinde yaşarlar ve neler neler yaparlar.

•

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde, iman etmedikleri için müşrikleri kınamaktadır. Yoksa Resulullah Aleyhisselâm onlardan hiçbir ücret istememekte, hiçbir menfaat beklememektedir. Sahibi onu dünyada da ahirette de rızıklandırır, büyük mükâfatlara nâil buyurur. Rezzâk-ı âlem O’dur.

“Resul’üm! Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden ağır bir borç altında mı kalıyorlar?” (Tûr: 40)

Böyle zannediyorlarsa bu zanları yanlıştır. Böyle bir talepte bulunmaktan elbette ki müteâlidir.

“Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun.” (Yusuf: 104)

Aslında ücret değmez değildir. Resulullah Aleyhisselâm’ın tebliğ etmiş olduğu din; gerek dünya saâdeti gerekse âhiret selâmeti bakımından en büyük menfaattir. Dünya ve içindekiler ücret olarak verilse bile azdır. Lâkin böyle olduğu halde, şahsı için hiç kimseden az veya çok hiçbir ücret istememiştir. Aksine varını yoğunu bu uğurda harcamaktan zevk duymuştur.

Ancak Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için, din-i İslâm’ın izzeti ve ehl-i imanın kuvveti için, malını infak etmek isteyen kimse de men olunmamıştır. Böylece kıyamete kadar her devirdeki müslümanlara güzel bir numune, şaşmaz bir ölçü bırakılmıştır.

Allah-u Teâlâ Yâsin sûresi’nin 21. Âyet-i kerime’sinde bu berzahı koyuyor:

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun. İşte onlar doğru yoldadırlar.”

Burada Allah-u Teâlâ bu doğru, bu yanlış diyor.

Bu Âyet-i kerime’nin nûr ışığı altında yürümek lâzım.

İnsan hakikaten Hazret-i Allah’a kul, Habib-i Ekrem’ine ümmet olmak istiyorsa, ahirete imanla göçmek arzusunda ise;

“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin.” (Âl-i imrân: 102)

Âyet-i kerime’sini hatırdan çıkarmamalıdır.

Müslüman olarak ölmek için de müslümanca yaşamak şarttır.

Bütün iş ve hareketimizi ahkâm-ı ilâhiye uydurmak lazımdır.

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemize Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin ahlâkı sorulduğunda:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in ahlâkı Kur’an’dı.” buyurdular. (Müslim)

Biz de onun izinde yürüyoruz diyorsak, bütün iş ve hareketimiz Hazret-i Kur’an olacak.

Onun için şimdiden elde fırsat dilde ruhsat varken samimi bir şekilde Allah’a kul, Habib-i Ekrem’ine ümmet olmak gerek.

“Oldum yok olabilsem.”

DEVAM

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |