KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA, DİNLEME ADÂBI ve
HAZRET-İ KUR’AN’A SAYGI

 

Hazret-i Allah, dünya yaratılalı beri insanların kendisini bilmeleri, kendisine ibadet ve taatı nasıl yapmaları, sosyal ve ferdi yaşayışları hususunda peygamberler vasıtasıyla kitaplar yollamış ve bu şekilde insanları ve cinleri yönlendirmiştir. Kimi Peygamber Aleyhimüsselâm efendilerimize sahifeler yollamış, kimi efendilerimize ise kitaplar göndererek ümmetlere emir ve nehiylerini bildirmiştir.

Son din İslâm dini ve O’nun Peygamber’i -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz vasıtasıyla gönderilen Kur’an-ı kerim, hem bütün dinlere ve ümmetlere gönderilmiş emir ve nehiyleri kapsamakta, hem de kıyamete kadar sürecek olan dünya yaşamında insanların uyması gereken vazifeleri, sosyal ve ferdi kuralları, hem de Allah-u Teâlâ’nın emir ve yasaklarını en son şekliyle bildirmektedir.

Kur’an-ı kerim; bir yaşayış biçimi kendisine uyanları en üstün bir şekilde idare eden mükemmel bir kitaptır. Bu kitap ve onu getiren üstün şahsiyet -sallallahu aleyhi ve sellem- sayesinde câhil ve vahşi bir topluluk, insanlık tarihinde görülmemiş bir değişimle numune ve kıyamete kadar kendilerinden bahsedilecek hiçbir toplumun yapmadığı ve yapamayacağı emsalsiz işler yapmışlar, birbirleriyle geçinemeyecek kadar huysuz ve câhillerken bu kitap ve Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sayesinde kardeşliğin, birlikteliğin neler sağladığını hem o devirde, hem de kendilerinden sonra gelecek olan insanlara göstermişler ve yaşayışlarıyla eşsiz bir numune hatıralar bırakarak dünya sahnesinden ayrılmışlardır.

Son birkaç yüzyılda İslâm milletlerinin sürekli olarak birçok yenilikten uzak kalmaları ecnebi devletler tarafından sömürülmeleri horlanışları ve açlık seviyesine varacak kadar başkalarının yardımına muhtaç olmaları bu kitabı ve onun getirdiklerini uygulamamaları gereken saygı ve ihtimamı göstermemeleri ve kulak ardı etmelerinden ileri gelmiştir. Halbuki geçmişten günümüze birçok gerek İslâm ve gerekse İslâm olmayan bilim ve ilim adamları fikirlerini bizatihi bu kitaptan almışlar ve bu kitabın gösterdiği yoldan giderek yeni yeni eserler ve buluşlar ortaya koymuşlardır. Günümüzün bilim devi ülkeleri kendi okullarında sırf Kur’an’ı inceleyen enstitüler kurmakta, Kur’an’ın bilim ve insanlık üzerine etkilerini araştırmakta ve bu sayede birçok yenilikler ortaya koymaktadırlar.

Kur’an’ı kerim okunması müslümanın dini ve mânevi hayatının gelişimi için çok mühimdir. Kur’an-ı kerim’i yaşayarak, hissederek okumak gerekir. Kur’an-ı kerim adâp ve erkânıyla okunmalı, usûl ve kâideleri bilinmeli ve sırf bu nurlu iş uğrunda bir ömür tüketilmelidir.

Allah Resul’ü -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz:

“Kur’an okuyan müslüman, tadı güzel olan turunç gibidir. Kur’an okumayan müslüman, tadı güzel fakat kokusu olmayan hurma gibidir. Kur’an okuyan münâfık, kokusu güzel, fakat tadı acı olan fesleğen gibidir. Kur’an okumayan münâfık ise, kokusu olmayan acı yaban keleği gibidir.” buyurarak Kur’an okumanın gerekliliğini bizlere bildirmişlerdir. (Buhâri. Tecrîd-i sarîh: 1784)

Allah Resul’ü -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Kur’an okumayı ve dinlemeyi çok severlerdi.

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur’an-ı kerim’i Cebrâil Aleyhisselâm’dan öğreniyorlardı. Ve öğrendiği şekilde okuyor, Ashâb-ı kiram’ına da bu şekilde öğretiyordu.

Katade’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, Kur’an-ı kerim’i şöyle okumuşlardı:

“Ben Enes bin Malik’e, peygamberin Kur’an okuyuşunu sordum o da ‘Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uzatılması gereken harfleri uzatırdı.’ buyurdu.”

“Enes bin Malik’e ‘Peygamber okuyuşu nasıldı diye soruldu. O, ‘Peygamber uzatılacak harfleri uzatarak okurdu.’ diye cevap verdi.

Sonra Enes örnek olarak, Bismillâhirrahmânirrahîm’i okudu da, ‘Peygamber Bismillâh’ı uzatır, er-rahmân’ı uzatır ve er-Rahîm’i uzatırdı, dedi”

“Ya’la bin Memlek, Ümmü Seleme’ye (r.a), Peygamberin Kur’an okuyuşunu sordu. (Vâlidemiz) Resulullah’ın okuyuşunu öyle tarif etti ki, bunu harf harf gösterdi.”

Yine ondan rivayet edilmiştir:

“Allah Rasul’ü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur’an’ı kesik kesik okuyordu. el-Hamdülillahi rabbilalemin diyor, sonra duruyordu. Sonra er-Rahmanirrahim diyor, yine duruyordu.”

Kur’an-ı kerim okumak kadar okunduğu zaman dinlemek ilâhi bir emirdir.

Hazret-i Allah bir Âyet-i kerime’sinde:

“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin.” buyurarak Kur’an’ı dinlemeyi işaret etmiştir. (A’raf: 204)

Allah Resul’ü -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Kur’an okunması ve dinlenmesiyle ilgili birçok Hadis-i şerif’ler buyurmuşlar ve özellikle Kur’an dinlemenin üzerinde durmuşlardır.

Hadis-i şerif’lerde şöyle buyurulmaktadır:

“Kim Allah’ın kitabından bir âyet dinlerse, ona kat kat sevap verilir. Kim de onu okursa o, kıyamet gününde o kimse için nur olur.” (C. Sağir: 8425)

İbn-i Abbas’tan rivayetle “Kim Allah’ın Kitab’ından bir âyet dinlerse o, ona nur olur.”

“Kur’an okuyana bir sevap, dinleyene iki sevap vardır.” buyurulmuştur.

Abdullah bin Mesud -radiyallahu anh- buyurmuştur ki:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bana hitaben, ’Bana Kur’an oku” buyurdu. Ben de Ona, ‘Kur’an sana indirildiği halde onu ben mi sana okuyacağım?’ dedim. Peygamber ‘Şüphesiz ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi severim’ buyurdu. Ben de kendisine Nisâ sûresini okumaya başladım. "Her ümmetten birer şahit, onlara da seni şahit getirdiğimiz zaman nice olur.’ âyetine geldiğimde, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, ‘Yeter, dur’ buyurdu. O sırada gördüm ki, Peygamber’in gözlerinden yaşlar akıyordu.”

Okunan Kur’an-ı kerim’ler insanlardan başka Cinler ve Melekler tarafından da dinlenir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde:

“Resul’üm! Hani Kur’an dinlesinler diye sana cinlerden bir tâife yöneltmiştik. Hazır olunca birbirlerine: ‘Susun!’ demişlerdi. Kur’an’ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak kavimlerine dönmüşlerdi.” (Ahkaf: 29)

“Gerçekten biz hayranlık veren çok hoş Kur’an dinledik.” buyurarak Kur’an okunduğu zaman cinlerin dinlediğini bildirmiştir. (Cin: 1)

Bir keresinde Üseyd bin Hudayr gece vakti Bakara sûresini okuyordu. Atı da yanında bağlıydı. Kur’an okurken birden at huysuzlaştı. Üseyd sustu. O susunca at da sakinleşti. Üseyd tekrar okumaya başlayınca at yine huysuzlaştı, susunca at yine sakinleşti. Üseyd yine okumaya başlayınca at yine huysuzlaştı. Üseyd okumaktan vazgeçmişti.

Çünkü Üseyd’in oğlu Yahya ata yakın bir yerde yatıyordu. Atın çocuğa zarar vermemesi için çocuğu geri çekti. Bu esnada başını çevirip gökyüzüne baktığında, beyaz bulut gölgesine benzer beyaz bir sis içinde kandil gibi birşeylerin parlamakta olduğunu gördü. Sonunda göremez oldu. Sabah olunca durumu Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e anlattı. O da bunların melek olduğunu söyledi ve şöyle buyurdu:

“Senin Kur’an okuyuş sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumaya devam etseydin, sabaha kadar seni dinlerler ve sabah insanlar onları görürlerdi.” (Buhâri)

Kur’an okumak Cenâb-ı Allah’ın biz insanlara bahşettiği çok büyük bir lütuftur, bunu meleklere bile vermemiş, bu sebebledir ki melekler kelamullahı dinlemeyi çok sever ve Kur’an meclislerine semadan inerler. Kur’an-ı kerim’i tane tane, anlaşılır, usûl ve kâidelerine uyarak sesli bir şekilde okumak gerekir ki “yalnız olmadığımız için” o esnada bizi kimlerin dinlediğini bilemeyiz.

Kur’an-ı kerim okurken Kur’an’ın kendine has edepleri vardır. Bu edepleri şöyle sıralayabiliriz:

Bütün ibadetlerin temeli ihlâstır. Kur’an okurken Alah-u Teâlâ ile konuşulmuş olunduğundan çok edepli ve ihlâslı olmalı, o mübarek nurlu kelimeleri ağıza aldığımız için ağız temizliğine dikkat edilmeli, misvak kullanılmasına dikkat edilmelidir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz bu hususta şöyle buyurmaktadırlar:

‘Şüphesiz kul, misvak kullanıp sonra namaza başlarsa, arkasında bir melek durur, onun okuyuşunu dinler, ona o kadar yaklaşır ki, ağzını ağzına koyar, okuyucunun ağzından bir şey çıkar çıkmaz, meleğin karnına girer.

Kur’an için ağızlarınızı temizleyiniz.”

Abdestli olunulmalı, temiz bir yer ve temiz elbise giyinilmeli. Çünkü Kur’an’ın şanına yakışan budur. Ayrıca melek ve cinnilerin orada bulunacaklarından güzel ortamda ve güzel giysiler giyilmeli, kıbleye yönelerek Kur’an okunmalı, mümkünse sabah vaktini seçmelidir ki Allah Resul’ü -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Allah’ım, ümmetim için gündüzün ilk vaktini bereketli kıl.” buyurmuşlardır.

Oturarak huşu içinde okumaya çalışılmalı, mütevatir kıraat üzere okunmalı, yüzünden bakarak okumaya dikkat edilmeli ki Hazret-i Osman -radiyallahu anh- Kur’an-ı kerim’i yüzünden çok okuduğu için iki mushaf eskitmiştir.

Okumaya başlamadan evvel şeytan’tan Allah-u Teâlâ’ya sığınmalı, yüksek sesle okumalıdır ki okuma aşk ve heyecanını artırır. Kur’an okurken ve dinlerken ağlamaya gayret edilmeli ki Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“Şüphesiz Kur’an tesirli indirilmiştir. Onu okuduğunuz zaman ağlayınız. Ağlayamazsanız, ağlar gibi yapınız.” buyurmuşlardır.

Meclislerde okunacaksa her meclise uygun âyetler seçip okunmalı, Kur’an hatmedildiğinde duâsı yapılmalı -ki Ashâb-ı kiram böyle yapmıştır- ve okunan Kur’an ile amel edilmelidir.

Âyet-i kerime’lerden, Hadis-i şerif’lerden ve Ashâb-ı kiram’ın yaşayışından anlaşılacağı üzere Kur’an okumak, dinlemek dinimizin gereğidir. Kur’an’ı buyurulduğu üzere okumalı ve dinlemelidir.

Allah’ımız bizleri Kur’an’ı okuyan, gereği gibi anlayıp dinleyen ve okunan Kur’an ile amel eden kullarından eylesin.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |