Küfür Bayrağını Nasıl Çekti?
İcraatları:

Narcıların metotlarına dikkat! Bunlar müslümanların çeşitli yollarla maddelerini almakta ustalaşmışlardır.

1. Balığa olta atar gibi, gözüne kestirdikleri bir kimseye evvelâ hediye gönderirler, karşılık beklemezler. Bu adam bu hediyenin altında kalmamak için mukabele etmek ister, almazlar. “Hele sen bizim bir toplantımıza teşrif buyur.” derler. Adam toplantıya geldiği zaman o hediyenin altında kalmamak için bir şey yapmak ister. Onlar da: “Bir burs, iki burs verseniz!” derler. Yani beş milyonluk bir hediyenin karşılığında adamın yüz milyonunu, iki yüz milyonunu hemen oracıkta hallederler. Adam da ister istemez mecbur olur, bu parayı verir. Artık bir yerine on bin alırlar, yüz bin alırlar.

2. Bunlar bu mesleğin ustası olmuşlar. Gözüne kestirdiklerini yemeğe dâvet ederler. Adam da yemeye dâvet ediliyorum diye memnuniyetle kabul eder. Fakat bu dâvetleri balık otu mesabesindedir. Ona yemeği yuttururlar, yemekten hemen sonra da salonlara çekerler. Yardım kampanyası açılır. Cazgırlar başlar bağırmaya: “Benden şu kadar, benden şu kadar!..” diye. Bunlar kendi içlerindeki adamlarının tuzaklarıdır. Buraya düşen bir misafir, bunları gerçek zanneder, bunların gözboyacılığına aldanır, bu durum karşısında utanır ve: “Benden de bu kadar!” deyiverir. hemen parasını alırlar. Artık iş sıraya dökülür. “Senden ne kadar?”, “Senden şu kadar?”, “Senden de şu kadar?”

Bu fasıl bittikten sonra, “Benden şu kadar!” diyen kalmayınca, artık senetle dolaşırlar. Para toplamak ve yanında parası olmayanlara senet imzalatmak için masaları bir bir dolaşırlar. “Sen ne kadar yardım ediyorsun?” derler. “Yanımda param yok.” diyenlere senet imzalayabileceğini söylerler. Adam mahçup olmamak için o senedi imzalar. Artık imza attı mı? Attı. O vaad ettiği parayı günü gelince alırlar. Vermezse icrâya verirler, evi, arabası, nesi varsa elinden alırlar, zerre kadar insaf etmezler. Adamı evsiz, arabasız, parasız pulsuz bırakırlar. Bunlara ne diyelim? İsmini siz koyun.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde bunlar hakkında şöyle buyurur:

"Âhir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa âlet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden bile tatlıdır, amma kalpleri kurt gönlü gibidir.

Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ (bu gibi kimseler için) şöyle buyuruyor:

Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için, onlara öyle ağır bir musibet vereceğim ki aralarında bulunan yumuşak başlılar şaşakalacaklardır." (Tirmizî)

Bir kere pençeyi taktı mı, kişinin ciğerini söker alırlar.

Daha önceleri İslâm’ı kullanırlardı, bu işleri İslâm nâmına yaparlardı. Fakat artık ne oldukları belli olunca, İslâm ismini kullanmıyorlar, yardım ismi altında topluyorlar. Artık İslâm ismi yok, yardım ismi var. Bu tuzaklarla halkı tuzağın içine düşürmeye çalışıyorlar. Tüccar demiyorlar, esnaf demiyorlar, talebe demiyorlar, bu tertip altında alabildikleri neleri varsa alıyorlar. Artık maskeleri düştü, ne oldukları belli oldu. Amma kurtulan da kurtuldu.

3. Bunların bir de himmet geceleri vardır. Bu himmet gecelerinde kendilerinin çok muhtaç olduklarını, talebe okuttuklarını, yardıma ihtiyaçlı olduklarını söylerler. Himmet gecesi adı altında çeşitli yollarla ve göz yaşlarıyla gayet ustalıkla karşıdakilerini rikkate getirirler.

Vâiz kürsülerinde müslümanların merhametini celp etmek için gözyaşı döken, “dünyalık bir evimden başka hiçbir şeyim yok” diyen adamı artık şimdi tanıdınız mı?

Amma bunu söyleyenler şimdi bankalar kurdular ve bu paralarla Amerika’da yaşıyorlar. Bir şu yaptığı işe bakın! Bir de şu yaşadığı hayata bakın!..

Daha evvel İslâm önderi gibi görünürlerdi, milyonlarca müslümanı küfre soktular. Küfrü hoş gördüler, küfrü hoş gördükleri zaman, küfrün içine batanlar battı.

Bir taraftan narcılık dinine çekmek suretiyle müslümanların imanlarını, diğer taraftan maddelerini, mal ve mülklerini aldılar.

Bunların iç durumlarını Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz bin dört yüz sene evvel haber vermiş ve diğer bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır.

"Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir. Onlar Kur'an okuyacaklar. Fakat Kur'an'ın feyzi onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır). Nitekim onlar, okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar, bir daha da ona dönemeyeceklerdir.

İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü bunlardır." (Müslim: 1067)

Karıncalar bala batar, bal yiyeceğim diye. Fakat bala girer hayatına mâl olur, ölür.

Her yönden narcılara bakıyorum, dinden çıkmışlar ve artık bir daha dine dönecek de değiller. Bunların durumları böyledir.

“Şüphesiz ki Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü kâfir olanlardır. Artık onlar iman etmezler.” (Enfâl: 55)

Ey arkadaş! Bunları tanı! Bunlardan kendini koru. Zira bir taraftan imanları, diğer taraftan maddeleri soyuyorlar.

Küfrü hoş görüyorlar ve küfür diyarında, ecnebi memleketlerinde barınıyorlar. Bu küfrü hoş görenlerden kaçının.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

"Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır." (Mâide: 51)

İşte Âyet-i kerime, işte yaptıkları!

Ya bu Âyet-i kerime’ye inanacaksınız müslüman olacaksınız, veyahut ki bu Âyet-i kerime’yi inkâr edeceksiniz kâfir olacaksınız.

4. Talebeleri bahane edip müslümanların kurbanlarını nasıl alıyorlar?

5. Zenginlerin işyerlerine giderler ve yardım dilenirler. Fabrikalar, fabrikatör evlerini bir bir gezerler. Talebeleri bahane edip yardım toplarlar. Oysa onlar talebelerden de ücretlerini alıyorlar.

Bu toplanan paralarla işte gördüğünüz gibi bir taraftan Amerika’da yaşıyorlar, diğer taraftan banka kuruyorlar. Bu İslâm dini’nde var mı?

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

"Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah'a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin." (Bakara: 279)

Bu Âyet-i kerime’ye bakıp hüküm vermeyecek misiniz?

Ey müslüman! Bu metodlara dikkat et, bunların tuzaklarına düşme. Zira hem imanın, hem de paraların gitmiş olur.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

"Fâsıka ikram eden kimse İslâmiyet’in yıkılmasına yardım etmiş olur." (Münâvî)

Binaenaleyh, bunlara vereceğiniz bir kuruştan bile ind-i ilâhîde mesulsünüz. Çünkü görüyorsunuz, ki bunlar küfrü hoş gördüler, İslâm’ı yıkmak için çıktılar. Siz de onlara destek oluyorsunuz. Onlara herhangi bir yardım ederseniz, İslâm dininin yıkılmasına yardım ettiğinizi artık öğrenin.

DEVAM

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |