Bismillahirrahmanirrahim
"Varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, zâtında ve sıfâtlarında eşi benzeri bulunmayan; kâinâtın Hâlik'ı, âlemlerin Rabbi, dilek makamının en yücesi, ümit makamının en keremlisi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.
Bütün kâinat zât-ı Ahmedî'si ve nûr-i Muhammedî'si şerefine yaratılan, Allah-u Teâlâ'nın yüce Resul'ü ve biricik Habib'i, Rubûbiyet esrarının emini, ahlâk-ı hamide'nin ve eşsiz faziletlerin menbaı, dünyâ ve ahirette en büyük rehberimiz, en güzel nümunemiz, Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashab-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."
Muhterem Okuyucularımız;
Son günlerde basın-yayın organlarında Mekke’deki Osmanlı’dan kalma Ecyad kalesinin yıkılmasıyla gündeme gelen Vehhabîler aslında uzun süredir gerek memleketimizde gerekse diğer İslâm memleketlerinde içten içe, gizliden gizliye faaliyetlerine devam etmekte, Allah-u Teâlâ’nın dinini kendilerine maletmeye çalışarak İslâm’a en büyük zararı vermekte, tefrika, fitne çıkartmaktadırlar.
Vehhâbîler, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere başta olmak üzere birçok şehirleri işgal etmişler, Ashâb-ı kiram’ın ve sâlih zâtların türbelerini yıkıp yakmışlardır. Kendi dinlerine göre hareket etmişler ve sonra din-i İslâm’ı kendilerine mâl etmişlerdir.
Böylece Vehhâbîlik dinini ilân ettiler. Sünnet-i seniye’yi öldürdüler. Resulullah Aleyhisselâm’ı hükümsüz hâle getirmeye çalıştılar.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ini en üstün şerefle müşerref eyleyen Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı kerim üzerine yemin ederek onun doğru yolda olduğunu ve dosdoğru bir yolu gösterdiğini; bu nurlu yolda gönül huzuruyla, emin adımlarla yürümesini beyan buyuruyor:
“Yâsin. Kur’an hakkı için ey Resul’üm! Muhakkak ki sen gönderilmiş peygamberlerdensin ve doğru bir yol üzerinde, üstün ve çok merhametli Allah’ın indirdiği Kur’an yolu üzerindesin.” (Yâsin: 1-5)
Onun yolundan sapan; kim olursa olsun, dinden sapmıştır, İslâm dâiresinden çıkmıştır. Ölçü budur. İmanı olana bu Âyet-i kerime’ler kâfidir.
O öyle bir doğru yoldadır ki, Allah-u Teâlâ’nın nurundan bir nurdur. Kendi nurundan nurunu yarattı, o nurdan mükevvenâtı donattı, Mirac-ı şerif’te Cebrâil Aleyhisselâm dahi bir adım atamadı, o ise huzur-u ilâhîde bulundu, onu nurundan yarattığı için o yanmadı. Amma bu nurdan ayrılan, kim olursa olsun İslâm’dan ayrılmıştır.
Vehhâbîler dinimizin düşmanıdır. Allah-u Teâlâ’nın dinini kendilerine mal etmeye çalışan din hırsızlarıdır. Buradaki bölücüler ise hem dinimizin, hem de vatanımızın düşmanıdırlar.
Hiç şüphesiz Allah-u Teâlâ’nın dini olan İslâm dinini kendine mâl etmek isteyen hırsızlar olduğu gibi, İslâm dini’nin müdâfileri de mevcuttur.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“De ki: Hak gelmiştir, Artık bâtıl ne yeniden birşey başlatabilir, ne de tekrar geri getirebilir.” (Sebe: 49)
Güneş çıkınca karların eridiği gibi eridiler, ne din kurucuları kaldı, ne türemeleri kaldı, hepsi de sükût-u hayâle uğradılar. Bu nur ile müminler maddi-mânevî şifâ buldular, ilâhi rahmete kavuştular. İmanlarını muhafaza ederek küfre düşmekten kurtuldular. Fakat onları ilâh edinenler ise zâlim oldular, hüsrana uğradılar.
Allah'a emanet olunuz.
Bâki esselamü aleyküm ve rahmetullah...
| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |