Bismillahirrahmanirrahim

"Varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri bulunmayan; kâinâtın Hâlik'ı, âlemlerin Rabb’i, dilek makamının en yücesi, ümit makamının en keremlisi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.

Bütün kâinat zât-ı Ahmedî'si ve nûr-i Muhammedî'si şerefine yaratılan, Allah-u Teâlâ'nın yüce Resul'ü ve biricik Habib'i, Rubûbiyet esrârının emîni, ahlâk-ı hamide'nin ve eşsiz faziletlerin menbâı, dünya ve ahirette en büyük rehberimiz, en güzel numunemiz, Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashâb-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."

 

Muhterem Okuyucularımız;

Şeytan, insanın en büyük düşmanıdır.

Her insanın bir şeytanı vardır. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin de kendisine musallat olan bir şeytanı varken, Allah-u Teâlâ ona yardım etmiş ve şeytanı müslüman olmuştur.

Allah-u Teâlâ, şeytanın insanlığın babası Âdem Aleyhisselâm’a olan düşmanlığını, onu yasak meyveden yedirerek nasıl aldattığını, yalan yere yemin ederek ve hile ile Rabb’ine karşı nasıl muhalefet ettirdiğini, neticede cennetten çıkarılmaya sebep olduğunu, Âdemoğullarına kıyamete kadar süren bir harp ilân ettiğini, Kur’an-ı kerim’inde açıkça haber vermiştir.

Kullarına karşı çok şefkatli, çok merhametli olduğundan şeytanın düşmanlığından korumak ve sakındırmak için şöyle buyuruyor:

“Ey Âdemoğulları! Ben size: ‘Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık bir düşmanınızdır, bana kulluk edin, bu dosdoğru yoldur.’ diye emretmedim mi?” (Yâsin: 60-61)

Kendisini şeytana teslim eden kişi ona ibadet ediyor demektir.

İnsanlara kötülük telkin eden şeytanlar olduğu gibi, şeytanlaşmış insanlar da vardır. Onlar şeytanın emrinde ve hizmetindedirler. Bütün iş ve icraatları şeytarın talimatı ve emirleri doğrultusunda olur. Kendileri saptıkları gibi, başkalarını da sapıtmak için çalışırlar.

Nitekim Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

“Şeytan onları istila etmiş, onlara Allah’ı anmayı bile unutturmuştur.” (Mücâdele: 19)

İşte şeytan boyunduruğu altına aldığı kimselere böyle yapar.

“Onlar şeytanın hizbi (partisi)dirler.” (Mücâdele: 19)

Askeri ve yardımcısıdırlar. Günah, isyan, tuğyan ve düşmanlık hususunda birleşmişlerdir. İşte “Ülâike Hizbüşşeytan” buyurulanlar bunlardır.

“İyi bilin ki, asıl kayba uğrayanlar şeytanın hizbi (partisi)dir.” (Mücâdele: 19)

Çünkü onlar şeytanın partisine iltihak etmişler, dünya saâdetinden ahiret selâmetinden mahrum kalmışlardır.

Gerek “Hizbüşşeytan”a tâbi olanlar ve gerekse şeytan ve onun askerleri tamamen cehenneme sevkedileceklerdir.

Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:

“Doğrusu, ki ben hep doğruyu söylerim, mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım.” (Sâd: 84-85)

Bu ilâhî beyan, Allah-u Teâlâ’nın emrini ve hükmünü bırakıp da şeytana uyan herkes için azap bildiren bir tehdittir. Onlar o fena hareketlerinin cezasına kavuşmuş olacaklardır. Bu ise fıtrî kabiliyetlerini kötüye kullanmalarının bir neticesidir.

Tarih boyunca hak-bâtıl mücâdelesinin esası budur. “Hizbullah” ile “Hizbüşşeytan” devamlı surette mücâdele hâlinde bulunmuşlardır.

Nitekim bir Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Andolsun ki biz Semud kavmine: ‘Allah’a kulluk edin!’ desin diye kardeşleri Sâlih’i gönderdik.

Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.” (Neml: 45)

Nitekim Resulullah Aleyhisselâm’ın da zaman-ı saâdetlerinde halk iki fırkaya ayrılmış ve aralarında mücadele başlamıştı.

Hak-bâtıl mücadelesi insanlık tarihi boyunca sürüp gelmiştir ve kıyamete kadar da devam edeceği muhakkaktır.

Bu minval üzere bazı Peygamber Aleyhimüsselâm Hazerâtı ve onlara karşı gelen “Hizbüşşeytan” adı ile anılan şeytan taraftarlarından da misaller verilerek, Hakk ile bâtılın arasına Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerin nur ışığı altında berzah konulmakta ve Ümmet-i Muhammed’in istifadesine arz edilmektedir.

Allah'a emanet olunuz.

Bâki esselamü aleyküm ve rahmetullah...

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |