Bismillahirrahmanirrahim

"Varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri bulunmayan; kâinâtın Hâlik'ı, âlemlerin Rabb’i, dilek makamının en yücesi, ümit makamının en keremlisi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.
Bütün kâinat zât-ı Ahmedî'si ve nûr-i Muhammedî'si şerefine yaratılan, Allah-u Teâlâ'nın yüce Resul'ü ve biricik Habib'i, Rubûbiyet esrârının emîni, ahlâk-ı hamide'nin ve eşsiz faziletlerin menbâı, dünya ve ahirette en büyük rehberimiz, en güzel numunemiz, Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashâb-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."

Muhterem Okuyucularımız;

Narcılar, sûret-i hakk’tan görünüp, müslümanlardan öyle paralar topladılar ki; ne ev, ne araba, ne de para bıraktılar. Hararetli konuşmalarla insanları tahrik ettiler ve hepsini ellerinden aldılar.

Halbuki Allah-u Teâlâ bu haramı yasaklamıştı.

Âyet-i kerime’de:

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.” buyuruluyor. (Yâsin: 21)

Bir de bu hareketi İslâm namına yapınca, gadabullahı celbettiler.

Bu para toplamalar, müslümanların varlıklarını almalar o kadar büyüdü ki artık paraları koyabilmek için banka kurdular.

Böylece Hazret-i Allah’a alenen harp ilân ettiler.

“Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah’a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin.” (Bakara: 279)

Müslümanların paralarını, maddelerini aldıktan sonra şöhret ve iftar sofralarında haram-helâl gözetmeden milyarları savuruyorlar.

“Tesettür teferruattır” diyerek emr-i ilâhî’yi bir taraftan inkâr ediyor diğer taraftan nefsinin arzusunu ilâh edinerek ilâh’lık dâvâsını ilân ediyor.

Son beş-altı yıldır küfrün hoş görülmesi toplantıları yaptılar, Vatikan’a kadar gidip Papa’ya bağlılıklarını bildirdiler, 2000 yılı Nisan ayında ise Urfa’ya hıristiyan papa ve papazları ile yahudi hahamlarını dâvet ederek İbrahim Aleyhisselâm’ı dahi emellerine alet ettiler, küfürle kardeş olduklarını resmen ilân ettiler.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“Birbirine hasım iki zümre.” buyuruyor. (Hacc: 19)

Bu iman ve küfür berzahıdır, hakikat ile dalâlet berzahıdır. Tevhid ve şirk mücadelesidir.

Zira diğer bir Âyet-i kerime’sinde:

“İman ile küfür kesin olarak birbirinden ayrılmıştır.” buyuruyor. (Bakara: 256)

Bunlar ise iman ile küfrü karıştırmak istediler. Küfrü hoş gösterdiler ve tevhidi bırakıp şirki tercih ettiler. Allah-u Teâlâ’nın hududullah’ını kaldırmaya kalktılar. Allah-u Teâlâ böyle buyuruyorken onlar küfrün hoş görülmesi için çalışıyorlar.

Papa’nın ilân ettiği “Kurtarıcı misyon” isimli genelgesi “Dinlerarası diyalog, kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.” şeklinde iken bunların kime hizmet ettiklerini anlamayan, gözlerini açıp bu oyunu sezemeyen müslümanlara ne demeli?

Dinini ilân edip, papazı “Hazret” kabul edip, onun maksad ve gayesinin hedefe ulaşması, müslümanların hıristiyanlaşması için çalışmak, din-i İslâm’a ve güzel vatana en büyük ihanette bulunmak değil midir?

•

Allah'a emanet olunuz.

Bâki esselamü aleyküm ve rahmetullah...

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |