DİNLERİ NARCILIK, İMANLARI PARA,
HAS HUYLARI; ÇEŞİTLİ YOLLARLA SAF ve TEMİZ MÜSLÜMANLARIN MADDELERİNİ ALMAKTIR!

“Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir. Onlar Kur'an okuyacaklar. Fakat Kur'an'ın feyzi onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır). Nitekim onlar, okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar, bir daha da ona dönemeyeceklerdir.
İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü bunlardır.”

(Müslim: 1067)

 

“Hizbullah’a Tâbi Olanlar, Hizbüşşeytan’a Tâbi Olanlar, Hizbülvahşet’e Tâbi Olanlar” isimli kitabımızın bölümlerine ehemmiyetine binaen kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

Evveliyatta Ne İdiler, Nasıl Başladılar:

İlk evvelâ talebelere teheccüd namazı kıldırmakla işe başlayan narcılar, İslâm’ın ön safında görünerek; temiz, nezih ve saf müslümanları avladılar. Sonra lüzumlu olan maddeyi elde edince ve etraflarında kalabalıkları görünce, kendilerinde bir güç gördüler ve dinlerini ilân ettiler, ilâh kesildiler.

Şöyle ki; İslâm’mış havasına bürünerek sûret-i hakk’tan göründüler, içeriye sızdılar. Bunlar daha evvel kurulmuş olan bir İslâm birliğini yürütür gibi oldular. Baştan takvâ hayatı yaşıyor gibi göründüler. Kürsülerde İslâm’ın iyiliğinden, küfrün kötülüğünden bahsettiler. Bu mülkün sahibi olan Allah-u Teâlâ’nın emir ve nehiylerinden uzun uzadıya söz ettiler. İslâm dinine göre talebe yetiştiriyorlardı. Zira Bediüzzaman Hazretleri’nin izinde idiler. O büyük velinin feyiz ve bereketi ile talebeleri bir müddet böylece devam etti. Teheccüd namazı dahi kılıyorlardı. Fakat hemen prensiplerini değiştirdiler, para toplamaya başladılar. Bu ise İslâm dininde yasaktır. Buradan yanılgıya düştüler. Zira bu Âyet-i kerime bir berzahtır.

Allah-u Teâlâ buyurur ki:

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.” (Yâsin: 21)

Onlar İslâm’mış gibi göründüler, bu perde altında halkın evini, arabasını almaya başladılar. İslâm’dan ilk ayrılışları böyle oldu.

Bu topladıkları haram olduğu için harama daldılar. Haram yiyince yolları değişti. Artık şöhret, nam, makam sevdasına düştüler ve o biricik yoldan ayrıldılar ve din-i İslâm’dan çıktılar.

Artık işleri çeşitli yollarla müslümanların maddelerini almak oldu. Sinsi sinsi İslâm’a böylece büyük düşmanlık yapıyorlardı. Çünkü müslümanların ellerinden bütün varlıklarını alıyorlardı.

DEVAM

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |