“Ey İman Edenler!
Mallarınızı Aranızda Bâtıl Yollarla (Haram Sebeplerle) Değil,
Karşılıklı Rızâ İle Yapılan Ticaretle Yiyin.
Kendi Kendinizi Katletmeyin.
Şüphesiz ki Allah Size Karşı Çok Merhametlidir.” (Nisâ: 29)
“Allah Alış-verişi Helâl, Fâizi Haram Kılmıştır.” (Bakara: 275)
“Onlar ki Emanetlerine ve Ahitlerine Riayet Ederler.” (Meâric: 32)
Gözleriyle gördükleri halde gerçekleri kabul etmediler, böylece şirki ve küfrü imana tercih ettiler.
Allah-u Teâlâ onları kendi hallerine bıraktı, sapıklığa düşmekten onları korumadı.
Türkiye her ülkeyle, her blokla ilişkisini devam ettirmeli ve fakat hiçbirine ne iktisaden ne de askeri olarak bağımlı olmamalıdır.
Bu tür bağımlılık en sonunda bir kanadımızı kırar ve ülkemizin çıkarlarını tam mânâsıyla savunamayız.
Batı Avrupa tefekkür dünyasının son beşyüz yıllık seyri “İnsanı putlaştırma” noktasında nihayete ermiş,
Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp İkinci Dünya Savaşı ile neticelenen askerî ve siyasî sürecin sonunda Sovyetler ve
ABD gibi iki dehşetli gayr-i meşru çocuk dünyaya getirmiştir. (İkinci Dünya Savaşı’nda mezara gömülen diğer gayr-i meşru çocuğun -”Faşizm”in-
hayaleti hâlâ Avrupa’nın tepesinde dolaşmaktadır.)